• DOLAR
    5,7397
    %0,10
  • EURO
    6,3970
    %0,21
  • ALTIN
    275,42
    %0,12
  • BIST
    99.785
    %1,94

Yılda 480 Bin Buzağımız Ölüyor

Türkiye’de her yıl yaklaşık 480 bin buzağı yaşamını yitiriyor. Veterinerler Hekimler ise,“ buzağı ölümlerinin fazla olması işletmelere çok büyük zararlar veriyor. Bu ölümlerin önlenmesi için çiftçilerin bilinçlendirilmesi gerek.” dedi

Yılda 480 Bin Buzağımız Ölüyor

Türkiye’ de yaşanan buzağı ölümleri 81 ülkenin hayvan sayısından fazla. Yılda yaklaşık 480 bin buzağımız daha doğduktan bir kaç ay içinde kaybediyoruz. Yaşanan bu ölümler çiftçileri etkilediği kadar tarımı ve Türkiye ekonomisini de olumsuz etkiliyor.  Bu ölümlerin neden kaynaklandığını alınması gereken önlemleri Veteriner hekimlere sorduk. Buzağı ölümlerinin gelişmiş ülkelere oranla 6 kat fazla olduğuna değinen veteriner hekimler:“ Buzağı ölümleri dünya literatüründe gelişmiş ülkelerde yüzde 2 iken ülkemizde ise yüzde 15’leri bulmakta. Yeni kurulan,  tecrübesi olmayan, bilgi tecrübesi eksik olan, çiftliklerde bu oran yüzde 30-60’lara kadar çıkmakta. Buzağı ölümlerinin fazla olması işletmeye büyük ekonomik kayıplara neden olmakta. İşletmenin kâr oranını düşürmektedir. Kâr oranı düştüğü takdirde de işletmeler rantabl olmamakta ve zarar etmekteler. Bunun için ülkemizde buzağı ölümlerinin ününe geçmek durumundayız.

“ DOĞUM ÖNCESİ VE DOĞUM SONRASI BAKIM ÇOK ÖNEMLİ”

Çeşitli önlene bilir sebepten dolayı buzağılarımızı kaybettiğimize değinen veteriner hekimler şunları söyledi: “Buzağılarla ilgili doğum öncesi, doğum esnası bakım ve doğum sonrası bakımları var. Doğum öncesi bakım doğum yapacak anneye yapılacak bakımdı. Öncelikle hayvan barınaklarımız çok iyi olması lazım. Gerek annenin, ineğin yaşadığı ahırın sağlıklı, havadar olması lazım. Doğum yapabileceği ayrı bölümlerin olması lazım. Doğum yapacağı bölümde altlıklarının temiz olması lazım. Hijyen ve hayvan refahına dikkat edilmesi lazım ki sağlıklı doğum yapabilsin.  Sürekli bağlı ve hareketsiz kalan hayvanlarda ana rahminde ki yavru daha çok büyüyor ve daha güç doğuma neden oluyor.  İmkânımız var ise doğuma yakın bir ay kala en az 15 gün kala o hayvanı ayrı bir doğum boksuna alacağız geniş bir alana orada altı iyi olacak serbestçe hareket edip hem doğum yapması hem hareket halinde olmasını sağlayacağız. Doğum yapacak ineklerin doğuma iki ay kala buzağıların daha sağlıklı olması için hastalığa yakalanmamasını sağlayan aşılar var. Bu ishal aşıları, sipti sema aşıları, bu aşılar ana rahminde iken anneye yapılıyor doğan buzağının aldığı ağız sütü ile bu aşıları alıyor.  Sağlıklı doğumdan sonra da buzağının bakımı geliyor. Doğan buzağı doğuma müteakip eğer zor doğum olmuşsa rahat nefes almıyorsa o hayvanın arka ayaklarından tutarak yukarı kaldırıp akciğerlerine doğum haznesinde fazla beklemişse o suların akmasını sağlamak ve burnunu silmemiz lazım. Daha sonra da hayvanı iyi bir şekilde kurulamamız lazım. Yaş kalıp sıcak- soğuktan dolayı vücut direncinin düşerek hastalık kapmasının önüne geçmemiz lazım. Doğum göbeğini usulüne uygun şekilde dibinden değil de 4-5 parmak mesafeden keserek doğum kordonunu iple bağlayıp onu ondan sonra da tentürdiyot veyahut da iyotlu ilaçların içine batırıp mikrop kapmasına engel oluyoruz. Bu genelde doğum esnasında yapacağımız esaslar.”

Buzağılar için ağız sütünün hayati öneme sahip olduğunu söyleyen veteriner hekimler sözlerini şu şekilde sürdürdü: “ Buzağıların mikroplara karşı direncinin artırmak için koruyucu aşılamalar yapılması lazım.  Ana rahminde de bu aşıyı alıyor. Buzağı doğduktan sonra ilk etapta ilk 2 saat içinde ağız sütünü en az 2 litre vermeliyiz. Ağız sütü hem mineral hem vitamin yönünden çok zengin. Annen kuru dönemde (doğuma 2 ay kala ineklerin sütten kesildiği dönem) o kesme dönemimizde buzağı için özel süt hazırlıyor. İşte bu süte ağız sütü diyoruz. Annenin daha önce geçirmiş olduğu hastalıklar ve yapılmış olan antikorları da buzağıya intikal ettiriyor. Bu sütü doğar doğmaz buzağıya verdiğimiz zaman hem buzağı enerjisini almış olacak, hem gıdasını, vitaminini almış olacak, hem de anneden gelen o antikorları alarak hastalıklara karşı dirençli olmuş olacak vücutta enerji aldığı için hipodermi dediğimiz vücut soğukluğunun da önüne geçip vücudun ısınmasını sağlamış olacağız. Bir hafta 10 günlük olduktan sonra işkembesinin gelişmesi için yavaş yavaş kaba yem vermeye başlayacağız”

Malatya çiftçisinin zararlarını en aza indirmek için bilinçlenmeye başladığına değinen veteriner hekimler sözlerine şunları da ekledi: “ Malatya’da vatandaşımız bu konu da bilinçlenmiş durumda. Çalıştığı işletme de kârı esas alarak yaşayacağı zararın önüne geçecek önlemleri alıyor. Yeni açılan işletmelerde dışarıdan gelen hayvanlarda yol yorgunluğu stres iklim değişikliği yem değişikliği gibi faktörlerden etkilenerek buzağı ölümlerine yavru atmalara neden oluyor.  Bu durum zaten tüm dünyada olan bir durum. Gelişmiş ülkelerde de böyle hayvan naklinde, yer değişiminde, iklim değişikliğinde bu durumlarda yaşanabiliyor. Gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmak için disiplin içinde hiç durmadan çalışacağız. Liyakate önem vereceğiz. Biz de gelişmiş ülkelerdeki kurallar var ama uygulamada sorunlar var.”

 

Rahime Gül Erbaş ( Özel Haber)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber