SORUMSUZ CUMHURBAŞKANI

20.3.2017

Muhammed Ali Günaydın

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

Roma’yı Yakan da Tayyip Bey’miş…

Sadece mevcut sistem öncesine gidip bakın; halktan kopuk, hem meclisten hem halktan sorumluluğu olmayan ve sadece meclisin seçmiş olduğu bir cumhurbaşkanı var. Cumhurun başı aldığı hiçbir karardan sorumlu tutulamaz, her hangi bir denetlemeye tabi tutulamaz, vatana ihanet dışında yargılanamaz ve cezai bir sorumluluğu da olamaz. Bütün bunları yaparken diktatör diyemezsiniz, ülkeyi krizlere, yokluğa ve felakete götürüyor olsa bile. Cumhurbaşkanı yapılan darbelere, ekonomik krizlere, iç savaş ve kaos oluşturan hiçbir duruma müdahale etmiyor ve yakın tarihte bunun bir çok örneğini görmek de mümkün…

Şimdi de, yeni cumhurbaşkanlığı sistemini inceleyelim; cumhurbaşkanı kendisini seçen halka karşı doğrudan sorumluluğu olacak. Bundan sonra da siyasi işlemler ve alacağı kararların tamamından sorumlu tutulacak ve meclis tarafından denetlenebilecek. Görev alanına giren her konuyla ilgili yargılanabilecek ve işlediği her suçun cezai sorumluluğunu üstlenecek. Sorumsuz, halktan ve meclisten uzak bir cumhurbaşkanı yerine, sorumlu ve yaptıklarından mesul olan ve gerekirse her yaptığından ötürü yargılanabilecek bir cumhurbaşkanı yerini alacak. Artık krizlere, darbelere, iç çatışma ve kargaşa oluşturan her duruma halktan aldığı güçle müdahale edebilecek. Daha güçlü, istikrarlı ve ileriye odaklanan bir yönetim şekline dönüşmüş olacağız…

Peki, Bundan Kim Rahatsız…

Batının hedefinde daima; Ruhsuz, Cansız, Kalpsiz, İnançsız, Vahşi, Ahlaksız, Vicdansız, Sahipsiz, Akılsız, Asalak, Eklemsiz ve Omurgasız bir toplum inşa etmek vardır. Nispeten bazı ülkelerde başarı gösterdiler. Aynı şeyi içimizde de yaptılar, kısmen başarılı oldular ama tam istediklerini alamadılar. İthal hainlerle içimize sızdılar. Halka fikir ayrılığını, kin ve düşmanlığı aşıladılar. İçimizden türeyen hainler; halkı farklı siyasi partilere, cemiyetlere, cemaatlere ve topluluklara böldüler. Aynı evden aynı düşünceden insanların bile olmasına izin vermediler. Halkı bir araya getiren ve milli birlik ve beraberlik oluşturan her türlü sisteme karşı oldular. Halkın iradesinin tecelli ettiği hükümetleri istedikleri gibi düşürdüler. Yeni cumhurbaşkanlığı sistemi halktan aldığı güçle daha dinamik, daha ileri görüşlü, daha demokrat, daha ulusal, daha gerçekçi ve daha sağlam bir yönetim tarzı olduğu için elbette rahatsızlar ve neden rahatsız olmasınlar ki…

İnancımız Bir, Vatanımız Bir, Suyumuz Bir, Havamız Bir, Ekmeğimiz Bir, Anamız Bir, Babamız Bir…

Farklı düşünebiliriz hatta düşman dahi olabiliriz ama aynı Vatan toprağında yaşıyoruz. Dinimiz bir, toprağımız bir, suyumuz bir, ekmeğimiz bir, havamız bir, güneşimiz bir, Ay’ımız bir, bayrağımız bir, devletimiz bir, Rabbimiz bir, Peygamberimiz bir, kitabımız bir, yolumuz bir, Anamız bir, Babamız bir, ülkemiz bir, memleketimiz bir hatta gideceğimiz yer de bir… Öyle ise ayrılıkları, farklılıkları bir kenara bırakın ve İstikrarlı, yenilikçi, ileriye odaklanan, büyük ve güçlü bir Türkiye için bir olun. Bizi bir birimize bir yapan sebepler, birbirimizden ayıran ayrılıklardan daha çoktur…

Osmanlı’yı Yıkan Tayyip Bey’miş. Hatta Roma’yı Bile Yakan Oymuş…

Hani Batı asalak, Akılsız, Ruhsuz, cansız ve omurgasız bir toplum inşa etmek istemişti ya, kısmen başarılı olmuşlardı; O inşa ettikleri toplumun arasından birçoğu niçin, neden “Hayır” dediğini bilmeden Diktatör bir yönetimi istemiyoruz diyorlar. Haklılar çünkü biz de bu ülkede dikta bir yönetim istemiyoruz. Fakat o vatandaşlardan biri ya akılsız olduğu için ya da tarihi hiç bilmediği için olsa gerek, Osmanlı Devleti’ni Tayyip Bey’in yıktığını iddia etti. Bazılarına sorsan Roma’yı da Tayyip Bey yakmıştır. Oldu olacak “1. ve 2. Dünya Harplerini de Tayyip Bey çıkardı” deyin olsun bitsin…

Ulusal Gazeteler
21 Ağustos 2017 Pazartesi 1'inci Sayfamız
Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar