Genel
Giriş Tarihi : 10-08-2020 17:16   Güncelleme : 10-08-2020 17:16

Bulgur Kazanları Kaynamaya Başladı

Bir yandan buğday hasadı devam ederken bir yandan da çıkan hasılatlar kaynamaya veriliyor. İlde kaynayan kazanlar ise koca bir yılın aşını oluşturuyor...

Bulgur Kazanları Kaynamaya Başladı
Bir yandan buğday hasadı devam ederken bir yandan da çıkan hasılatlar kaynamaya veriliyor. İlde kaynayan kazanlar ise koca bir yılın aşını oluşturuyor... Hem yazın hem de kışın çeşitli alanlarda yararlanmak adına ekilen buğdaylar biçildi. Biçilen buğdaylar ise kazanlar yardımıyla kaynatıldı. Bu noktada buğdayı ve daha fazlasını konuştuğumuz Topsöğütlü ev hanımlarından Meryem Kızıl ve Hanım Dayan, “Malatyalıların işi bitmez kayısı kayısıdan sonra buğday sonra salça sonra üzüm bazı yerlerde kiraz, elma derken bir bakmışız kış olmuş. Yazın demek bizim için alın teri demek. Aşımızı yazın bu saydıklarımızı yaparak çıkarıp kışında faydalanıyoruz.  Buğday işi eziyetli bir iş aslında, şimdi kolaylaştırılmış. Eskiden buğdaylar el ile biçilirdi,  günlerce bazen de bir iki haftayı bile bulabiliyordu arazinin büyüklüğüne göre şimdi makine ile yarım saati bile bulmuyor buğday biçmesi. Biçilenler patos makinesi ile saatleri bulan ve oldukça zahmetli ve göz gözü görmeyecek kadar çıkan tozla sapından buğday taneleri ayrılırdı şimdi o da yok biçtiğin gibi sap ile buğday tanesi ayrılıyor. Sonra onu alır evde bazılarını yıkardık un olacaklar yıkanmazdı değirmene gönderilirdi. Sonra seçilirdi. Şimdi yıkmasından tutun içindeki kiri, tozu, toprağı, taşını değirmende hallediyorlar. Kaynamış bir şekilde de satıyorlar. Ama evde yapılanın lezzeti bambaşka. Ondan biz evde kaynatıyoruz. Buna hedik de deniliyor. Hedik kaynattık derler daha çok bazı yerlerde. Gelelim buğday kaynatımına. Buğday kaynatmak için öncelikle güzelce içi kalaylanmış büyük kazanlar gerekmekte. Kazanlar tamamsa eğer hasadını yapıtımız ekinleri alıp öncelikle temiz suda bir güzel yıkıyoruz içindeki kiri, çalısı, toprağı, taşı çıksın diye. Ondan sonra alıyoruz bunu kermis dediğimiz süzgeçlerle kazanlara dolduruyoruz. Yeterli miktarda eğer kazan dolmuşsa tamam diyoruz ve sonrasında da su ekliyoruz. Burada göz kararı davranıyoruz bulgur pilavı yapar gibi su eklememiz lazım iyice pişirmek adına.  Bu işlemin süresi kaç kazan kaynatacağınıza göre değişiyor.  Kazandaki bulgur iyice kaynadıktan sonra yine süzgeçlerle süzüyoruz ve kovalara boşaltıyoruz sıcağı sıcağına daha sonra sereceğimiz yere götürüyoruz. Daha sonra kuru ve düz bir yere serilmiş bulgur için özel üretilmiş temiz çuvalların bileşiminden oluşan bir brandanın üzerine veya pestil yapımında da kullanılan ince bezlerin üzerine seriyoruz bulguru.  Serilen bulgur birkaç gün burada bekliyor, kuruması için.  Hava koşullarına göre bazen oluyor ki yağmur yağabiliyor o zaman serilen bulgurun üzeri su geçirmeyen naylon gibi bir örtüyle örtünmeli aksi halde bulgur küflenir, bozulur, ekşir, bu da yemeklerin tadını bozar.  Bu örtüyü de yağmurdan sonra direk çıkarmak lazım yoksa aynı şeyler yine karşımıza çıkar. Onun haricinde bir iki veya 3 gün bekletilen bulgur sabah öğlen ve akşam en az gelip karıştırılmalı ve yine aynı incelikte serilmeli, bu kurumayı kolaylaştırdığı gibi bulgurun ekşimesini de engeller. Tüm bu işlemlerden sonra kuruyan bulgurlar çuvallara doldurulur ve değirmene götürülür. Burada buğday dövülür, öğütülür,  işlenir; köftelik olacaksa köfteliğe göre, pilavlık olacaksa pilavlığa göre, un olacaksa unluğa göre. Sonra değirmenden gelen ürünler ayıklanır, seçilir ki gelen hedikte geriye kir pas kalmasın. Daha sonra bunlar serin bir yerde saklanır, lazım oldukça kullanılır.” Şeklinde konuştu.   Hanife Sarı (Özel Haber)