TAŞERONUN ANASI AĞLIYOR

11.12.2017

Ali Aydoğan

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

Yıllar önce ihdas edilen bir nevi oyalamaca taktiği olarak uydurulan “Taşeron İşçiliği” şimdilerde fos çıktı!

Neden fos çıktı?

Çünkü eğer bu taşeron işçiler belediye dışında herhangi bir kamu kurumunda çalışıyor iseler bunlara “kadro” verilecek ama diğerlerine yok!

Yani özelliklede Belediyelerde çalışan on binlerce “Taşeron işçiye” bu hak verilmeyecek! Neden?

Bu şehrin pisliğini kim temizliyor?

Taşeron işçi.

Bu şehrin kanalizasyonunu kim temizliyor?

Taşeron işçi.

Bu şehrin atıklarını kim temizliyor?

Taşeron işçi.

Bu şehrin çöpünü möpünü kim temizliyor?

Taşeron işçi.

Belediyede bir çok yazışmaları…

“Getir götür” işlerini…

“Ayak işleri” diye tabir edilen ama çalışanın anasını ağlatan işleri kim yapıyor?

Taşeron işçi.

Bu şehrin suyu patladığında hemen kimi gönderiyor Belediye amirleri?

Taşeron işçiyi.

Yol, asfalt çalışmalarında en ağır işleri kimler görüyor?

Taşeron işçiler.

Şimdi…

Eğer Millet Meclisinde bu görevleri görüyorsa ona kadro var!

Eğer Devlet hastanelerinde çalışıyorlarsa onlara kadro var!

Oysa onlarda aynı işi görüyorlar Belediyelerde çalışanlarda.

Hatta Belediyeler de çalışanların anası ağlıyor.

Neden?

Çünkü bokla, pislikle, çöple, kanalizasyonla ve diğer ağır işlerde canı çıkıyor da ondan.

Yani şimdi bu mudur adalet dedikleri?

Adalet ve Kalkınma Partisinin adaleti yere düşürülüyor!

Bunun kim farkında?

Kimse farkında değilse kadro verilmek istenmeyen Belediye ve özel idarelerdeki taşeron işçiler farkında.

Dört yüz bin işçiye kadro var ama diğer dört yüz elli bin işçiye kadro yok!

Niye?

Çünkü onlar Belediyelerde çalışıyor!

Yani!

“Onlar çok politize olmuşlardır!”

Yapma yahu!

Nereden biliyorsunuz politize olduklarını?

Madem öyle mecliste çalışanlar politize olmadılar mı?

Şunu çok iyi bilin ki oy kullanan herkes bir şekilde politize olmuştur.

Bu, kadro vermediğiniz, vermekten imtina ettiğiniz dört yüz elli bin kişi aileleriyle birlikte, ana babalarıyla birlikte yaklaşık iki milyon oy ediyor.

Siz bunun farkında mısınız?

“Efendim zaten kadrolu olsalar da maaşlarında bir şey değişmeyecek” miş!

Eh, madem öyle maaşlarda fark olmayacak öyleyse neden bu işçilere kadro vermiyorsunuz?

Bu işçiler on, on iki, on beş yıldır bin bir umutla bu günler için canlarını dişlerine takıp üç kuruşluk maaş için, “bir işim olsun” diye çalıştılar, kadroyu hak ettiler.

Madem maaş değişmeyecek öyleyse hemen onları da kadroya almanız lazım.

O zaman varsın maaşlarda değişmesin.

 

Belediyelerde çalışan taşeronlara birde baskı yapıp “sendikaya üye olanı kapının önüne koyarız” demediler mi?

Onlar buna bile razı oldular “belki kadro alırız” umuduyla.

Maşlara zam yapmasanız da…

“Sosyal hakları değişmeyecek” deseniz de bu dışarıda bıraktıklarınızı da kadroya alın.

Ayırım yapmayın.

Bakın “ADALET “ diye yollara düşenlere bu kez de “taşeron işçilere kadro” diye eğer yollara çıkarlarsa bu dört yüz elli bin işçi o adalet yürüyüşüne katılır.

İki bin on dokuz seçimlerinde bu kadro dışı bırakılanlar oy vermeye gittiklerinde ister yerel seçimler olsun ister genel seçimler olsun ister Cumhurbaşkanlığı seçimleri olsun yüzde elli bire kırmızı ışık yakar mı?

Yakar!

Bilmem anlatabildim mi?

Taşeron işçilerin hakkını yemeyin.

Madem adalet madem kalkınma öyleyse sizi gerçekleri görmeye davet ediyor ve bu  dışladığınız dört yüz elli bin işçinin hakkını vermeye çağırıyorum.

Üvey evlat muamelesi yapmayın bunlara.

Gözü kulakları sizde.

Olmazsa eğer, siyaseti kilitlersiniz, tıpkı yedi Haziran seçimlerinde olduğu gibi!

Dövünmek çare olmaz.

“Keşke verseydik” sıkıntısı yaşamadan dışarıda bırakılan taşeron işçilerini bir kez daha düşünün.

Hepsine hak ettikleri kadrolarını verin.

Taşeron işçinin anası ağlamasın artık.

 

Ulusal Gazeteler
22 Ocak 2018 Pazartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar