• DOLAR
    7,8158
  • EURO
    9,4809
  • ALTIN
    461,55
  • BIST
    10,5045
  • 0
  • 798
  • 28 Ekim 2020 Çarşamba
  • +
  • -

Evlatlık birinin yasayla evlat hakkı tanıdığı, evlat edindiği kimse anlamına gelir veya başkasına ait bir çocuğu kendi çocuğu olarak kabul etmedir. Evlatlık günümüz toplumsal sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır kimi zaman,  kimi zaman da takdir edilesi bir hale bürünür. Bunda da en büyük etken vicdan rızasıdır.  Ailenin her koşulda evlatlık edindiği kişiyi kendi öz evladıymış gibi benimsemesidir vicdan rızası. Neyse evlatlık önemli bir müessese, hafife alınacak bir konu değil. Her iki cihanda da hesabının sorulacağı bir konudur. Evlatlık gelecek nesillerin şekillenmesinde de önemli bir konu olarak kendini gösteriyor. Mesela bakıyoruz iyi bir çocukluk süreci geçiremeyen şahıslar ilerde soytarı, zibidi, serseri dediğimiz tiplemelerle karşımıza çıkıyor ve kendine çoğu zamanda çevresine, en yakınlarına büyük zararı veriyor maddi ve manevi açıdan. Bu durum da çarpık bir aileleşme yapısına neden oluyor. Ailede saygı sevgi yoksunluğu baş gösteriyor, ben duygusunun ağır bastığı bir ortam oluşuyor, umursamamazlık hâkim oluyor ve maalesef yeri geliyor bu genç evlatlarımızı da kaybedebiliyoruz. Çünkü yaşadıkları veya hissettikleri altında ezim ezim eziliyorlar. Her anlamda iyi bir ailede yetişmiş çocuk ise hem madden hem de manen iyi bir gelecekle tanışır. Mutlu yuvaların inşa edilmesinde de  öncü olurlar… Bu sebepledir ki Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tüm bu olasılıklar üzerine evlatlık edindiriyor.  Üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalışıyor devlet.  Evlat edinme çeşitli nedenlerden kaynaklanır.  Genellikle neslin devamı için evlat edinmek istenir yoksul olduğu için aileye destek olmak için evlat edinilir. Bu evlatlık edinme geçmişten geleceğe uzanan bir serüvendir.  Günümüzde ortaya çıkan bir konu değildir. diğer yandan öncelikle hemen hemen herkes çocuk sahibi olmak ister. Ama bu istek bazılarına nasip olmaz bazıları da tıbbi tekniklerle, tedaviyle  çocuk sahibi olur.  Ama kimse demez bu hayır mı şer mi diye. Belki de evlat ile sınanıyoruzdur demiyor kimse. İlla çocuk diyoruz bazen. Olacağa bırakmıyoruz. Sonrada olanlar oluyor.  Benim çevremde de bazı evlat edinen bireyler var. Hepsi ilk başta çok istediler ama zamanla evlat edinilen kişileri yetiştirme konusunda sıkıntı yaşadılar. Bazıları huzurunu kaybetti bazıları da huzuru buldu. Bazılarında da miras davası gündeme oturdu. Bazısı da çocuğu yeniden evlat edindiği yere götürmek istedi… Bu açıdan evlatlık evlat edinme meseleleri toplumsal bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.  Ayrıca evlatlık edinen çocuğa evlatlık olduğu söylenmesi de çocuğun geleceğini karartabilir kendini ötekileştirebilir çocuk bu konuda. Yâda hoş görüp hayatını devam ettirebilir.  Velhasıl hiç bir kan bağı olmayan bir çocuğu alıp büyütmek ona güvenli ve sevgi dolu bir hayat sağlamak gerçekten çok önemli bir sosyal sorumluluktur. İnsanlar kendi öz çocuklarına karşı olan görevlerini yerine getirmekte bile ihmalkâr davranabiliyorken bir başkasının bırakıp gittiği canlıyı sahiplenmek zor bir duygudur. Tüm bunlar göz önüne alınmalı ve evlat edinme konusu bu yüzden yeniden yeniden gözden geçirilmeli.

Öte yandan İslâm evlatlığa pek sıcak bakmaz bunu ayetleriyle de dile getirir nedeni de de tek tek açıklar. İslâm Hukukunun evlâtlık kurumunu onaylamamasının tabii bir sonucu olarak bazı toplumsal sorunların da önü kesilir. Mesela evlâtlığın nesebi evlât edinene bağlanmaz, aralarında mahremiyet meydana gelmez ve mirasçılık ilişkisi doğmaz.  Bakalım ayeti kerimelerde konu nasıl işlenmiş…

Ahzab Suresi, 4. ayette: “Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip-iletir.”denmiş.

Ahzab Suresi, 5. ayeti kerimede de : “Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah Katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” sözlerine yer verilmiş.

Ahzab Suresi, 37. ayette ise şunlar aktarılmış: “Hani sen, Allah’ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: “Eşini yanında tut ve Allah’tan sakın” diyordun; insanlardan çekinerek Allah’ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisi’nden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü’minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.”

Son olarak tüm bunlar ışığında evlatlık konusunda nasıl bir yol izleneceğiniz yine size kalıyor diyorum ve sözlerimi noktalıyorum, selametle…

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber