Yazar
Giriş Tarihi : 16-03-2020 16:13   Güncelleme : 16-03-2020 16:13

BAKIŞ AÇISI

Değirmene Kalkınca Fakire de Verirdik  Evde bulgulara kalkacağımız zaman Babam sorardı… “Avrat kaç kırat buğday lazım?” “Sekiz kırat lazım” “Biz o kadar yiyoruz mu? dediğinde, Annem derdik ki, “Yahu falan filana da vereceğiz” Onların hakkı da konurdu

BAKIŞ AÇISI
Değirmene Kalkınca Fakire de Verirdik  Evde bulgulara kalkacağımız zaman Babam sorardı… “Avrat kaç kırat buğday lazım?” “Sekiz kırat lazım” “Biz o kadar yiyoruz mu? dediğinde, Annem derdik ki, “Yahu falan filana da vereceğiz” Onların hakkı da konurdu. Bizim değirmene kalkacağımızı bilirler beraber gelirlerdi. Yevmiye almazlardı bizden. Anamla beraber bulguru atlar ve elerlerdi. Hisseler ayrılacağı zaman onların da hisseleri ayrılırdı.   -----****-----   Yemek pişer komşuya da düşerdi Bizim evin yanında fakir bir kadın vardı. Biz ne yersek o da onu yerdi. Biz ne giyersek o da onu giyerdi. Yemek pişince annem derdi ki “Hadi çağam bunun kokusu gitti… Komşuya götür de gel”. Halbuki fakirin evinden buraya rüzgâr eserdi koku falan gitmezdi. Koku bahaneydi. Biz de komşularımızdan dua alırdık. O zamanlar yapılan her şey organikti. Komşu ilişkileri daha da çoktu. Komşu komşusuyla yürekten ilgilenirdi.   ----***-------   Annemin yüzünü göstermişler, boyunu göstermemişler Evlenme meselesinde kızla oğlan öyle birbirini görsün kafelerde buluşsun yoktu. Şimdi diyorlar ki, oğlanla kız buluşsun anlaşırlarsa evlensin. Bizim zamanımızda öyle değildi. Biz utanırdık ki kızın yüzüne bakalım. Peki nasıl evleneceksiniz? “Kız Şaziye bizim Recai evlenecek, (Recai Kutan’ın annesi söylüyor) Sizin mahallede böyle bir kız var mı? Var Hatice abla… Kim? Tortum’ların bir kızı var. Mehmet Tortum’un ablası. Çok hatun bir kız. Ee peki nasıl göreceğiz? Sen gel abla ben seni götüreyim, bir gün evlerine gidelim kahvelerini içelim. Gör. Eee peki kız Recai’yi, Recai kızı nasıl görecek? Yok. Ha onu da şöyle, babam annemi nasıl görmüş? Babama annemin resmini götürmüşler. Bakmışlar ki yüzü çok güzel. Ama gel gör ki, eve geldiğinde bakmışlar ki boyu çok küçük. Peki, annem babamı nasıl görmüş? Babamı Sancaktar mezarlığına götürmüşler. “Hadi Ömer burada dur Şaziye sana baksın” Evin hanımları demişler ki, karşıdan, gız aha şu şu! Aha şu ortadaki uzun boylu olanı! Annemlerin evi de oraya yakın olduğu için sadece pencereden bakabilmiş. Anam da demiş ki, nedem siz istiyorsunuz ben de varam.