• DOLAR
    7,6216
  • EURO
    8,9048
  • ALTIN
    457,76
  • BIST
    1,1676

Yetim ve Öksüz Hakkı

Yetim ve Öksüz Hakkı

Yütm kökünden türeyen yetim kelimesi çeşitli nesnelerin tekliğini ifade eder. Sözlükteki anlamı ise tek başına kalmak, yalnız olmak anlamına gelir. Öksüz ise anası ya da hem anası hem babası ölmüş olan,  kimsesiz yalnız anlamına gelir.   Ve yetim ile öksüz dediğimiz nice canlar bizlerle birlikte yaşam mücadelesi vermekte. Ama onlar bir sıfır geriden mücadeleye katılıyor.  Çünkü aile bireyleri tam değil, hep bir buruklukla bir yardım eli eksik yaşam sürüyorlar. Bu yüzden dinimiz o canları biz Müslüman âlemine emanet etmiştir. Onlarında bu zorlu şartlarda hayata tutunabilmeleri için. Bu noktada onların haklarını, hukuklarını savunmak, onların refahını sağlamak, onlara iş olanağı sunmak, onların bakımlarını üstlenmek Müslümanlık vazifemizdir. Öte yandan çocukluk dönemi hayatın en hassas dönemidir. Bu dönemin sevgi, şefkat ile tamamlanması gerekir. Sevgi, şefkat da sağlıklı bir aile ortamında mevcuttur. Bu dönemde ana babadan yoksunluk, çocuğun ruh dünyasında büyük kayıplara sebep olabilmektedir. İşte bu kayıpları telafi etmek ve yetim çocukları himaye edip, toplumun sağlıklı bireyleri haline getirmek için bizler elimizden geleni yapmalıyız. Devlette bu noktada sosyal devlet anlayışıyla onlara gerekli imkânı sağlamalıdır. Bunun içinde gerekli çalışmalar, projeler yürütmelidir ve bunların da sıkı sıkıya takibini yapmalıdır. Sadece var olması yetmez çünkü işleyişte önemlidir. Yetim ve öksüz hakkını küçümsememek gerekmektedir. Yetimi, öksüzü ve fakiri doyurmak, onlara hoşgörü göstermek dik bir yokuşu tırmanmak gibidir. Bu yokuşun zirvesi ise, sonsuz cennettir. Ancak bunları yapamayacak olanlar yetim ve öksüzü himaye altına almamalı çünkü bu durum iki taraf için zarar olur. Bakın konu ile ilgili Kur’ an’ ı Kerim’de başta Medine döneminde inen 176 âyetten oluşan Nisa Süresi başta olmak üzere bir çok sürede yetim  ve öksüz hakkına değinilmiştir üstüne basıla basıla. Hatta Kur’ anı Kerim neyi nasıl yapacağımıza dair de rota göstermiştir. Bir Müslüman olarak bir yetime, öksüze olan yaklaşımlarımızı bu ayetler ışığında gerçekleştirmeliyiz. Peki, nedir bu ayetler? İşte söz konusu birkaç ayette konu şu şekilde ele alınmıştır diyerek yazımı sonlandırmak istiyorum selametle…

“Doğrusu yetimlerin mallarını haksızca yiyip bitirenler, karınlarını sadece ateşle doldurmuş olurlar. Onlar öteki dünyada da çılgın bir ateşe gireceklerdir.” (Nisa 10)

“O halde yetime haksızlık yapma ve yüzünü ekşitme, yardım isteyeni de hangi çeşit olursa olsun boş çevirme…” (Duha 9-10)

“… Yetimlere nasıl davranacağınız hakkında sana sorarlar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek onları iyi yetiştirmek en hayırlı olandır. Ve onların hayatlarını paylaşırsanız unutmayın ki, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozgunculuk yapanları da düzeltmeye çalışanları da en iyi bilir.” (Bakara 220)

“Yetimlere mallarını verin. Helâli haram olanla değiştirmeyin; onların mallarını kendi malınıza katarak yemeyin. Çünkü böyle yapmanız, gerçekten çok büyük bir günahtır.” (Nisa 2)

“Velisi bulunduğunuz yetimleri evlilik çağına varıncaya kadar gözetip deneyin. Eğer onların akılca olgunlaşıp kâr-zararı ayırt edebilecek bir duruma ulaştıklarına kanaat getirirseniz, o takdirde mallarını kendilerine hemen devredin. Büyüyecekler de mallarını elimizden alacaklar diye o malları israf ile ve tez elden yiyip tüketmeyin. Zengin olan veli, yetim malına tenezzül etmesin; muhtaç olan da ihtiyaç ve emeğine uygun olarak meşrû ölçüde bir şey yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiğinizde de yanlarında şâhit bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter.” (Nisa 6)

Aynı şekilde konuya bahsi geçen hadislerde de şunlar söylenmiştir: Yetimlerin, fakirlerin geçimini üstüne alan, Allah yolundaki bir mücahid gibi veya gündüz saim, gece kaim sevabına kavuşur. (Buhari)[Saim, oruç tutan, kaim, gece ibadet eden]

Hz. Ebu Hüreyre (R.A)’dan bildirildiğine göre Rasulullah (S.A.V) şöyle buyurmuşlardır: “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi gözetip kollayan kimseyle ben cennette şöyle yanyana bulunacağız.” Hadisi bize aktaran Malik bin Enes peygamber (S.A.V)’in yaptığı gibi işaret parmağıyla orta parmağını gösterdi. (Müslim, Zühd 42)

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber