• DOLAR
    7,0172
  • EURO
    8,3547
  • ALTIN
    460,19
  • BIST
    1,1858
Fikri Demirtaş
Fikri  Demirtaş
fikri.demirtas@malatyasonsoz.com.tr
Yazıhan (2)
  • 0
  • 731
  • 13 Aralık 2019 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Tenci Köyü “Kızıldeli Sultan Türbesi

Malatya Yazıhan İlçesinin Fethiyeliler ile inançları, kültürleri, aynı olan ve Fethiye’ye en yakın olan Kızıl Deli Sultan Türbesi Türk alevi Tenci Köyünde bulmaktadır.

Tepede bulunan türbeye mermerden yapılmış 72 basamaklı merdivenden yürüyerek çıktık. Kapıya yakın yerde kocaman bir çağ ağacı , biraz ilerde yaprakları sararmış kayısı ağacı bizi karşıladı.Türbenin kapısının üzerinde mermer levhada “Al-i Tah,Nesl-i Yasin Hazret-i Seyyid Ali Server-i Kavm-i Mevali Sırr-ı Şah Kızıldeli “ yazısı karşılıyor sizi. Türbenin kapısından içeri baktığımızda içinde büyük şamanistik mezarın başında bağlanan bir sürü yeşil çaput, görülüyordu. Türbenin zeminini tek parça halı ile kaplamışlar. Üzerlerinde minderler konmuştu. Duvarda Hz. Hüseyin, Hacı Bektaş’ı Veli, fotoğrafları asılıydı.

Türbenin yerleşkesinde geniş bir avlu, aşevi, meydan (cem) evi var. Açık alanda gelen misafirlerin adak kesenlerin lokmasını yemeleri için üstü kapalı 500 kişilik bir yer yapılmış. Kızıl deli türbesinin yerleşkesini gezerek kameraya alıp, fotoğraflar çektik. Sonbahar Songülleri sararmış yaprakları dökülmüş ağaçların arasından kırmızı güller açmıştı. Türbeyi ziyaret ettikten sonra pozitif bir enerji ile dolduğunuzu hissediyorsunuz. Zaten köy ve tekke doğa olarak yüksekte, yeşillik içinde muhteşem yerde kurulu. Aldığınız temiz hava, sakinlik başlı başına mutlu olmanız için yeterken, türbenin yaydığı enerji beni de etkiledi.

Buzluk “Ansır ” Mağaraları

Yazılı kaynaklarda “Buzluk Mağaraları, Yazıhan İlçesi’nin yaklaşık 10 km kuzey batısında eski adı Ağınsur olan Buzluk köyünde bulunur. Günümüzde doğal etkilerden bozulmuş olan mağaranın çevresinde mezarlara rastlanmıştır. Diğer adı Ansur olan kaya mağaralarında Yontma Taş Devri ve Hitit Uygarlıklarının izlerine rastlanır. Kütlesi iki km uzunlukta ve 50 metrenin üstünde bir yüksekliğe sahip, görünüşü insan yüzüne benzetilen üç kaya mağarası bulunur. İçinde içme suyu da vardır. Efsaneye göre, Şehristan Kralı, dış saldırılara karşı kendini savunmak için mağaralarının en yükseğine yerleşmiştir. Kayaların altında üç kilise ile birlikte 40–50 dolaylarında oda şeklinde harabeler bulunur.”

Yazıhan Belediyesi, Kültürel Mirası Koruma ve Özendirme Projesi kapsamında Ansır mağaralarına doğru bir paletli iş makinesi yol açıyordu, Yamaçta açılan bu toprak yoldan belirli bir noktaya kadar gittik. Fotoğraf makinelerimizi boynumuza takarak dağın dik yamacından ince cılga yoldan Ansır mağaralarına tırmanmaya başlayıp yarı yolu geçtiğimizde artık muhteşem bir dağın tepelerini ve vadilerini selamlamaya başlamış olursun. Kayalara oyulmuş mağaralara yaklaşık 700 metre vardı. Büyük bir kaya parçasının altında durduk. Kaya kütlesinin yarığından kocaman bir dağın ağacı bizi karşıladı. Bu ağacın muhteşem görüntüsünün fotoğrafını çektik. Geri fonda kayaya oyulmuş mağaralar müthiş görünüyordu.

Yazdan kalan kurumuş otlar ve dikenler taşları çukurları örttüğünden yürümekte zorluk çekiyorduk. Yamacın aşağındaki dikili taş ve mezarlara ve mağaralara yürümek zor olduğundan uzaktan fotoğraflar çekebildik.

 

10’dan fazla Ansır mağaralarının altındaki derenin yamaçlarına bakınca bahçelerin içinde birkaç ev ve yüzlerce kovan dışarıda sıralar halinde duruyordu. Bu küçük yerleşim yerine gitmek için arabamıza binip geldiğimiz yöne doğru hareket ettik. Buzluk” Ansır “ köyünün içinden ,okul , sağlık ocağının önünden geçip yukarıdan gördüğümüz muhteşem sonbahar manzaralı köyün içerisinden , derenin üzerinden ki köprüden geçerek bulduk. Arabadan indik dışarıda kimse yoktu. Zincire bağlı kangal köpeği davudi sesiyle havlaması kayaların arasında yankılanıyordu. Cins bir inek yaşlı bir dut ağacına bağlanmış geviş getiriyordu. Beyaz bir horuz onlarca tavuk gıdıklayarak geziniyorlardı. Taş duvarların üzerinde onlarca bal kabağı sıralanmıştı. Bahçedeki kayısı, dut, ceviz, şeftali ağaçlarının yaprakları sarının, kırmızının. Kahverengin tonlarıyla sonbaharın renk cümbüşünde yerlere serilen bu örtülerle güzel bir görünüm veriyordu. Evlerin arasındayken yüksek sesle “ Kimse yok mu? Tanrı misafiriyiz “ diye bağırınca evin arkasından iri yarı 50 -55 yaşlarında bir doksan boylarında şişman, siyah şalvar giymiş beyaz tişörtlü, siyah montlu kalın bıyıklı biri bize doğru geldi. Adının Necati olduğunu eskiden koruculuk yaptığını söyleyerek“ Tanrı misafirlerine kapımız açıktır. “ dedi. Tanışma senfonisinden sonra sohbetimiz koyulaştı. Evin hanımı bu esnada kuzune sobayı yakmış, bir sini kahvaltılık hazırlamıştı. Sıcak çaylarımızı içerek tatlı sohbetler yaptık. Komşuları olan 85yaşlarında elinde bastonla yaşlı amca selam vererek içeri girdi. Divana oturdu. Sultan hanım kamerası açarak amcayla, evdekilerle röportaj yapmaya başladı. (DEVAM EDECEK)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber