Yazar
Giriş Tarihi : 21-07-2020 17:43   Güncelleme : 21-07-2020 17:43

KUKLACININ ELİNDE KUKLA OLMAK

“Kukla olduktan sonra iplerin kimin elinde olduğunun bir önemi yoktur

KUKLACININ ELİNDE KUKLA OLMAK
“Kukla olduktan sonra iplerin kimin elinde olduğunun bir önemi yoktur.” Aklını ve kalbini kiraya verenler hiçbir zaman kendi kişiliklerini ve özelliklerini yansıttıkları hayatlarını yaşayamazlar. Kukla kelimesi tiyatral bir kavram olsa da sadece ‘Pinokyo’ ile sınırlı değildir. Bir ömür kendisi olamayıp hep başkası olana nice kimliksiz ve şahsiyetsiz özel ve tüzel kişiliklere rastlamak o kadar olası ki… Sürü psikolojisi ile hafif bir benzerlik arz etse de bu daha farkı bir gerçeklik. Siz susup eğer yerinize başkası konuşuyorsa veya siz karnınızdan konuşmak zorunda kalıyorsanız bir şeyler ters gidiyor demektir. Size sen otur tüket, ben üretirim, Sen düşünme ben düşünürüm, Sen bakma ben bakarım, Sen görme ben görürüm, Sen duyma ben duyarım, Sen sorma, sorgulama ben senin yerine yaparım, Sen söyleme ben söylerim, Sen işine bak ben hallederim şeklindeki ifade tarzları ve bunların boyutlarıyla düşündüğümüzde birilerinin sizi resmen kukla olarak kullandığını görürüz. Vaziyet öyle bir hal alır ki, kişi bizatihi kendisi olmadığı için ipine tutana sadık kalmak adına belki de bir kukla olmaktan ötürü işi eğlenceli zanneder ve ipi kopmasın (kopsun da kendisine ipsiz mi desinler?)diye elinden gelen yıkama yağlamayı yapmakla meşgul olur. Kuklalarda kalp ve duygular yoktur. Yüz ifadeleriniz, içiniz kan ağlasa da standarttır değişmez. Sadece ipinizi elinde tutanlar sizi farklı figürlerle ileri-geri, aşağı-yukarı ederler. Bakış açınız iplerinizi tutanla ayna yönedir. Zaten nereye baksanız da görüp-görmeminiz hiçbir anlam ifade etmez ipinizi tutanlar açısından. Kuklacı kuklasını oynatırken onu izleyen bazıları da kendi iplerinin de başkalarının elinde olabileceğini hiç düşünmeden güya eğlenirler. En üstün varlık olarak yaratılan insanoğlu nasıl olur da duyu organlarını köreltip iplerini bir kuklacının eline verir ve eğlence konusu olabilir? Kuklacılık yapmak isteyen özel-tüzel kişilerin yanı sıra, özellikle iradesini, vicdanını ve inancını başkasının eline vermeye hevesli, köle ruhlu özel ve tüzel kişiler de o denli fazladır toplumumuzda.  Bunun için isim vermeye hiç gerek yoktur. Çevrenize dikkatli baktığınızda kuklaları ve kuklacılarını çok rahat görebilirsiniz. Siz buna taklitçi zihniyet mi dersiniz, duygu körelmesi mi dersiniz, beyinsizlik mi dersiniz, ilahlaştırma mı dersiniz, hazır bulma mı dersini, tembellik mi dersiniz ne derseniz deyin! Sahi ne diye birileri sizi istediği tarafa çevirip elinizi, kolunuzu, ayağınızı ve başınızı oynatıp; duygusuz, hissiz, teslimiyetçi, kaderci bir yapıya büründürüp burnunuzu uzatarak eğlence konusu yapsın ki? Siz cansız değil bilakis canlısınız ve üstelik en üstün canlısınız. Yoksa Ömer Hayyam’ın dediği gibi farkına varmadan hepimiz (hâşâ) bir kukla mıyız? “Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz, Kuklacı felek usta, kuklalar da biz, Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer; Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.” Şayet irademizi, duygu ve düşüncelerimizi dışarıda bırakıp çeşitli kurum, kuruluş, kanaat önderi, lider, hoca vs.’ye aklımızı kalbimizle ipotek edersek oyun bitiminde kukla sandığına gireceğimiz muhakkaktır. Neden, niçin ve ne zaman diye araştırarak, sorgulayarak ve eleştirerek hakikatin peşine düşülmediği müddetçe bir kuklacının elinde kukla olmak an meselesidir. “İnsanın akıllıca hareket edebilmesi için üç yolu vardır; birincisi, yapacağı şey üzerine düşünmektir ki bu en asil yoldur. İkincisi, önceden yapılmış iyi bir şeyi tenkit etmekle olur, bu en kolay yoldur. Üçüncüsüne gelince bu en acı yoldur, deneyerek ve uğraşarak bulduğun yoldur.” (Konfüçyüs) “Ancak, kendi kendini idare edebilen akıllı insanlar hürdür.” (Horace Mann) Hür olmayan insan da köle demektir. “Doğru işlemeyen akıl keskinmiş neye yarar, saatin iyiliği koşmasında değil, doğru gitmesindedir.” (Luc Vauvenarques) “Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.” (Montaigne) Aklını ve kalbini kiraya verip kukla olaya rıza gösterenlerin bizi ve memleketi ne hale getirdikleri ve daha da getirebilecekleri herkesin malumu olsa gerek. Konumuzu meşhur bir hadis mealiyle bitirelim: “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.”  (Müslim, İman 78)