NAFTALİNLESEK Mİ, NAFTALİNLEMESEK Mİ?

1.8.2015 12:31:34

Prof. Dr.Göknur Aktay

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

Değerli okurlar, bahar temizliği yapılalı epey oldu biliyorum; kışlık giysiler ve halılar yıkanıp dürüldü,   gelecek kışa kadar dolap ve sandıklara kaldırıldılar. Ancak,  evlerden yükselen naftalin kokuları  geç de olsa bende bu konuda yazı yazma dürtüsü oluşturdu. Bahar aylarından itibaren kışa girinceye kadar yatak odasındaki dolaplardan, kapı arkasında saklanan halı rulolarından ve lavabolardan yayılan naftalin kokusunu içinize çeke çeke yaşamanın verdiği dayanılmaz ağırlığı farkedin diye yazdım bu yazıyı.

Naftalin ya da bilinen bilimsel ve doğru ismiyle “naftalen”, beyaz pulcuklar şeklinde, kendine özgü keskin bir kokusu olan, suda çözünmeyen, kolaylıkla buharlaşabilen katı bir kimyasal maddedir. Naftalin günlük yaşamımızda,   özellikle güvelerin yünlü kumaş ve kürklere zarar vermesini önleme ve ortamdan uzaklaştırma,  tuvaletlerde ve lavabolarda  kötü kokuyu giderme ve temizlik amacıyla  kullanılmaktadır. Güve demişken, sahi nedir bu güve? Yünlü giysiler, kürk , ahşap malzemeler ve tahıl grubu yiyeceklere zarar veren bir böcektir. Görünüş olarak kelebeğe benzer. Tahıl ve hububat tanesinin iç kısımlarını yiyerek beslenen “tahıl güveleri”ne mutfaklarınızda rastlamışsınızdır. Bunlar, tahıl tanesinin dış kabuğu kalıncaya kadar taneyi kemirip içini boşaltırlar. “Halı güvesi”, “giysi güvesi” diye bilinen cinsi ise, hayvansal ürünlerden yapılmış (yün, deri, ipek vs) giysilerin koltuk altı, bacak arası, dikiş araları ve yaka altlarına yerleşerek kumaşı kemirir, yer bitirirler.

Naftalin katı olduğu halde neden havada asılı kalan keskin bir kokusu vardır? Çünkü naftalin,   katı haldeyken sıvı hale geçmeden gaz haline dönüşebilen bir kimyasaldır. Giysilere ve halılara sinen kokusunu, kışlıklar çıktıktan sonra da haftalarca solumaya devam edersiniz.   Güve ve haşereler de bu keskin kokuyu sevmezler ve bu kokunun olduğu yere yaklaşmaz, kaçarlar. Oysa insanlar bu kokuyu içlerine çekmekte bir sakınca görmezler. Giysilerden ve evlerden yayılan o keskin naftalin kokusunu seven birçok kişi tanırım. Canlılar üzerindeki zararlarını bilseniz, naftalin kullanmayı sonsuza dek bırakırsınız eminim.

Yoğun naftalin kokusuna günlerce, haftalarca maruz kalma sonucunda kansızlık nedeni olacak düzeyde  alyuvar sayısının azaldığı   bildirilmiştir. Naftalin ayrıca kanser yapıcı kimyasallar sınıfında yer almaktadır, akciğer ve gırtlak kanserlerine neden olduğu gösterilmiştir.  Son zamanlarda,  kısırlık (infertilite) nedeni olabileceği de tartışılmaktadır. 

Naftalin kokusunu sevenleri uyarmak isterim,  aldığınız her nefeste, maruz kalma süresi ve maruz kalınan miktara bağlı olarak ilerleyen yıllarda yukarıda sayılan zararları görme olasılığınız artacaktır. Özellikle çocukların, kimyasal maddelerin zararlarına yetişkinlere göre daha duyarlı olduklarını hatırlatmak isterim. Naftalinli evlerde büyüyen çocukların yaşamları boyunca maruz kaldıkları naftalinin vereceği zarar kansızlıktan lösemiye, kısırlıktan akciğer ve gırtlak kanserine kadar uzanabilir.

1998 yılında yaptığımız bir çalışmada, deney hayvanlarına zerk ettiğimiz naftalinin kan dolaşımına geçtikten sonra akciğer başta olmak üzere birçok organda zararlı etkilerinin olduğunu tespit ettik.  Solunum yoluyla alınmasa bile hedef organ olarak akciğeri seçen bir zehirdir naftalin. Solunum yoluyla maruz kalınan naftalinin akciğere vereceği zarar elbette daha da çok olacaktır.  

Göz ardı edilen en önemli maruziyet şekli, lavabolardaki naftalin tabletlerinden suya karışan naftalinin  deniz, göl, akarsu  ve toprağa ulaşması sonucunda, buralarda yetişen ürünlerin canlılar tarafından besin olarak tüketilmesidir. Naftalinle bulaşmış su/deniz ürünleri, sebze/meyve ve bitki tüketimi ile tehlikenin boyutu gittikçe artmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde 2008 yılından itibaren naftalin içeren tüm ürünlerin kullanımı yasaklanmıştır.

O zaman naftalini hayatımızdan çıkartalım mı?  Kesinlikle evet!!

Peki “güveleri uzaklaştırmanın en etkili ve güvenli yolu naftalin değilse nedir?”  diyecek olursanız, giysileri, yiyecekleri ve dolapları sık sık temizlemek, güneşlendirmek  en etkili yöntemdir diyebilirim. Kısacası, en etkili yöntem güve oluşmasını önlemektir.

Güveden korunmada,  anneannemin anneme öğrettiği ve benim de annemden öğrendiğim yöntemleri aktarmak isterim.  Kaldırılan yünlü giysi ve halıların arasına sabun koymak, rendelenmiş sabun serpmek, kuru tütün yaprağı bırakmak, kurutulmuş portakal kabukları serpmek… Size de öneririm, miktarlarını fazla tutmanızda fayda var.  Dolapların, bazaların ve valizlerin içine de bu saydığım malzemeleri yerleştirmek etkilerini artıracaktır.

Bunlar benim uyguladığım yöntemler. Ancak,    bazı bitkilerin kurutulmuş kök ve yaprakları da bu amaçla kullanılmaktadır, ör.  Lavanta paketleri, lavanta yağı, Sedir ağacı talaşı, kâfur, biberiye, kokulu yonca, limon kabukları.

SONSÖZ: Güvelerin verdiği zarardan daha büyük zararlara neden olan naftalini yaşamınızdan çıkartın, rahat bir nefes alın.

 

 

Ulusal Gazeteler
20 Ekim 2017 Cuma 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar