Yazar
Giriş Tarihi : 26-11-2017 00:00   Güncelleme : 26-11-2017 00:00

Siddete Karsi Milli Seferberlik

Bu topraklarda ve dünyada sürekli kanayan bir yara kadina, kiz çocuklarina siddet ve kadin cinayetleri

Siddete Karsi Milli Seferberlik

Bu topraklarda ve dünyada sürekli kanayan bir yara kadina, kiz çocuklarina siddet ve kadin cinayetleri. Alinan önlemler, verilen egitimler, yapilan çalismalar maalesef bir çare, çözüm olamiyor. Her gün yeni kadin cinayetleriyle gözümüzü açiyoruz yeni güne. Yeniden, Yeniden, Yeniden Önlenemeyen bir sekilde artarak devam ediyor. Son on yilda ülkemizde 1915 kadin, erkek siddetine maruz kalarak hayatini kaybetti. Bu kadinlarin kimisi salçaya yemek koydugu için, kimisi aldatilmasa süphesinden, kimisi barisma isteginin reddinden dolayi sevdikleri erkek, babalari ya da birlikte yasadiklari erkekler tarafindan yasamlarina son veriliyor.   Üstelik sadece tasrada egitimsiz insanlar tarafindan degil egitimli kisiler tarafindan da oldukça yaygin bir sekilde eslerine, kizlarina, sevgililerine siddet uygulaniyor ve öldürülüyorlar. Her gün yeni bir kadin bedeni mezara girmekte onu mezara sokan ise hafifletici nedenlerle gülünç ve bir o kadar ibretlik cezalar almakta.  Alinan bu cezalar ise toplumun bagrinda derin yaralar açmakta. Dünyada her 3 kadindan birisi esi, birlikte oldugu erkek veya babasi, abisi tarafindan fiziksel ve cinsel siddete maruz kaliyor.  Ülkemizde ise tablo daha vahim bir durumda. Kadinlarin yüzde 36'si birlikte oldugu erkek tarafindan siddete maruz kalmakta. Ataerkil toplum yapisinin bir sonucu olarak genelde 2. sinif vatandas muamelesi görüyor. Toplumda "Kadinin karnindan sipayi, sirtindan sopayi eksik etmeyeceksin." lafi bile durumum vahametini ortaya koyan bir söylem. Tablo bu kadar vahimken siddet çesitli sekilde toplumda körükleniyor.  Çocuk dogdugunda aile içinde siddet görünce ögreniyor ve bunu ilerde esine uyguluyor. Çünkü siddet ögrenilen bir davranis. Ayrica televizyonlarda da sürekli kadina siddet uygulanmakta ve kadin bir meta olarak sunulmakta. Kadina siddete karsi bilinç olusturmak için her yil 25 Kasim tarihinde çesitli etkinlikler yapilmakta, egitimler verilmekte. Ama maalesef bu günde de kadinlar en yakinlari tarafindan öldürülmeye devam etti. Sanliurfali 20 yasindaki Belkis babasi tarafindan sik sik evden kaçtigi gerekçesi ile önce biçakla yaralandi daha sonra ise türbenle bogularak öldürüldü. Bu nasil bir babalik. Hangi vicdan 20 yasindaki hayatinin baharinda olan bir kisiye kiyabilir. Hangi gerekçe ile olursa olsun.  Bir baska örnek ise 25 Kasim tarihinde ise bir utanç daha yasandi.  Geçtigimiz yil Diyarbakir'da 16 yasindaki Amine Demirtas abisi tarafindan erkelerle telefonda görüsüyor diye bir hafta boyunca pense, tahta ve plastik sopalarla iskence edilen ardindan üzerine su döküp elektrik vererek öldüren davada abiye iyi hâl uygulanmasi.  Kardesi iskence ile öldüreceksin daha sonra iyi mahkemedeki iyi halinden indirim alacaksin. Böyle bir sey olmasi bile kanunlarimizin kadina siddet konusunda ne kadar yetersiz ve erkek egemen oldugunu gösteriyor. Cinayeti isleyeceksin, iskence yapacaksin ya da kiz çocuklarina tecavüz edeceksin sonra iyi hâl indirimi alacaksin.  Böyle bir seyin yasanmasi bile toplumun siddeti ne kadar kaniksadiginin, normal bir davranis olarak gördügünün bir sonucu. Siddetle ilgili okullarda verilen egitimler çok yetersiz ve bu durumu düzeltemiyoruz. Ama bu egitimleri artirmaliyiz. Hatta egitimleri sadece okulla sinirli tutmamaliyiz. Toplumun tüm kesimleriyle ortaklasa siddete karsi bir seferberlik baslatmamiz lazim. Buna toplumun tüm kesimler ögretmenler, gazeteciler, radyo, televizyon sahipleri, siyesiler hepsi katilmali. Ancak bu sayede siddeti bitiririz. Erkek bakis açisiyla hazirlanan yasalar düzenlenmeli, cezalari daha caydirici bir hale getirmeliyiz. Cezalari uygulayan hâkimlerimizi de bilinçlendirmeliyiz.  Kadina siddetin, kadin cinayetlerini önüne geçmek için idamin gelmesi lazim.  Cinayetlerin olmadigi, kadinlarin güven içinde, mutlu yasadiklari bir toplum, ülke temennisiyle