Kültür & Sanat
Giriş Tarihi : 01-01-2021 20:13   Güncelleme : 01-01-2021 20:24

“Ada’m” Belgeseli ABD’de Ödüle Layık Görüldü

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Massachusetts eyalatinde  bu yıl 15.si düzenlenen, ‘‘Boston Türk Filmleri Festivali’’ kapsamında ödül almaya hak kazanan filmler ve yönetmenler  açıklandı. Profesyonel yönetmenlerin sinema ve belgesel sinema olmak üzere iki ayrı kategoride yarıştığı festivalde Malatyalı yönetmen ve gazetemiz eski muhabiri Turgay Kural’ın hazırladığı ‘‘Ada’m’’ adlı belgesel sinema filmi, yüzlerce rakibini geride bırakarak belgesel sinema kategorisinde özel mansiyon ödülüne layık görüldü. Kural, bu ödülle birlikte ikinci defa bu ödüle layık görülen sayılı yönetmenler arasındaki yerini aldı.

“Ada’m” Belgeseli ABD’de Ödüle Layık Görüldü

Hazırladığı “Ada’m” adlı belgesel sinema filmi ile aslen Malatyalı olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Cumhuriyet Sosyal Bilimler MYO Radyo Televizyon Programcılığı Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi, yönetmen ve gazetemizde bir zamanlar muhabirlik görevini ifa eden Turgay Kural Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Massachusetts eyalatinde  bu yıl 15.si düzenlenen, ‘‘Boston Türk Filmleri Festivali’ kapsamında ödül almaya hak kazanan filmler ve yönetmenler   listesindeki yerini aldı. Profesyonel yönetmenlerin sinema ve belgesel sinema olmak üzere iki ayrı kategoride yarıştığı festivalde Malatyalı yönetmen ve gazetemiz eski muhabiri Turgay Kural’ın hazırladığı ‘‘Ada’m’’ adlı belgesel sinema filmi, yüzlerce rakibini geride bırakarak belgesel sinema kategorisinde özel mansiyon ödülüne layık görüldü.  Festivalde Türk filmleri, Amerikalı izleyiciler ve A.B.D’de yaşayan Türk vatandaşları tarafından ilgiyle takip edilirken yurt dışında gerçekleştirilen sinema festivalleri arasında önemli bir saygınlığa sahip festivalde görev alan Amerikalı  sinema eleştirmenleri tarafından ‘‘Görkemli Sinematografiye Sahip Bir Film’’ olarak adından övgüyle söz ettiren Ada’m, elde ettiği sonuçla uluslararası alanda büyük bir başarıya imza attı. Ayrıca; elde edilen başarının yanı sıra 2015 yılında düzenlenen  Boston Türk Filmleri Festivali’nde de özel mansiyon ödülü almaya hak kazanan Kural,  ikinci defa bu ödüle layık görülen sayılı yönetmenler arasındaki yerini de almış oldu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Film Atölyesi (CÜFA) bünyesinde hazırlanan ‘‘Ada’m’’ adlı belgesel sinema filmi konusu ise Tunceli’nin Pertek ilçesi, sınırları içerisinde bulunan Keban Barajı’nda yer alan adada 14 yıldır yaşamını sürdüren 80 yaşındaki Ziya Abay’ ın yaşamını ele alıyor. Burada Kural belgeselinde Abay’ın adada bulunduğu 14 yıl boyunca 3 bin 500 ağaç dikimi gerçekleştirerek yaşadığı adayı nasıl cennete çevirdiği, yıllar önce eşini bir trafik kazasında kaybettikten sonra, eşinin doğaya ve ağaca verdiği önemden dolayı eşinin anısını yaşatmak ve onu hatırlamak için Eskişehir’den ayrılarak memleketi Pertek’de kendine bir yaşam alanı oluşturarak tek başına yaşamaya başlamasını işliyor,

“ÖDÜLÜMÜ ÇOK SEVDİĞİM MALATYA’MA ARMAĞAN EDİYORUM”

“Ada’m” adlı belgesel sinema filmi ile ilgili ayrıntılı bilgi veren, belgesel süresi boyunca da yaşadığı zorluklar hakkında konuşan Kural, “Ziya amcanın hayata bakış açısı beni oldukça etkiledi. Ziya amcamız 14 yıl önce yaşamış olduğu Eskişehir’de eşini kaybettikten sonra doğmuş olduğu topraklar olan Tunceli Pertek bölgesine gelerek burada yaşamını bir adada sürdürmeye devam ediyor .Tek başına ve adada bulunduğu süre içerisinde 3 bin 500 adet ağaç dikiyor.  Ayrıca Ziya amcamız boşta kaldığı zamanlarda da dağlardaki, ağaçların bakımını üstelenerek doğaya olabildiğince destek sağlıyor. Bu anlamda ziya amcamızın bu felsefesi yaşam karşısındaki bu duruşu beni çok etkiledi. Tam bir eski toprak ve oldukça naif bir kişilik. Her sabah ilerlemiş yaşına rağmen; tek tek ağaçlarla ilgileniyor. Hatta onlarla konuşuyor. Yaşama bakış açısı oldukça etkileyici. Bu yüzden Ziya Abay’ı filme alma kararı aldım.  Tunceli Pertek’te adada Ziya amcayla yaşayarak belgeseli olabildiğince  filme alıp Ziya amcamızın  yaşantısına şahit oldum.  Belgeselimizin montaj  ve tamamlama aşaması yaklaşık  10 gün kadar sürdü. Ardından ülkemizi yurt dışında tanıtmak için yola çıktık. Amerika’da düzenlenen 15. ‘Boston Türk Filmleri Festivali’’nden güzel bir sonuç elde ettik.  Orda mansiyon ödülüne layık görülerek bu ödülü ülkemize kazandırdık.  Bu anlamda Ziya amcamızın öyküsüyle katılmış olduğumuz bu sinema festivali bizim için önemli, bir festival oldu. Belgesel çekimleri için adaya bir çadır kurarak 2 kamera ile belgesel tarafımdan tek başıma çekildi. Çekimler 15 gün boyunca sürdü. Bu süre zarfında özellikle adada elektrik bulunmaması kamera, ses ve aydınlatma için kullanılan cihazların çalışmasında büyük problem yarattı. Özellikle yoğun nem ve zorlu ada koşulları ile sıcaklığın 50 dereceyi aşan bir yüksekliğe kadar ulaşması cihazlarda teknik problemler yarattı. Cihazların elektiriği adaya götürmüş olduğum güneş panelleri vasıtasıyla karşılandı. Paneller, hem kamera ve mikrofon bataryalarını şarj etti. Hem de gece çadır aydınlatmasını sağladı. Adada ki diğer olumsuz durum tatlı su problemi   tekne vasıtasıyla belirli aralıklarla karadan içme  suyu alınıyordu. Belirli aralıklarla karaya çıkarak temizlik ihtiyacımı giderdim.15. gün yani filmin tamamlanacağı son gün kıymetli dostum sevgili Akif Özbildirici adaya gelerek hava çekimlerinde harika işler çıkardı. Ve 15. Gün çekimleri tamamlayarak Malatya’ya döndük. Özellikle, çok mütevazi bütçeli bir film olması nedeniyle oldukça prestijli bu ödülü 2. Kez almaktan dolayı oldukça mutluyum. Her uluslararası ödülümde olduğu üzere bu güzel ödülümü de çok sevdiğim Malatya’ma armağan ediyorum. Şu an 30’a yakın uluslararası festivalde gösterimler devam ediyor. Güzel ülkemizi uluslararası alanda hakkıyla temsil etmeye devam edeceğiz. Bu sene Malatya’da güzel bir öykü var. O yüzden Malatya’da net 2021 yılında bir belgesel projemiz olacak.” ifadelerine yer verdi. 

“BU SEVDADAN VAZGEÇMEYECEĞİM”

Belgesele konu olan 82 dönümlük adada yaşayan Ziya Abay ise yaşamını şu sözlerle aktardı: “Eşimi çok seviyorum, eşim ağacı çok seviyordu onu unutmamak için bu adaya o yüzden geldim. Ağaçları diktim candan sevdim onları. Bu ada çıplaktı burayı yeşillendirme düşüncesiyle birlikte ağaçları dikmeye başladım 14 yılda 3 bin 500 ağaç diktim. Eşim evde gül yetiştirirken hep onlarla konuşurdu. Onlar canlı anlıyorlar, biz anlamıyoruz. O gittikten sonra güller soldu, kurudu. Ağaçları sulamak için bir düzenek kurdum. Sulamayı her gün yapıyorum. Ağaçla uğraştığım için kendimi çok güçlü hissediyorum. Kendimi ağaca vermişim, onları canlı tutmaya çalışıyorum, yeter ki onlar yeşil kalsın. Onları seviyor, konuşuyorum. Çok para harcadım, yalnız hesabını bilmiyorum çünkü hesabını tutmuyorum. Bu ada da en çok sevdiğim ıhlamur ağacı, o ağaca ‘Emine’ ismini verdim. O, ıhlamur ağacını çok severdi. Ihlamur ağacına su verirken eşimi hatırlıyorum, eşim sağ olsaydı, bu adayı görseydi ben çok mutlu olurdum ama kısmet olmadı. Ben bu sevdadan vazgeçmeyeceğim. Gücüm yeterse daha da çok ekeceğim, hiçbir yeri boş bırakmayacağım.”

 

Hanife Yiğit