GENÇ OSMAN KELLE KOLTUĞUNDA 3 GÜN SAVAŞTI MI…?

14.11.2017

Ender Sümer

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

KÜLTÜRNAME

Ender SÜMER

Tarihci-Yazar

Endersumer14@gmail.com 

----------------------------------------------------

Bağdat’ın kapısını genç Osman açtı

Düşmanın cümlesi önünden kaçtı

Kelle koltuğunda 3 gün savaştı

Şehitlere serdar oldu genç Osman

 

Osmanlı zamanında Bağdat 2 kez fethedilmiştir. İlki Kanuni döneminde

2.kez ise IV.Murad döneminde (1639) olmuştur. IV.Murad  Bağdat seferi sırasında Nevşehir’e geldiğinde diğer yerlerde de yaptığı gibi O yörenin ahalisine duyuru yaptırarak ‘’ Leşker olarak sefere  katılmak isteyen yaşı ve gücü uygun olan  kişiler gelip kaydını yaptırsın.’’ deyip; Gönüllüleri sıraya dizerek onları  tek, tek görüp kabul ederdi. İşte Nevşehir’de  Böyle bir anda dikkatini gürbüz lakin bıyıkları henüz terlemiş bir genç dikkatini çeker ve ona sorar.

-Bre senin adın nedir çocuk.

Genç cevap verir;

-Adım Osman’dır hünkarım.

IV.Murad; “Bre koç yiğit  bilmez misin ki orduya bıyığında tarak durmayan alınmaz. Senin henüz bıyıkların terler. Sen ananın yanına dön. Ne vakit bıyığında tarak duracak kadar büyürsen o vakit orduya leşker yazılasın.

Genç Osman bu vaziyete çok üzülür. Halbuki bu sefere çıkmayı çok arzu etmişti. Pehlivanlığı vardı. Güçlüydü. mermere tokat atarak, keçeye kılıç sallayarak, at üzerinde cirit  oynayarak kendini yetiştirmiş gözü kara bir delikanlıydı. Hatta o kadar umutlanmıştı ki anasından izin ve helallik bile almıştı. Genç Osman bunları kafasından geçirirken bir anda seri bir karar vererek ani bir hareketle  kuşağında çıkardığı saç tarağını üst dudağına olanca gücüyle bastırıp dudağına saplıyarak;

-İşte hünkarım benimde bıyık alanımda tarak duruyor. neolur izin verin sefere bende katılayım der.

IV.Murad olanları hayretler içinde izler ve Çok duygulanır. Genç Osman’ın dudaklarından akan kana bakarak gözlerinden yaş süzülür.

IV.Murad;

-Tamam yiğidim şimdi sen bunu fazlası ile hak ettin. Seni ön saldırı grubuna serdar eyledim. Nice yiğit olduğunu görelim bakalım. Allah yar ve yardımcın ola der.

Genç Osman sevinçle;

-Rabbim ömrünüzü uzun eylesin hünkarım… sağ olun der ve orduya katılır. Bağdat ın fethinde büyük rol oynar.Sancak-ı şerifi burçlara dikerken vücuduna birkaç ok saplanır. Durmaz ilerler. Düşman sancakı düşürmek için kellesini bir kılıç darbesi ile kesmesiyle Genç Osman yere yuvarlanır. Düşman kellesini alarak gitmeye başlar. Durumu gören arkadaşı kayıkçı kul Mustafa

Uzaktan bağırır.

-Bre Osman düşman kelleni götürür ne durursun. Hiç şehit kellesini düşmana kaptırır mı.?

Genç Osman başsız vücudu ile kalkıp kellesini götüren düşmanı öldürüp

 kellesini koltuğuna alarak düşmanla savaşmaya   devam eder .Durumu hayretle gören bir kadının  ‘’aaa bakın hele kelle koltuğunda savaşana’’ deyip çığlık atmasıyla  genç Osman kellesi koltuğunda olduğu halde düşer ve şehit olur. Düştüğü yere kellesi koltuğunda olduğu halde,kanlı elbiseler ile gömülür. Genç  Osman’ın bu şecatı Osmanlı ordusuna büyük şevk;Safavi askerlerine ise korku ve endişe vererek Bağdat düşer ve tekrar Osmanlının olur.IV.Murad genç Osman ın bu durumu karşısında;’’Keşke Bağdat’ı almasaydım da bu yiğit Osman da şehit olmasaydı.Zira Bağdat bir Genç Osman etmez.’’ lafını söyler.

Olaya şahit oaln şair Kayıkçı Kul Mustafa Genç Osman’ın destanını yazar.

İmdi bu olay gerçekmidir ,değilmidir.? Buna cevap vermeden önce size 20.y.y ortalarında vuku bulan,basına yansımış,onbinlerce şahidi olan,bilim dünyasını şaşkına çevirmiş  başka bir olayı anlatayım.

1945 yılında  Kolorado'da Loyd Olsen adındaki  bir çiftçi rutin işlerinden birini yapıp çifliğindeki kümes hayvanlarının  kesimini yaparken bir horozun başı kesilmesine rağmen kalkıp çılgınca sağa sola koşuşmasını görünce hayrete düşer. Hayvan kümese o halde girince de ’’ bir süre sonra ölür.’’ düşüncesi ile eve gider. Sabah olunca ilk iş ahır şeklindeki büyük kümese girdiğinde başı kesilen horozun  diğer kümes hayvanları arasında dolaştığını hayretle görür. Şaşkınlığı geçince  bundan para kazanmayı düşünür  ve şehre götürerek para karşılığndaı başsız hayvanı gösterir.Bir taraftan da hayvanı şırınga ile boğazına sıvı yiyeceklerle besler. Veterinerler hayvanı inceler ve bir şey anlamazlar.Daha sonra duruma vali el kor ve başsız horozu incelemek üzere Utah üniversitesine gönderir.Bilim adamları uzun süre araştırıp inceledikten sonra şu sonuca varırlar. ‘’ Horozun başı kesilirken bir mucize gerçekleşerek milyarda bir olabilecek bir hadise gerçekleşmiş ve bıçak; başı öyle bir yerden kesmiş ki şah damara gelmemiş ve ölüm olayı gerçekleşmemiştir.Bu olay 1947 de TİME dergisine de konu ve kapak olmuştur.( başsız horoz Mike şeklinde ) Peki bunu tüm prof.lar bir araya gelse en modern cihazlarla uğraşsalar bu olayı gerçekleştirebilirler mi? tabiki hayır zira zaten bu  çok denenmiş ve başarılamamıştır..Tıpkı hiçbir teknolojinin arının yaptığı balı,ineğin verdiği sütü…yapamadığı gibi.Peki O zaman bunun adı nedir.!?  kör tesadüf mü, yoksa  bir mucizemidir? Tabiki kainatın yaradılışımı bile kör tesadüslerle izaha çalışan ataistler için bu bir tesadüf;iman sahipleri için ise mucize-i Rahman’dır..?

    Genç Osman’ın kelle koltığunda savaşması tarihteki tek vaka da değildir. Sahabe komutanlarından Abdulvahhab diye bilinen ve Malatya’da mefun bulunan kişinin sancaktarı Abdullah’da Bizans-Tekfur orduları ile savaşırken İznik kuşatmasında başı kesilerek şehit düşmüş; komutanının seslenmesi ile yerinden kalkıp başını götüren düşman askerini öldürerek başını koltuğuna

   Alıp  bir süre savaştıktan sonra şehit olması da bir vakadır.Gökten melek orduları indirerek,irtihali ile gafillerin gözünden kaybolmuş şehit,şühedayı da bu ordular içerisine katıp mü’minleri destekleyen Mevlamız elbetteki bu tür mucizevi olaylarla da mü’minlerin şevkini arttırarak zaferler kazandırmuştır.Bunun misalleri tarihte pek çoktur.Gavurcuklar’’ başsız  horoz Mike’’ yi kendi lisanları ile Tanrının bir mucizesi olduğuna inanarak,bu mucizenin KOLERADO eyaletinde  her yıl bunun festivalini-karnavalini yaparak kutluyorken;bizim tarihimiz bu tür olaylarla dolu olduğu halde gençliğimizin bundan habersiz oluşu acaba kimin suçudur.Tabi ki tarihini, değerlerini, inançlarını, ecdat şecaatini…anlatmayan,öğretmeyen adından başka hiçbir şeyi milli olmayan eğitim sistemi sorumludur.

Amerikalılar başta olmak üzere diğer batı-batıl devletler; dün teksas,tommiks,kaptan swing,kinova, kıling,yataka,zagor,zoro..vsg .bugün günümüzde ise; süpermen,süperboy,süpergirl,örümcek adam,raki,rambo,ceymis bond…gibi hayali kahramanlarla vahşet dolu tarihlerini allayıp pullayıp tüm dünyaya pazarlayıp göz boyarken  biz;tek bir adamdan başka gençliğin önüne koyduğumuz kahraman yok. GERÇEK TARİHİMİZİ GİZLEYENLER,ÖZ KÜLTÜRÜMÜZÜ VE DEĞERLERİMİZİ EREZYONA UĞRATIP BATI-BATIL KÜLTÜRÜNÜ GENÇLİĞE ENJEKTE EDENLER, öyle tuhaf bir nesil yetiştirdiler ki bu nesil; ne camiye gidiyor ki Müslüman diyesin.Ne kiliseye gidiyor ki hiristiyan diyesin,Ne havraya gidiyor ki Yahudi diyesin.Ne tanrı tanımaz ki ateist diyesin,ne doğulu,ne tam batılı,ne kuzeyli..velhasıl hepsi nden birer parça almış tam bir kozmopolit,Ferenkeştain yaratık gibi.Ne yazıkki toplumumuzdaki tüm huzursuzlukların,vahşet,cinayet,kap-kaç,dolandırcıılık,hak gasplarının…temel nedeni çarpık ve milli bünyemize uymayan eğitim sistemi olduğu bir gerçektir.Bu sistem bol miktarda eğitimsiz üniversite mezunu yetiştirmektedir.İspatı toplumun görünümüdür.Peki çare nedir? Derhal büyük bir reforma gidilerek eğitim sistemi milli ve manevi değerlerine tekrar kavuşturulmalıdır. Zira bu deli gömleği gibi üzerimize zorla giydirilen batı standlı eğitim gömleği  bize dar geliyor,sıkıyor,boğuyor…vesselam.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ulusal Gazeteler
22 Ocak 2018 Pazartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar