BATININ TEK GAYESİ İSLAM

6.11.2017

Muhammed Ali Günaydın

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

Batı Batı olalı hiçbir zaman babalarının hayrına Ortadoğu halkına bir iyilikte bulunmadı. Zamanın Irak Devrik lideri Saddam’a silah verip Önce Kuveyt’i işgal ettirip, daha sonra İran’la savaştıran ABD, bugün aynı senaryoyu Kuzey Irak Halkına yaptı. İsrail ise Kuzey Irak’ın ateşlerde yanması için sadece Barzani’nin ve halkının sırtını sıvazladı, alttan verdi gazı…

Barzani içinde bulunduğu durumda ABD ve İsrail’e Güvenerek ne kadar büyük bir hata yaptığını anladı ve başkanlıktan istifa etti. Sokaklara çıkan halk ise daha önce dua ve minnetle saygı duydukları ABD ve İsrail için lanetler ve beddualar etmeye başladı. Kendilerine Bağımsız bir Kürdistan verecek hayaliyle sokaklarda İsrail ve ABD Bayraklarını sallayanlar, bugün o bayrakları yakıp kül etti. Nihayetinde hem Barzani hem halkı hem de Türkiye’den kendilerine destek verenler anladı ki, Batılılardan kendilerine hayrı yok…

Batılıların en büyük amacı ve gayesi İslam’ı ve Müslümanları yeryüzünden silmektir…

Zira onların daha önce Osmanlı zamanında yaşadıkları yenilgi ve kayıplar; damarlarında hırs ve düşmanlık oluşturdu. Bununla birlikte Müslümanların tekrar bir araya gelerek kendilerini yok edeceği endişe ise ile sürekli saldırı ve teyakkuz halindeler ve kurdukları sistemleri, projeleri ve operasyonları kendi varlıklarını sürdürmek ve Müslümanların bir araya gelmemesini sağlamak…

Daha önce Osmanlı Sancağı altında toplanan Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar, Çerkezler ve diğer Müslüman ırkların her biri şuan parça parça halinde. 1. Dünya harbinde Osmanlı’nın yıkılışını fırsat bilenler, 2. Dünya harbi ile tüm kozları ellerine aldılar. Önce Arapların birliğini bozarak 20’den fazla farklı ama küçük Arap devletlerinin olmasını sağladılar, Kürtleri dört farklı ülkeye pay ederek o bölgelerde daima çatışma, Kaos ve iç savaşın hüküm sürmesine neden oldular…

Türkleri ise Anadolu toprakları ile sıkıştırarak sınırlarını belirleyerek yeni bir devlet kurdurdular ve başlarına ise idareci olarak İslam’a ve Müslümanlara düşman, batıya âşık birilerini getirdiler. Çünkü aynı ruhun tekrar dirilmesinden endişe ettiler…

İslam’a ve Osmanlı’ya dair hiçbir şey kalmamalıydı…

Başa gelen idarecilerin yaptığı tüm İnkılaplar, devrimler tamamen İslam’ın gelenek ve göreneklerine, kanunlarına aykırı olarak tertiplendi. Tüm bu yaptıklarını sorgulamamak için de 5816 sayılı kanun ile onu koruma altına aldılar. Onu eleştiremez, sorgulayamaz ve araştıramazsın. Bunu yaparsan suçlanırsın, hapse atılırsın. Ki bunun bir örneğini kısa bir süre önce gördük…

Araştırmacı-Yazar Mustafa Armağan’ı sadece araştırmalarından dolayı hapis cezası vermeleri, bu durumun ne kadar vahim neticeler ortaya çıkaracağını gösteriyor. Öyle ki, gizli kalmış, saklanmış ve ifşa edilmesi halinde büyük olaylara neden olacak birçok belgeyi ve olayı gün yüzüne çıkmasından endişe duyanlar var ve bunun en başında ise Cumhuriyet Halk Partisi geliyor…

Batılılar, dünyayı dize getiren Abdülhamit Han’a Kızıl Sultan Lakabını verdiler…

Sultan Abdülhamit Han, kendisinden sonrasını düşünmek bir yana dursun; eğer kendi döneminde lehine çıkarılan yüzlerce gazeteyi ortadan kaldırıp, kendisi hakkında konuşulmasını kanun haline getirip insanları hapse atsaydı, onu bugün Kızıl Sultan olarak dünyaya yayan Batılılar karşısında hiçbir başarı elde edemezdi. Bugün bile onu İstibdat ve zorba bir hükümdar olarak görüyorlar. Ama nedense kendisinden korku ve endişe duyulan kişiyi kanunla koruma altına almakla tüm bu yaşananların üstünü örteceklerini zannettiler…

Belki bugün değil ama gelecekte tüm kirli ve gizli sırlar aydınlanıp gün yüzüne çıkacaktır. Bunu ise sadece ahlaklı, erdemli, inançlı ve yeni bir nesil yapabilir. Zira bizim ve bugün ki İktidarın bunu yapma kudreti yok. Umut ediyoruz ki çocuklarımız bu kilitli kapıları açıp herşeyi yerli yerine oturtur…

Cahiliye döneminden çok daha fazla heykele sahibiz…

Hindistan gibi birçok yerde Buda heykelleri bulunmakta ve bir araştırmacı yazarın sonuçlarına göre Türkiye’de M. Kemal için yapılan heykellerin sayısı Buda heykellerinden çok daha fazla. 1930’lu yıllara kadar hiçbir liderin, insanoğlunun bir heykeli bile Anadolu topraklarında yoktu…

Öyle ki bugün Heykel yapmadan Türkiye, Dünya’da hatırı sayılır bir yerde bulunuyor. Hatta diyebiliriz ki, Peygamberimiz (s.a.v) döneminden önce bile tüm Arap Yarımadasında bu kadar heykel yoktu. Cahiliye döneminden çok daha fazla heykele sahibiz.

İlme vâris olmak, mala vâris olmaktan daha hayırlıdır…

Şeyhlerin Piri Meşhur Endülüslü Muhyiddin-i İbn’ül Arabi Hazretleri, "İlme vâris olmak, mala vâris olmaktan daha hayırlıdır" der. Gizli Zındıka Komitelerinin Âhirzaman gençlerini belaya, musibete, fuhşiyata, ahlaksızlığa çokça meylettirdiğine dikkat çeken zamanın Bedii, en mükemmeli olan Meşhur İslam Âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ise, Âhirzaman fitnesinden kurtulmanın yegâne kalesinin İman Hakikatlerine sarılma olduğunu ifade ediyor…

Bundan önce Gençlerimizin birçoğu kitap okumuyor, Ailesini dinlemiyor, Dışarda daha çok vakit geçiriyor ve her hangi bir gelecek kaygısı, endişesi de taşımıyordu. Zira bir amaçları, hedefleri yoktu. Gençlerimizin küçük bir kısmı ise içinde bulunduğu zamanın, tehlikenin, fitnenin farkında, Öyle ki kendini kurtarmak bir yana dursun, başkalarının ateşte yanmaması için mücadele veriyorlar… Şükür ki, umutsuz değiliz, ümitvarız. Yeni ve taptaze, bilinçli, ahlaklı, dirayetli bir nesil yetişiyor. Bundan son derece rahatsız bir kesim de var. onların da devr, geçti zaten.

 

Ulusal Gazeteler
18 Kasım 2017 Cumartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar