• DOLAR
    5,3243
    % -0,22
  • EURO
    6,0497
    % -0,69
  • ALTIN
    219,2784
    % -0,84
  • BIST
    98.454,88
    % 1,69
Muhammed Ali Günaydın
Muhammed Ali  Günaydın
muhammedaligunaydin@malatyasonsoz.com.tr
YILANIN BAŞI, KIVIRDIKÇA KIVIRDI…
  • 0
  • 201
  • 07 Ocak 2019 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Dünyada itibar gören bir devlet olmak için önce verilen sözleri yerine getirmek, güvenilir ve sözünün eri olmak gerekir. Bir kez yalan söyledin mi, hep söylersin, artık güven kalmaz…

ABD, bu kadar sözün üstüne söz söyleyip bir hiçbirini yerine getirmemesini millet olarak artık şaşırmıyoruz…

Suriye’den 3 ay içerisinde çekileceğiz sözünü veren ABD, bugün ‘ben bir tarih vermedim, çekileceğimiz sınırları da söylemedim, ne kadar asker de çekilecek demedim’ diyebiliyor…

Sözü de itibarı da beş para etmeyen ama güç ve sermaye sahibi ABD, her istediğinde yalan söyleyebilir, sözünü tutmayabilir, terörle işbirliği yapabilir, dostum dediği ülkeyi arkasından vurabilir…

Bu onun için mubahtır. Zira çıkarını düşünür. Her seferinde söz verdi, her seferinde sözünü çiğnedi. Peki, hala bizler neden bu sözlere itibar ediyoruz. Her seferinde neden bunların sözünü senet sayıyoruz…

Bir de Suriye’deki Kürt halkı düşünüyormuş gibi, Kürtlerin güvenliğini sağlamadan ülkeden ayrılmayacağız diyor. Bu gerçekten Kürtleri düşündüğü için mi yoksa asıl planı Türkiye’yi bu konuda köşeye sıkıştırıp bahanelerle Suriye’de ve Ortadoğu’da kalmaya devam etmek mi?

Önce terörü doğur, tüm terör örgütlerini Suriye’de topla, onlara silah ver, Suriye’yi parçalat, sonra hiçbir şey olmamış gibi bu bölgeden çıkıp git. Kime inandırıcı gelir ki, aptallara mı?

Neymiş efendim ‘Fırat’ın Doğusunda bulunan Kürtlerin güvenliğini düşünüyoruz, onlara özerklik vereceğiz’. Peki, sonra, ‘sonrası burayı terk edip gideceğiz…’

ABD sırf Türkiye’nin Fırat’ın Doğusuna yapacağı operasyonu durdurmak adına, bölgeden çekileceğini düşünmek ne kadar akıl karı. Peki, asıl maksatları ne onu bir muhakeme edelim…

Sen 40 yıl boyunca yatırım yaptığın, projeler uyguladığın, milyarlarca doları yığdığın, 18 bin tır silah ve binlerce asker yığdığın yeri sırf bir operasyon için terk edip gider misin?

Bilsen ki leşini kurtlar, sırtlanlar parçalar yine de bırakıp gitmezsin. O halde çok büyük bir neden var. 40 yıllık plan, proje, yatırım bir operasyonla alt üst olabilir. Ve özellikle bu projenin bir parçası olan Fırat’ın Doğusundaki örgütler ve o örgütlere harcanan emek, çaba, plan bir anda yok olup gidebilir…

Çünkü Türkiye hem Cerablus’a hem Afrin’e gireceğiz dedi, girdi. Hem IŞİD’i hem PYD’yi bölgeden temizledi. Yani yapacağını yaptı. Verdiği sözü yerine getirir, Fırat’ın Doğusuna da girer, terörün yuvalandığı yeri de imha eder…

ABD’nin asıl korkusu tüm bu planların açığa çıkması, tüm bu projelerin alt üst olmasıdır. Tabi bir mesele daha var. ABD, Yüzyılın projesi olarak tanımladığı ‘Ortadoğu Barış Planı’nı neden ertelediği de malum oldu. Güya bu planı İsrail’deki seçimler nedeniyle ertelemiş…

Bu anlaşma İsrail ile ABD arasında imzalanacak ve aslında bu Barış anlaşmasında yatan harekât planı Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme, parçalama ve yönetme üzerine kurulu.

Bu anlaşma yapılırken, Türkiye’nin bu projeye çomak sokmalarını, planlarını bozmalarını istemeyeceklerdir. Türkiye’nin bu operasyondan vazgeçirerek emellerine bir kez daha erişeceklerdir…

Yoksa ABD’nin asıl derdi, oradaki Kürtleri korumak, onları güvenceye almak değil. Asıl gayesi oradaki Kürt güçleri ile Ortadoğu’yu kendi emellerine göre şekillendirmek için kullanacak…

Türkiye hiçbir şartta, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bu operasyondan vazgeçmemeli, aksi halde bu operasyonu iptal etmek gelecekte Ortadoğu diye bir şeyin kalmayacağı anlamına gelmektedir. Eğer bu operasyon iptal edilirse, belki Türkiye diye bir şey de kalmayacaktır…

Bu durumun vahametini, önemini idrak edemeyenler, bu projede yok olup gidecektir. Ve İsrail ile ABD, asıl maksatlarına erişeceklerdir…

Onlar Irak’a, Afganistan’a, Mısır’a, Filistin’e, Lübnan’a, Yemen’e Suriye’ye acımadılar, Türkiye’ye hiç acımayacaklardır…

Nasıl ki bu ülkeleri paramparça edip yeni devletçikler kurdularsa, Türkiye’yi de parçalayıp küçük devletçikler kurmaya çalışacaklardır.

Aslında Sultan Abdülhamid han, ellerinde bu haritayı bir asır öncesinde görmüştü, fakat gücü ve imkanı içerdeki ihanetler yüzünden buna engel olmaya yetmedi.

Ama bizim gücümüz ve imkanımız buna yetmeye muktedirdir. Yeter ki bir ve tek yumruk olalım. Birlikte hayır, ayrılıkta azap vardır. Allah zalimlere fırsat vermesin…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber