Yazar
Giriş Tarihi : 10-04-2020 15:08   Güncelleme : 10-04-2020 15:08

BİR HAYAT MÜCADELESİ 1…

Hayat bu… Herkesin kendi değil de kaderin istediği istem dışı bir yaşantısı vardır

BİR HAYAT MÜCADELESİ 1…
Hayat bu… Herkesin kendi değil de kaderin istediği istem dışı bir yaşantısı vardır. KADER… Allah( cc)’den geldi deyip sıkıntılara sabreder, Allah'a şükrederiz, şükür diyen kullardan et bizi YA RAB… İşte yine kader deyip boyun eğdim yaşantımın bir noktası yıl 2009 Ağustos. Ateşler içinde yanan yavrum… Elazığ sokaklarında yürümeye bile halim kalmamış halde bir özel hastanenin kapısındayım, sıramı alıp doktorun muayene odasına giriyorum. Fatıma Zehra mı görünce “sarılık mı” diyor. Bilmiyorum, 3 gün önce bu hastanenin acilinde getirdim tahlillerin sonucu ve işte ilaçlar diyorum. Bakıyor… Yavrum kötüye gidince bir uzmana görünmesini uygun gördüm diyorum ve muayene sonunda yine başka tahliller sonuç söylenmiyor. Maddi durumumuzu soruyor orta deyince bana Elazığ tıpa götür diyor. Eşim, oğlum ve ben tıp fakültesinin acilindeyiz birtakım tahliller ve hematoloji bölümüne yönlendiriyor hangi bölüm bilmiyorum ama tıpta okuyan oğlum “anne Allah'ın dediği olur” deyince ciğerimin parçalandığını hissettim. Yine mi dedim, ciğer ateşi göreceğim. Çok geçmemişti 4 yıl evet 4 yıl önce spastik yavrumu 10 yaşında Rabbim almıştı, Ne de olsa onun emaneti de ama işte ciğere söz geçiremiyorsun yüreğe, göze akıveriyor yaşlar… Koridor uzadıkça uzuyor gözler kararıyor yazılar silik okumaya çalışıyorum. İşte kocaman kapı hematoloji çocuk onkoloji.. Girdim ama daha nasıl bir illet olduğunu bilmiyorum. Hemşireler asistan ve hoca ve hocanın sözleri “Lösemi hastalığı mı başka bir şey mi emin olmak için ilik alacağız, imza atın” Lösemi… İmza… Şimşekler bir daha çakıyor beyimde “LÖSEMİ.” Evet, okumuştum duymuştum kan kanserini. Allah'ım haykırsam ne olacak ama sana sığınıyorum Sen beni bırakma, güç ver diyorum içimden. “Hocam tedavisi var mı” diyorum. “Var” diyor. İşte o zaman bir serinlik iniyor başımdan ayağıma kadar… Öyle ya tedavisi var şükür, ya diğeri gibi çaresiz kalsaydım, tedavisi yok denildiğinde yıkıldım yıkıldığım geldi aklıma bir daha şükrettim. Tedavisi var, tedavisi var diye söylene söylene oğluma sarıldım… Oğlum “Hocam” dedi “Tıp öğrencisiyim” deyince daha açık konuştu hoca. Alacağımız tedbirler, hijyenik ortam, iyi beslenme ve en önemlisi morali iyi olmalı… Tahlil yapıldı sonuç kötüydü ama umut büyüktü. Tedbirimi alacağım, takdir senin Allah'ım dedim ve 26 Ağustos 2009'da süreç başladı. 4 buçuk yaşında küçücük bedenle büyük mücadele “KEMOTERAPİ”… Küçücük bir odadayız işte ilk aşama 45 gün. Yavrum Fatma Zehra ona karşı hep güleceğim, neşeli olacağım, gözyaşlarımı saklaya saklaya geçiyor zaman. Resmen açık cezaevi, ziyaretçi yasak, sadece kader arkadaşları ve anneleri ile koridorlarda dertleşip zaman geçiriyoruz. İyileşmiş çocuklar geliyor arada, ilk aşamayı aşıp ayakta tedavi olanlar… Annelerden biri LÖSEV’den bahsediyor ve hemen araştırıyorum karşılıksız yardım. Evet bu zamanda kim kime yapar bu iyiliği… İrtibata geçiyorum gerçek. İlk etapta para, sonra çocuğun için yaptığın harcamaların faturasını ödüyor. Hızır gibi yetişti imdada. İyileşmiş annelerde konuştukça umudum büyüyor. Elhamdülillah tedavisi var diyorsun günler geçiyor… >>DEVAM EDECEK