Röportaj
Giriş Tarihi : 23-12-2020 16:36   Güncelleme : 23-12-2020 16:36

Ruh Sağlığını Korumak İçin Tavsiyeler; Düşünceler de Bulaşıcıdır!

Koronavirüs süreci başladığından bu yana Dünya genelinde bir izolasyon süreci başladı. İnsanlar kendini izole ettikçe sosyalleşme konusunda geri kaldığını düşünerek, psikolojik olarak bir çöküntü içerisine sürüklenebiliyor.

Ruh Sağlığını Korumak İçin Tavsiyeler; Düşünceler de Bulaşıcıdır!

Pandemi sürecinin sosyal hayata etkisi ve bireyin sosyalleşme sürecinde birebir temasın gerekliliğini sorgulamak için, Psikolog Meryem Zeynep Özdemir ile bir araya geldik. Yüz yüze temasın yani bir yüz görerek iletişimde kalmanın ruh sağlığı için koruyucu ve takviye gıda gibi etki gösterdiğini savunan Psikolog Meryem Zeynep Özdemir, duyguların da bulaşıcı olduğunu hatırlatarak, negatif eğilimde olan insanlarla virüs hakkında konuşmaktan kaçınmanın faydalı olacağını söyledi.

Yaklaşık bir yıldır Koronavirüs salgını ile mücadele ediliyor. Bu süreçte insanlar kendini psikolojik olarak nasıl korumalıdır?

Dünya çapında bir salgının ortasındayız ve hepimiz merak ediyoruz: "Bu ne zaman bitecek?" Nasıl etkileneceğimizi ve bu sürecin ne kadar süreceğini tam olarak bilmiyoruz dolayısıyla bizlerin belirsizlikle başa çıkma becerileri devreye giriyor burada. Eğer bu süreci idare edecek kadar baş etme becerilerine sahip değilsek ezici bir korku, kaygı ve paniğe sürüklenebiliriz. Neyse ki kaygımızı ve korkularımızı yönetmek için böylesine benzersiz bir kriz ortamında bile yapılabilecek şeyler var.  Sosyal mesafe artık her birimizin bir sorumluluğu ancak sosyal mesafenin de beraberinde getirdiği riskler var. Biz insanlar; bağlantıda olmayı, iletişmeyi, fiziksel temasını severiz. Donanımımızda sosyal olmak, bağlantıda kalmak var. Bu nedenle elimizden geldiğince bağlı kalmak ve ihtiyaç duyduğumuzda desteğe ulaşabilmeyi önemsiyoruz.

Sosyalleşmek için illa yüz yüze bir iletişim yöntemi mi gerekli? Sosyal mesafenin hayatımızın her noktasına girdiği şu günlerde insanlar yalnızlaşır mı?

“Sosyal mesafe varsa sosyalleşemeyiz/yalnızlaşırız.” Bu bir yanılgıdır. Yaşamımızı ve sağlığımızı güvende tutabilmek için şimdilik alternatif sosyalleşme olanakları oluşturabiliriz. “Ama nasıl?” kısmı var tabi bunun. Komşu toplantıları, arkadaş gruplarıyla buluşmalar bunlar başlı başına risk artık. Yüz yüze ziyaretler sınırlı olsa dahi, mümkünse görüntülü sohbet tercih edilebilir.  Yüz yüze temas, bir yüz görerek iletişimde kalmak ruh sağlığımız için bir koruyucu-takviye gıda gibidir. Yalnız bu sohbetlerde başrolün virüs değil başka konular olmasına özen gösterebiliriz. Salgınla ilgili stresli düşüncelere bir mola vererek, sadece birbirimizin arkadaşlığından zevk alarak, ekrandan taşan kahkahalarımızla ve hayatımızda olup biten diğer şeylere odaklanarak bağlantıda kalabilirsek ne alâ.

Koronavirüsün yayılım hızı, vaka sayıları, aşı ile ilgili komplo teorileri… Bu kadar konu içerisinde birey kendini nasıl uzak tutabilir?

Sonuç olarak çoğumuz bu zor zamanda bir desteğe ihtiyaç duyuyoruz. Bununla beraber empatik, anlayışlı bir dinleyicimiz varsa bu destek tadından yenmez. Yine aynı noktaya değineceğim; bulaşıcı olan tek şey virüs değil, duygular da bulaşıcı. Üstelik duygular sosyal mesafe de dinlemez. Negatif olma eğiliminde olan veya korkularımızı besleyen ve büyüten insanlarla virüs hakkında konuşmaktan kaçınmak doğru bir karar olabilir.

Ebubekir Atilla’nın Röportajı