MODERN DİLENCİLİK

27.3.2017

Ümmü Gülsüm BAYIR

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

Yeniliğe ve değişime çokça açık olunan günümüz şartlarında bu değişim ve yeniliğin yakından takip edildiği bir konuya değinmek için karşılaştığım bir hadiseyle başlamak istiyorum. Geçen oturduğum bir kafeye çok cici giyinmiş, eli yüzü pak, 5-6 yaşlarında küçük bir kız çocuğu girdi. Elinde sadece bir kalem vardı. Tüm masaları dolaşmaya başladı. Elimdeki işi gücü bırakıp merakla izlemeye başladım. Cümleleri çok düzgündü. Konuşmak için müsaade istiyor, okul masraflarını karşılamak için kalem sattığını ifade ediyor ve destek olmalarını rica ediyordu. Parayı kabul ettikten sonra da karşılığında asla “evet” cevabı almayacak şekilde kalemi isteyip istemediklerini soruyordu. Dersine iyi çalışmıştı veya çalıştırılmıştı. Devlet okullarındaki imkânlara rağmen birtakım masraflar kabul edilebilir elbette ama çocuğa yaptırılanı fark etmem,  sokağın karşısında onu bekleyen adamı fark etmemden çok daha önceydi. Aynı durumun bir başka türevini de toplu taşıma araçlarına, daha çok büyük şehirlerde, mızıka ve akordeonla binen çocuklarda görüyorum. Cümleler de sıralama da aynı. Sokakta, aslında adını internetten öğrendikleri, dernekler adına dergi, kitap ayracı sattıklarını söyleyen büyükler de var ama bugün çocuklardan söz etmek niyetindeyim.

       İşlek olan sokaklarda palyaço kıyafetleri ve akordeonla sokakları renklendirip neşe saçan çocukların asık suratları ve incinmiş yüreklerine tahammül edemez oldum. Neyse ki havalar ısındı derken buluyorum kendimi; çünkü üşüyen ellerini üstüne oturarak ısıtmaya çalışan çocuğu unutamaz oldum. Polisi aramaya her yeltendiğimde bileğimde bir el hissettim, işe yaramayacak biliyorsun, denildi. Çocuklar üzerinden bu şekilde para kazanılmasını engellemek belki hayatlarını tehlikeye atmak oluyor; çünkü birilerinin canı fayda sağlandığı sürece var olmaya değer, başka birileri için. Cesaret edemedim hiçbir zaman, sırf bu yüzden. Amaç aynı, araç aynı ama yöntem değişip yenileniyor. Araç diye tabir ettiğim, minicik kollarıyla yeryüzündeki tüm iyilikleri sarabilecek olan çocuklar…

       Bazen aklıma ideolojileri uğruna akla sığmayacak şeyler yapan insanlar gelir. Bazıları kahramandır bazıları ise hain ve bu ikilem bu ideolojinin neresinde olduğunuza bağlı olarak değişir; ama tüm ideolojilerin tek ağızdan kabul edebileceği bir gerçek vardır ki hiçbir çocuğun bu dünyaya hiçbir kötülüğü dokunmadı. Herkesin bu konuda hem hemfikir olması hem de çocuklara gelen bu zararın önlenemeyişi adalet sistemine olan inancı zayıflatıyor istemsizce.

       Ne zaman, şekli nasıl olursa olsun, dilendirilen bir çocuk görsem ruhunda neyi ne kadar yitirdiğini hissetmeye çalışırım. Zedelen karakterine iyi dileklerde bulunurken biraz bekler, bu ihtiyaçları tamamen bir köşeye bırakıp en son ne zaman yemek yediğini, ne zaman sıcak suya dokunduğunu, en son ne zaman rahat bir yatakta uyuduğunu tahmin etmeye çalışırım. İçim burkularak söylemeliyim ki sadece tahmin etmeye başladım bir süredir. Çünkü ihtiyaçlarına yönelik herhangi bir teklifi kabul etmiyorlar. Yüzlerinde biraz mahcubiyet ve biraz kızgınlık görüyorum. Gururlarını incitiyor anlıyorum ama uykularımın bölündüğünü anlatamıyorum.

       İşte modern dilencilik tam olarak böyle bir şey, eskiden en azından karnını doyurabildiğiniz çocuklar artık, kendilerince daha az incinen gururlarıyla, muhtemelen aç olarak dilendiriliyor. Oynadıkları senaryolara gelince, daha acı bir tiyatro oyunu izleyebileceğimi sanmıyorum. Her zaman önlerde oturan bir seyirci olarak ama asla alkışlamayarak…

 

Ulusal Gazeteler
18 Ağustos 2017 Cuma 1'inci Sayfamız
Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar