Bölgesel Güç Olabilmek İçin Ne Yapmalı?

18.9.2017

Muhammed Ali Günaydın

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

Türkiye, Küresel veya Bölgesel bir güç olmak için özellikle Soğuk Savaş Döneminden sonra büyük atılımlar yaptı. 2000’li yıllara gelene kadar bu Vizyon çok ağır bir şekilde ilerledi, zira ülkenin içinde bulunduğu Ekonomik durum, Darbeler, başa gelen hükümetlerin iktidarsızlığı Türkiye’yi çok yıpratmıştı. 2000’li yılları geride bırakan Türkiye, daha istikrarlı ve daha dinamik, çözüm odaklı, ekonomik ve kalkınmaya dayalı küresel ölçekte hamleler yapan, Bölgesel güç olma potansiyeline ve Vizyonuna sahip, milli iradeyi arkasına alan güçlü bir iktidarla yoluna devam etti…

Henüz bölgesel güç olma ideallerini yerine getiremeyen Türkiye, hızlı adımlarla kaybettiği yılları geri kazanmak için geniş ölçekte ve uzun vadede yeni projelere, yeni planlara kapı araladı. Son 10 yılda Savunma Sanayisi, Ekonomik Bağımsızlık ve Uluslararası diplomatik ilişkilerde büyük yol kat eden Türkiye, Egemen Güçlerin dikkatini çekmeye başladı. Öyle ki bu hızlı ilerleyişten rahatsız oldukları da aşikâr! Zira bu yükselişi durdurmak için daha önceden planladıkları oyunları bir bir hayata geçiriyorlar. Tüm bunlar arasında en büyük kozları hükümete karşı kullanacakları baş aktörleri ana muhalefet partisi, bu ilerleyişin en büyük engelleyicisi haline geldi. Egemen güçler, Türkiye’deki partilere ve hükümete karşı olan muhaliflere o kadar hâkim ki, maymun gibi oynatıp, istediğini yaptırabiliyor. Öyle ki Ana muhalefet partisinin genel başkanına bile atlet giydirip yarı çıplak halde medyaya servis ettirebiliyor…

Muhalefet bir yana dursun, zira bu konu ülkenin gündeminde hiç çıkmayacak gibi görünüyor, biz önümüzdeki gelişmelere ve ülkeyi daha ileriye taşıyacak yenilik, çalışma ve projelere odaklanmamız lazım. Türkiye, bölgesel güç olmak için bazı önemli kriterleri gerçekleştirmesi gerekiyor. Bunlardan birisi savunma sanayisi ile ilgili yüksek askeri teknoloji kapasitesine sahip olması ve ülke sınırlarını en iyi şekilde dış tehditlerden koruyabilmesi ve gerekiyorsa müdahale edebilir etkin bir güce kavuşmuş olması gerekiyor. Türkiye 2003 yılından itibaren 2017 yılına kadar 80 yılda yapılamayan savunma teknolojisinin üretimini gerçekleştirdi. Özellikle yapılan askeri teknolojilerin tüm cihazları ve malzemelerinin yerli olması çok önemli. Ünlü bir düşünürün ifadesine göre ülkedeki silahların cipleri yani kontrol mekanizmaları sende değilse o silahlar senin değil, başkasınındır. Bu yüzden savunma sanayisinde yerli üretilen tüm silahlar ve teknolojilerde kontrol mekanizmalarının bize ait olması bizim için çok önemli. Daha önce savunma sanayisine ayrılan bütçe 3 il 5 milyarı geçmezken, bugün 20 milyarın üstünde bir savunma gücümüz var.

Bir diğer önemli kriter Enerji. Dışa bağımlı olmayacak enerji kaynaklarına veya bu enerjileri üretebilecek imkânlara sahip olmamız lazım. Gelecek son 20 veya 50 yılda çıkabilecek savaşların enerji kaynakları yüzünden çıkabileceği öngörülüyor. Özellikle bu süreçte Türkiye’nin 2023, 2053 hedeflerinin başında Enerji kaynaklarını kullanabilme ve üretebilme imkânlarını elde etmek üzere olması planlanıyor. Petrolün 30 yılda bitmesini göz önüne alırsak, önümüzde süreçte daha farklı yenilenebilir ve üretilebilir alternatif enerji kaynaklara yatırım yapılması önemli…

Özellikle bu ülkenin en çok sahip olduğu kriterlerden birisi ise, kaliteli, eğitimli büyük bir genç nüfusa sahip olmamızdır. Zira Avrupa’ya veya diğer batı ülkelerine baktığımızda aile kültürü yok olmuş, genç nüfusu azalmış ve geleceklerine miras bırakacak bir değerlerinin olmadığını görüyoruz. Bu ülkemiz açısında Batıya nazaran avantajlı olduğumuzu gösteriyor. Eldeki genç ve dinamik nüfusu eğitebilme ve kaliteli bir nesil yetiştirmek için sahip olduğumuz bu kazanımı lehimize kullanmamız gerekiyor…

Belki de en önemli kriterlerden biri de Dış müdahalelerden etkilenmeyecek güçlü ve bağımsız bir ekonomiye ihtiyacımız var. Bağımsız ve güçlü bir ekonomi, bölgesel güç olmak isteyen her ülkenin en büyük hayalidir. Türkiye uzun yıllar ekonomik krizlerin etkisinde kendi memuruna maaşını verecek kaynağa bile sahip değilken, bugün dış borcunu bitirmiş ve 5 milyondan fazla mülteciye bakan, birçok mazlum ülkelerdeki insanlara yardım yapan bir ülke haline geldi. Yıllarca ekonomik krizlerle sancı çeken Türkiye’nin halini düşünürsek, bağımsız bir ekonomiye sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu buradan anlayabiliriz…

Tüm bunlar varken; bağımsız, güçlü ve dinamik bir İstihbarat Teşkilatının olması da gerekiyor. özellikle son yılları baz alırsak İstihbarat ağının ülkenin kaderinde ne kadar etkin olduğunu buradan anlamak mümkün. Teknolojiyi de göz önünde bulundurursak eğer, Siber Güvenlik Teşkilatının da İstihbarat için çok önemli olduğunu biliyoruz…

Elbette tüm bu kriterleri gerçekleştirmek için ülke içinde istikrarın, huzurun ve barışın egemen olması lazım. Şuan iktidarda bulunan hükümet tüm bunları planlarken uzun süre terörle ve dış tehditlerle uğraşmak zorunda bırakıldı. Egemen güçlerin buradaki tek amaçları bu kriterlerin tamamlanmasına engel olmak veya yapamıyorsa bu süreci yavaşlatmaktır…

Dışardan bakıldığında ülkemizin bu kriterler içerisinde en çok hangisine sahip olduğunu düşündüğümüzde dinamik ve kaliteli genç nüfusa sahip olmamızdır. Batının ise en çok üzerinde durduğu ve planlar yaptığı kriter de budur. Gençliği Avrupalaştırıp değerlerinden uzaklaştırmak ve onlara sahte bir medeniyet inşa etmek için her türlü ahlaksızlığı ve iğrençliği kullandılar. Kısmen gençlerimiz üzerinde biraz başarı göstermiş olsalar bile hala yeni nesli bu kriterlere uygun hale getirme, kaliteli ve eğitimli bir nesli inşa etmek için vaktimiz ve imkânımız var. Belki de hükümetin en çok üzerinde yatırım yapması gereken şey gençliktir. Zira geleceği idare edecek ve mirası ötelere taşıyacak yegâne araç hali hazırdaki gençlerimiz ve çocuklarımızdır… Vesselam.

Ulusal Gazeteler
11 Aralık 2017 Pazartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar