HIZLI YAŞAYIP YORULMAK

2.1.2018

M. Fatih KAHRAMAN

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

 “Zaman, sessiz bir testeredir.” ( Emmanuel Kant)


Günler, haftalar, aylar ve yılların geçişi baş döndürüyor. İşte 2018 yılına da girdik girmesine de çıkabilir miyiz o belli değil.

Daha on beşinde oflayıp tüfleyerek yıllanmışlık belirtileri sizce de ilginç değil mi? Sırtında dünyayı taşıyormuşçasına beli bükülmüşlük! Ve bıkmış, bitkin nice körpecik canlar!.. ‘Hayatımda böyle bir şey görmedim’ diyen üç-beş yaşındaki çocukların kocaman lafları!..

Sevgi ve biraz ötesi riyakâr aşk masalları, sanal âlemin kayıtlı-kayıtsız ve hesapsız Mecnun ve Leyla’larının kimi içmiş kim de içmeden sarhoş zümrenin, çılgınlıklarına zaman bulamayıp erken yaşlanarak yı(kı)l(dık)larına(?) tanık olduklarımız...

Acıyla tatlının, geceyle gündüzün, hakla batılın, iyiyle kötünün yer değiştirdiği günlerin, bu bağlamından kopuk savrulan dermansız ve yaşlanmış gençlerin son durağı acaba kim bilir kaç durak berisidir?..

Şu gurbet kıvamındaki yaban dünyasında yerleşikmiş gibi bir eda sergileyen ömrü cücelerle yücelere çıkılabilir mi ki?..

Sınır tanımaz pervasızlıkla cahil cesareti bir yana aşırı bilmişlik, ukalalık ile cehenneme atlamanın adrenalin tutkusundan kaynaklandığını söylersek abartmış mı oluruz?..

Sorunlar yumağı haline gelen âlemin bizatihi kendisi sorun ve çözümsüz olanlarca düzlüğe çıkartılması nasıl mümkün olacaktır?..

Neredeyse insanın kendisinin varlığının tamamen günaha dönüştüğü bir zeminde günahların listesini sıralamaya gerek var mıdır?..

At, it ve bitin hem dem olup yarıştığı; bülbül, karga, kurbağa ve eşek seslerinin   orkestrayı oluşturduğu bir arenada boğalar birbirini boynuzlarken keyif alanlar, insan görünümlü şeytanın önde gidenleri değil midir?..

Batının kültür emperyalizmiyle kirletilen yeni genç jenerasyon günübirlik zevk ve eğlenceye müptela vaziyetiyle kafaları karıştırmaya devam etmektedir…

Kafelerin, oyun salonu ve eğlence merkezlerinin müdavimleri olan müptezel idealsiz, ülküsüz ve amaçsız bir nesil umut vermekten ziyade endişe vericidir…

Milli ve manevi donanıma sahip şuurlu bir genç neslin varlığı az da olsa bir gerçektir velâkin gerekli altyapı oluşturulup önlem alınmazsa delikanlılığın verdiği kontrolsüz enerjiyle hata yapma payları yüksek çıkabilir.

Geçici dünya hayatının akılları baştan alan şatafat ve çekiciliği, nicelerini çığırından çıkartmadı mı? Aktiviteye dönüşmeyen bir inanç kalpte kökleşmemiş demektir. İvedilikle özümüze ve sağlam kaynaklarımıza dönmediğimiz takdirde korkarım ki yarınlarımızın umutları çocuklarımız avucumuzdan kayıp gidecektir… Çükü dört bir koldan değil sekiz cihetten evladımız saldırı ve kuşatma altındadır…

Sosyal Medya, internet iletişim ve paylaşım ağları, cinsellik, TV dizileri, sinema, tiyatro, gazete ve dergiler, kumarhaneler, meyhaneler, barlar, pavyonlar, eğlence merkezleri, partiler, reklamlar vs. ne yazık ki bir ağ gibi çocuklarımızı sarmalamıştır. Yani elimizden kaydı kayacaklar gibi…

Temel ödevlerin önemsenmeyip ıskalandığı ve otokontrol sisteminin geliş(tirile)mediği gençlerimizden bir beklenti içerisinde olmak beyhudedir…

Dönüşü olmayan zaman çarkının içinde öğütülüp duran ömürler heba olmadan selamet sahiline çıkmak, bünyeye uygun bir eğitim sistemiyle ancak mümkündür.  Bu konunun daha fazla gecikmeden halledilmesi yetkililere duyurulur.

Yarınlarımızı mutlu ve umtlu yaşayabilmek temennisiyle…

Ulusal Gazeteler
22 Ocak 2018 Pazartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar