EKONOMİ HAREKÂTI BAŞLADI

15.5.2017

Muhammed Ali Günaydın

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

16 Nisan’dan sonra Ekonomik, Teknolojik ve Stratejik hamlelerin yapılmasını bekliyorduk ki Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya, Hindistan ve Çin ziyaretleriyle ilk haftada hızlı başladı. Burada en önemli ziyaretleri Rusya ve Çin ile birlikte yaptığı Ekonomik ve Ağır sanayi alanında atılan imzalar oldu. Öncesinde ise Hindistan ve Kuveyt ile yaptığı Stratejik, Kültürel etkileşim, Ekonomik ve Teknolojik anlaşmaların sağlanmasıydı…

Terör belasını başımıza bela etmeseydiler, bugün 1 trilyon 600 milyar dolarlık savunma silahımız vardı…

Dünya’da ağır sanayisi olan küresel güçte ülkeler bugün dünyadaki barışı ve savaşı belirleyenler konumunda. Dünya savunma sanayisinin 3’te 1’ini ABD yapıyor. Amerika’nın savunmaya ayırdığı bütçe 617 milyar dolar, Çin’in 214 milyar dolar, Rusya’nın 97 milyar dolar, İngiltere’nin 56 Milyar dolar, Türkiye’nin ise 19 veya 20 milyar dolar. Türkiye’nin İngiltere kadar bir savunma bütçesi olsaydı, bugün Suriye meselesi olmazdı. Fırat Kalkanı Harekâtını 2012 yılında yapmış olsaydık, bugün Suriye Sınır sorunu olmazdı. Başbakan Yardımcısı Numan Kurulmuş 40 yıldan beri teröre harcanan paranın rakamını verdiğinde hepimiz şaşırmıştık. bu rakam 1 trilyon 600 milyar dolardı ve bu para dünyada savunma sanayisine ayrılan bütçenin de üstündeydi. Terör belasını başımıza bela etmeseydiler ne kadar güçlü olacağımızı ve o güçle neler yapabileceğimizi hayal bile edemezdik…

Devletin içindeki kurumları Emperyal vizyona karşı uygun hale getirmeliyiz. Sivil itaate dayalı sistem şart…

Türkiye 16 Nisan ve 15 Temmuz öncesinde elde edemeyeceği gücün 2 belki 4 katını elde etmiş durumda. Teknoloji, ağır sanayi, ekonomik yatırımlar, siber güvenlik ve savunma sanayisini gibi hayalleri gerçekleştirme fırsatı yakaladı. Yeni kurulan bir devlet gibi küçük değil, büyük adımlar atmalıyız. Yürüyerek değil, koşarak. İçe kapalı değil, dışa açık. Korkuyla değil, özgüvenle…

İlk olarak devletin içindeki Askeri, yargı, bürokrasi, siyaset, cemaatler ve STK’ları Emperyal Vizyona karşı uygun hale getirmeliyiz. Devletin içindeki kurumlar, Devletçi geleneklerle birlikte, halkçıl ve sivil itaate dayalı bir sistemle yönetilmeli. Yeni darbelere, çatışmalara, ekonomik krizlere yol açmamalı…

Asıl soru şu, Obama’nın askeriye ve bürokrasi üzerinde bir etkisinin hala olup olmadığı ve Trump’ın, Obama’nın Ortadoğu için planladığı projeleri korkuyla mı devam ettirdiğidir?

Sınırlarımızda büyük bir mücadele verirken, ABD’nin YPG’ye ağır silahlar vermesi elbette ilişkilerin tekrar gözden geçirilmesini açıkça ortaya koydu. Sorulması gereken asıl soru şu, Obama’nın askeriye ve bürokrasi üzerinde bir etkisinin hala olup olmadığı ve Trump’ın, Obama’nın Ortadoğu için planladığı projeleri korkuyla devam mı ettirdiğidir? Trump hangi durumda Obama’nın projelerinden vazgeçirilebilir sorusunu ise Türkiye olarak bizim düşünmemiz gerekir. Neyse ki ABD, PKK’yı terör örgütü olarak tanıdı, aksi halde onlara da silah verilse idi, PKK 1 yıl önceki gücüne erişebilirdi. Belli ki Türkiye için yapılan projelerin hepsi rafa kalkmış. Ortadoğu tamamen ellerinden kayıp gitmeden hızlı bir politika geliştirdikleri açık! Fakat ABD, YPG’ye verdiği silahları sadece DAİŞ için değil, Türkiye’ye karşı da kullanılacağının farkında. Tüm bunların Trump’ın iradesi ile yapıldığını bilmiyoruz fakat bu amaçlarının nereye bağlandığının farkındayız…

Türkiye’ye karşı açılacak bir cephe ne ABD’nin ne de NATO güçlerinin faydasına olur. Özellikle Türkiye’nin etrafında birleşen Ortadoğu ülkeleri varken ve Erdoğan’ın Rusya, Çin ve Hindistan ziyaretleri yapılmışken! Hangi akıllı ateşe benzinle yaklaşır ki…

Arap ülkeleri ABD’den aldığı silahları neden kullanmıyor?

Bir de ABD’nin Suudi ve diğer Arap ülkelerine sattığı silahlar var. Nedense o Arap ülkeleri satın aldığı bir tek silahı bile kullanmaz. O silahları ya bodrumlarda çürütür ya da DAİŞ gibi terör örgütlerine dağıtırlar. Dolaylı yönden terör örgütleri silahlandırılıp Kaos, çatışma ve savaş ortamı hazırlanır. Hele ki Arap devletleri o silahları İsrail’e karşı kullanma korkuları var, bu korku Süveyş kanalı hezimetiyle oraya çıktı. Çünkü her durumda İsrail’in tüm Arap ülkelere karşı savaşacak gücünün olduğunu biliyorlar. Bu yüzden silahları usulca ABD’den alıyorlar ama hiç kullanmıyorlar…

Batı başka kültür ve medeniyetlerin yaşamasına izin vermiyor…

Osmanlı’nın yıkılışı birçok coğrafyada iktidar boşluğu oluşturdu. Her ulus sömürgeci Emperyal güçlere karşı bağımsızlık mücadelesi vermeye başladı. Kimileri bağımsız oldu, kimileri dikta yönetimlere teslim edildi. Dünya’ya yeni bir düzen veren o gün ki küresel güçler, dikta yönetimleri başa geçirerek o ülkedeki ekonomik, siyasi, kültürel ve inançların özgürleşmesine izin vermediler. Bununla da kalmadılar, o ülkelerde kendi kültür ve medeniyetlerini hâkim kıldılar. Başka kültür ve medeniyetlerin yaşama hakkına izin vermediler…

2. Abdülhamid’in 4. Kuşaktan torunu olan Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ile yaptığım bir röportajda, “Osmanlı bil-fiil çöktü ve yıkıldı ama ruhen hala canlı ve diridir” demişti. Batının ise bu yüzden hala ciddi bir korkuları var, hala o ruhun tekrar hayat bulup dirilmesinden endişe ediyorlar. Kim ne derse desin ama Osmanlı Batının kirli oyunlarına karşı bir kalkandı. Bugün hilafet yok, İslam yok, Laiklik var, batı medeniyetinin dayattığı inkılaplar var…

Eğer bugün ki Türkiye ile Dünya’da adaleti, hoşgörüyü, birliği, barışı ve birlikte yaşamayı, kendi medeniyetlerimizi yaşata bilme olgunluğuna erişe bilirsek, 600 yıl değil belki kıyamete kadar sürecek büyük bir iktidarı ve hükümranlığı elde etmiş oluruz.

 

Ulusal Gazeteler
21 Ağustos 2017 Pazartesi 1'inci Sayfamız
Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar