MERHAMET MEDENİYETİ.!

9.11.2017

Ender Sümer

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

Kanuni Sultan Süleyman bir gün sarayın has bahçesinde gezinirken kendi eliyle diktiği çok özel bir ağacın karıncalar tarafından adeta istila edildiğini görür. Derhal bahcivanı çağırp durumu sorar. Bahcivan ‘’ hünkarım ne yaptıysam baş edemedim.Bunun artık tek yolu kaldı; eğer uygun görürseniz kireç dökerek karıncaları itlaf edip ağacı kurtaralım ’’der. Kanuni kendine bu sıfatın verilmesine neden olan hareketini tekrarlayarak; her daim yaptığı işi yapar ve “hele bunu lalam şeyhülislam Ebu Suud efendiye soralım. O ne diyecek.Ona göre bir karar verelim” der. Muhibbi mahlası ile divanı olan şair kanuni; uslübunca şu beyti yazıp fetva için Ebusuud efendiye gönderir.      ’’ Ağaca ziyan veriyorsa karınca

Anın kırılması caizmidir kararınca.? ‘’ Ebusuud efendi fetvasını aynı edebi uslüp ile  şöyle yazar.

 “Yarın Hak’ın divanına  Varınca

Süleyman’dan hakkını alır karınca.’’

Bunun üzerine nasıl bir söz söylenip yorum yapılabilir ki. Karıncayı dahi incitmenin bir hesabı olduğunu bilen, kışın dağda aç kalmasın diye vahşi hayvanlara yiyecek bırakan, her evin çatısında  kuş evleri bulunan, sahipsiz hayvanlara bakım evleri açan, “haksız yere masum bir insanı öldürmek tüm insanlığı öldürmek gibidir” diyen, kapı kapı dolaşan münadinin çaldığı kapılardan içeri seslenerek ‘’ bu evde aç, susuzihasta, çaresiz var mı.? Olup da söylemeyenin vebali boynunadır.’’ Diyen, ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR inancından hareketle ‘’ dağ başında bir kurt kuzuyu kapsa bu hükümdarın vebalidir.’’ Anlayışı ile ülkeler yönetip gönüller fetheden devasa  BİR MERHAMET İMPARATORLUKLARININ EFRADIYIZ. Geçmişimizle ne kadar gurur duysak azdır.  ‘İnsan hakları beyannamesi’ni  yayınlayıp, ona hiç itibar etmeyen zalim medeniyet mensupları ; İnsan hakları, eşitlik, özgürlük, demokrasi, adalet, milli egemenlik, bağımsızlık, kardeşlik, hümanizm…gibi kavramları oltanın ucuna takılmış  yemler gibi  kullanıp masum ve cahil halk kitlelerini balıklar gibi avlayarak sömürmekte ve kendilerine muti modern  köleler gibi gütmektedirler. Dünyada hangi devlette, hangi toplumda bunlar uygulanmaktadır diye sorsak asla tek bir devlet gösterilemez. Yani bu kavramlar sadece sözde, kağıt üzerinde kalmış asla hiçbir dönemde  ve hiçbir devlette bihakkın uygulanmamıştır. Halbuki İslam’la şereflenen  ecdadımız efendimiz ve tek önderimiz (s.a.v)in izinden giderek  devasa merhamet ve adalet imparatorluklar kurmuşlardır.

Batı-batıl devletlerin  bu emperyalist davranışlarını  kırmızı karıncaların faaliyetlerine  benzetebiliriz. Şöyle ki;

Ana vatanı Amerika kıtası olan iri kırmızı karıncalar zaman zaman siyah karıncaların yuvalarını basarak savaşçılarını öldürdükten sonra yumurtalarını çalıp yuvalarına taşırlar. Ancak yumurtaları yemeyip yavru lavraların çıkışını beklerler. Yumurtadan yavrular  çıkınca  onları kendilerine hizmet ettirirler. Zavallılar nasıl bir komplonun kurbanı olduklarını anlayamadan, gerçek atalarını katleden ve onların yerine kendilerini tanıtan düşmanlarını ata bilip onlara ömür boyu hizmet ederler.

Kırmızı karıncaların bu durumu bize tanıdık geliyor değil mi.!? Batı-batıl devletler benzerini yapmıyor mu.? Önce işgal ediyor; sonra O ülkenin yönetimine adamlarını  yerleştirip eğitim sistemini de  yumurtadan çıkacak karınca yavruları  misali beyinlerini yıkadığı yeni nesli hizmetkarları olarak kullanmaktadırlar. Onlar demokrasi maskesi altında  SUFLİ ZULÜM MEDENİYETİ kurmuşken; ecdadımız MERHAMET VE ADALET MEDENİYETİNİN BAYRAKTARI OLMUŞTUR.

Bu ulvi medeniyetin temeli ; merhametlilerin en merhametlisi olan Allah (c.c)  tarafından ; ilahi kitaplar ve  resulleri vasıtası ile atılmıştır. Hasseten Resulullah efendimiz(s.a.v)  bunu hayatında uygulamış ve gerek bedir savaşı sonunda; gerekse ‘Veda Hutbesi ‘de bunu tüm Müslümanlara kutsal bir emanet olarak bırakmıştır. Bundan dolayıdır ki  mü’min tüm canlılara karşı adil ve merhametli, zalime karşı ise onurlu ve zorlu olmuştur Bu anlayış dolayısıyladır ki bu millet dünyanın neresinde olursa olsun zalimin karşısında mazlumun yanında yer almış ve almaya da devam edecektir. Zira imanımız bunu gerektirmektedir. Her ne kadar emperyal devletler bu anlayışı değiştirmek ve bizi de kendilerine benzetmeye çalışmışlarsa da bunda tam olarak  muvaffak olamamışlardır. Zira KURDUN YAVRUSU KURT OLURMUŞ.! Kurt yavrusunu alıp köpek gibi besleyip eğitsen de; O bir gün mutlaka kurt olduğunu, kurt kanı taşıdığını hatırlayacak ve boynundaki esaret zincirini kırarak  doğasında olan özgürlüğüne doğru koşacaktır. Bu milleti ve tüm ümmeti batı-batıl emperyalist devletler; bizi yüce kılan kutsal değerlerimizi; kurdukları laik eğitim sistemleri  alıp içinizi boşaltarak yerine saman misali pespaye  ve gayri ahlaki değerleri koymuşlardır. adeta biyonik robotlar halinde  uzaktan algı kumandaları ile bizi yönetmiş ve sömürmüşlerdir. Lakin milletimiz-ümmetimiz artık kurt olduğunu hatırlayıp köpeklikten kurtularak esaret prangalarını kırıp “ALLAHU EKBER” diyerek ayağa kalkacaktır inşallah. Zira hiçbir zuül ve zalim baki kalmamıştır. SSCB nin yıkılıp kahrolduğu gibi çatırdayan AB ve ABD’nin zulmü de sona erip tarihin karanlık sularına gömülecektir. İSTİKBAL TÜRKİYE LİDERLİĞİNDE İSLAM’INDIR. ZAFER MUTLAK GALİP OLAN ALLAH’a AİTTİR. Özümüze dönüp misyonumuzu hatırlayarak bunu yeniden yüklendiğimizde önümüzde ne AB, ne ABD, ne RUSYA duramayacaktır. Yeter ki  bu ümmet boynuna takılmış kölelik halkasının farkına varsın. Üzerinde oynanan oyunları bilsin Ve karıncaya bile merhamet eden ancak zalime karşı amansız olan devasa bir merhamet ve adalet medeniyetinin varisleri olduğumuzu hatırlasın.

MEVLA TÜRK’Ü VE ÜM METİ KORUSUN, YÜCELTSİN VE UYANDIRSIN...vesselam

 

 

 

 

 

 

Ulusal Gazeteler
18 Kasım 2017 Cumartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar