Yazar
Giriş Tarihi : 14-08-2020 17:48   Güncelleme : 14-08-2020 17:48

Ayıplarımız

Ben büyüklerimden eskiye dair inançlar, yaşamlar, söylemler, oyunlar, türküler vs

Ayıplarımız
Ben büyüklerimden eskiye dair inançlar, yaşamlar, söylemler, oyunlar, türküler vs. duymayı, dinlemeyi çok severim. Küçük amcam da tam benim istediğim şekilde eskiye dair yaşadığı veya yaşanılan şeyleri aktarmayı seven bir insan. Oturup saatlerce onu dinlesem de sıkılmam gibime geliyor.  Neyse özellikle bir aradayken anlattığı bu hikayelerde, yaşanmışlıklarda dikkatimi hep saçma sapan tutumlar, inanışlar ve ayıplar çekiyor. Ben bu köşemde ayıp kavramını ele alacağım. Ayıbın olumlu ve olumsuz bir şekilde yansımasını, yaşanmış gerçekleri işleyeceğim. Bakalım neler olmuş zamanında ve neler olmakta… Evet bakıyorum amcamın anlattıklarına mesela gelinin kayınbabasının yanında yemek yemesi ayıpmış, gelin ile kayınbabanın birbirleriyle konuşması için kayınbabasının geline hediye vermesi gerekmiş çeyrek gibi şeyler.  Büyükler yanında evlatlar sevilmezmiş ayıp kaçarmış.  Evladını kaybeden anne ve baba büyüklerin yanında ağlayamazmış ayıpmış, hatta evladı 5 yaşın altında vefat etmişse anne ve baba evladının nereye gömüldüğünü bile bilemiyor çünkü mezar başına gitmezlermiş hele ki anne çünkü ayıp kaçıyormuş . Baba belki bu konuda tolerans görebilir, evladının cenazesine katılabilir. Mesela benim annem de babam da vefat eden ablamın mezarı nerede bilmezlermiş. Küçük yaşta vefat ettiği için ablam cenazesine katılamamışlar ayıp diye. Çocukların büyüklerin yanında gülmesi ayıpmış. Erkeklerden önce kadınların ve çocukların yemek yemesi bazı yerlerde uygun görülmezmiş erkeklerden önce yemek yiyen kadınlar veya çocuklar kınanırmış.  Büyükler konuşunca küçüklerin söz söyleme hakkı olmazmış konu kendilerini bile ilgilendirse söz söylemek ayıpmış.  Ailede şiddet gören taraf bunu dile getiremez şiddet örtbas edilirmiş çünkü bunun dışarıya yayılması ayıpmış.  Bir nevi şiddete ön ayak olunurmuş. Kızlar tek başına bir yerlere gidemez mutlaka bir erkeğin onlarla birlikte olması lazımmış.  Evliliklerde boşanma durumu olmazmış ayıp kaçarmış yüz kızartıcı bir durum olarak algılanırmış. Boşanan çiftlere de pekiyi gözle bakılmazmış.  Eskiler kalabalık aile yapısına sahip oldukları için gelinler kaynanası ve kayınbabası uyumadan uyuması ayıpmış. Hatta sabahta ilk gelinin kalkmaması evde sıkıntılara sebebiyet verebiliyormuş… Bu ayıp örnekleri çoğaltılabilir ama benim anlatılanlardan hatırladığım saçma sapan ayıplar bunlar olmakla birlikte günümüzde bu ayıpların geçerliliği söz konusu değil. İyi ki de söz konusu değil. Hayatta olup ölü gibi yaşamak olurdu aksi halde; insanlık hakları geri plana itilmiş özgürlük kısıtlanmış yaşanılabilinmez bir ortamda yaşamak zorunda kalırdık. Eski adetlerde utanma duygusu oldukça önemliymiş ya da saygı kavramı çok önemliymiş ki bu kadar abartıya kaçılmış. Ayıplarımız almış başını yürümüş tabiri caizse. Ağlamak ayıp, gülmek ayıp, kayınbaba ile gelinlerin aynı sofraya oturması ayıp derken ayıplar zinciri kurmuşuz ve kurmaya da devam ediyor gibiyiz.  Günümüze de bir pencereden bakacak olursak eğer yine bazı saçma ayıplarımız, tutumlarımız söz konusu. Mesela hala kızlar gece dışarı tek başına çıkamaz diyoruz, kızların giyim kuşamına ayıp gözüyle bakıyoruz vs. Ama bazı ayıp karşılamaların devam etmesi de bazı durumlarda faydalı olabilmekte. Mesela büyüklere saygılı davranmayanların ayıp görmesi had bilmeye faydalıdır. Küfrün hala tepki görmesi, ayıp olarak kabul edilmesi mesela (bazı kesimler hariç ) aradaki sevgi ve saygıyı arttıran bir unsur.  Aynı şekilde büyükler önünde oturuşta kalkışta ayıp kavramının da hala geçerli olması. Birinin çalışırken diğerinin oturmasının ayıp olarak görülmesi de iş paylaşımına fayda sağlar… Bu faydalar da tıpkı olumsuz örnekler gibi çoğaltılabilir. Gel gelelim biz vereceğimiz mesaja; tüm ayıp karşılamalarımızı ölçüp tartalım ve içlerinden iyi olanları fayda sağlayacak olanları alalım olumsuz ayıp karşılamalarımızı da bir kenara itelim, devam ettirmeyelim devam ettirmeye de diretmeyelim.