• DOLAR
    6,8627
  • EURO
    7,7740
  • ALTIN
    397,05
  • BIST
    1,1300
Yusuf Salih Tatar
Yusuf Salih  Tatar
yusufsalihtatar@malatyasonsoz.com.tr
YİĞİT BAŞKAN HAMİDO
  • 1
  • 309
  • 03 Haziran 2020 Çarşamba
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Yanan bir şehir, hem yüreği hem de sokakları yanan bir şehir.

Acı adeta duman kisvesine bürünüp üzerine çökmüş bir şehir.

Sokaklarında yalnızca ateşin, acının ve gözyaşının hakim olduğu bir şehir

Bu şehir tarihin en acı hadiselerinden birine şahit oluyordu. Sokakları yangın yerine dönmüş, dükkanları harap olmuş ve şehrin tam kalbinde cansız bedene bürünmüş milli irade.

Tarihler 18 Nisan 1978’i gösterdiğinde savaş alanına dönmüş bu şehir bir yandan da yavaş yavaş liderler zirvesine hazırlanır gibiydi. Dönemin tüm siyasi liderleri o gün akın akın şehre geliyordu. Bu şehir Anadolu’yu Anayurt yapan, Medeniyet şehri, Battalgazi diyarı Malatya.

Malatya 18 Nisan 1978 günü hain bir saldırı sonucu milli iradesini bir avuç toprak altına bırakmaya hazırlanıyordu. Bir gün öncesinde yani tarihler 17 Nisan 1978’i gösterdiğinde garip bir huzursuzlukla Ankara seyahatini erken bitirmiş. Malatya’ya geri dönmüştü. Hamit Fendoğlu şehre gelir gelmez yapımı devam eden sebze ve meyve halini ziyaret etmiş. Orada çalışan işçilerle bir kuru soğanı ekmek arasına katık ettikten sonra belediyenin yolunu tuttu. Belediyeye girdiğinde kendisini bekleyen halk ile alakadar olduktan sonra kendisine bir paket geldiği belirtildi. Kendisine gelen paketi veznecisi alıp Hamit Fendoğlu’na getirerek teslim etti. Pakete baktığında gönderenin Kasım Önadım olduğunu gördü. Özlemle gülümsedi ve iliştirilen notu okudu. Melik Bozkurt ve Mehmet Kürşat’a yazıyordu.

-Kasım amcaları torunlara çikolata falan yollamış dedikten sonra yanındakiler meclis sigarası da pakette olur ihtimaline karşı açmaya niyetlenseler de bir türlü açamadılar. Şoförü eve götürmek üzere makam arabasına bıraktı. Çok geçmeden akşam yemeğine yetişme niyetiyle evin yolunu tuttu. Eve vardığında kapı önünde oynayan çocuklara takılmayı ihmal etmeyip gülüşmeler eşliğinde eve çıktı. Kapı açılır açılmaz iki torun Dede diye haykırıp boynuna atlamışlardı. Her zaman olduğu gibi yine eli boş gelmemiş ve torunların meraklı bakışları arasında koltuğa kurulup kutuyu masaya bıraktı. Bu kutu dışı oldukça görkemli olması hasebiyle adeta içerisinde ne olduğunu merak ettirmek amacıyla tasarlanmıştı. Bir süre kutuyu inceledikten sonra kenarına iliştirilmiş anahtarı gördü. Torunları merak ve heyecanı karıştırarak dede hadi aç bağırmalarına başladılar. Dedeyi rahat bırakın diyen gelini ise kutunun ihtişamı ile çocukların heyecanına ortak oluyordu. Fendoğlu iliştirilen anahtarı aldı ve yerine taktı. Anahtarı çevirdiğinde tüm heybeti ve tok sesiyle “KAÇIN” diye bir ses yükseliyor. Ardından bir ses daha ve sonrası büyük sessizlik…

Hamit Fendoğlu son sözlerini sarf etmiş. Bir ihtimal torunlarımı kurtarırım diye can havliyle kutu üzerine kapansa da bu kapanış bir fayda sağlamamıştı. O görkemli kutu Malatya’ya en büyük acılardan birini yaşatmıştı. Hamit Fendoğlu olay yerinde gelini Hanife Fendoğlu, torunları Bozkurt ve Kürşat hastanede şehit olmuştu. Malatya’nın tüm mutluluğu ve milli iradesi o görkemli kutu ile yok olmuştu.>>DEVAM EDECEK

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

  1. Başta aileni ve seni seven insanları gururlandırıcı yapmış olduğun böylesi çalışmalarından dolayı seni tebrik ve takdir ediyorum. Çalışma azmin inşallah diğer gençlere de örnek olur.
    Senden bir istirhamım olacak. Malatya’dan iki Abdulhamit geçti. Biri Abdulhamit fendoğlu.Diğeri ise Abdulhamit Turgut. Fendoğlunun hayatını anlattıktan sonra Abdulhamit Turgut’un hayatını da kaleme alırsan sevinirim. Allah yolunu açık etsin.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber