EY İNSANLIK!...

13.7.2015 12:09:41

İnanç Ölmeztoprak

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

                Dünya da ne çok hatır gönül bilmezlik var; aynaya bakıp kendi suretini göremeyip alıntı suretlerle dolaşanların sayısı çok mu az; karanlık dünyalarında, insanları önyargılarıyla yargılayarak tatmin olanlara ne demeli; yolda gördüğü yaralı bir hayvana şefkatle yaklaşıp ilgilenebilen kaç kişi kaldı; gerçek bir dost olabilmenin fedakarlığını taşıyabilen yada bir başkası için samimiyetle dua edebilenler nerede kimbilir! ...

                Biraz sabır, biraz iyilik, bir parça güzellik, fedakarlık ve emek... Gereken sadece bunlar belki de... Anlamlı bir yaşamın anahtarı mı dediniz! Cevap, sevgi de saklı mutlaka... Ancak çok önemli bir nokta: Kendini sevemeyen; bir başkasını nasıl sevsin; yaşamın amacını keşfetme gücünü, kendinde nasıl bulsun?!... Demek ki sevmek ve sevilmek, tıpkı insan doğmak ve insan olarak devam edebilmek kadar zor... İşin özü: Sağlıklı bir anlayış, sağlıklı bir iletişim ve nefretle değil sevgiyle beslenen bir yaşam... Belki de kendimizi, tüm canlıları ve mekanları sevmeyi, yeniden öğrenmemiz gerekiyor...

                Başkaları ile kurduğumuz ilişkilerde temel, kendimiz ile olan ilişkimizdir ve sevgimizin yolu, hayatımızdaki tüm alanlarda ana rotamız değil midir!... Bu rotayla birlikte, 21. yy'ın bir gerçeği; zaman, mekan ve insan bağlamında yediğimiz içtiğimiz ve yaptığımız herşeyi tüm dünyayla paylaşma hırsı neticesi ( sosyal medya ) aslında hiçbirşeyi paylaşamaz hale gelmemiz... Kulağımıza hoş gelen her şeyi, içselleştirmeden kullanır ve tüketir bir durumda olmamız da ayrı bir konu! Pekii, ünlü isimlere ait aforizmaların dışında, kendimize ait bir söylemimiz kaldı mı acaba! Dünya'ya hiç bakmadığım bir açıdan da bakmaya çalışmam lazım şeklinde yaptığımız tefekkürleri de unutalı epey olduysa demek!... Yani ki; -farkına bile varamadan- boşverdiysek kendimizi; nasıl severiz çevremizi, şehrimizi, duygumuzu, düşüncemizi, ülkemizi, bir çiçeği, bir hayvanı, bir yemeği, bir insanı ve  arkadaşlarımızı!...

SU, HAVA, TOPRAK, ATEŞ...

                Anasır-ı Erbaa... Su, toprak, ateş ve hava... İnsanın dört temel unsuru... Her şey insanda tecelli edecekse ve yer kürede tecelli eden herşeyin aslı insansa; Kuran'i ayetler, insan için '' halaka min turap '' diyorsa; toprağın aslını ve görünenin ötesini aramak gerekmez mi!

                 ...Vücut, ruh ve kalp iklimini, kainata yazılan yazıyı, kıyamete kadar sürüp gidecek olan insanlık aleminin hikayesini, ahlaki erdemlerimizi, mizacımızı, fıtratımızı, temel karakterimizin ne olduğunu, yolculuğumuzu, inancımızı, ibadetlerimizi, kimliğimizi ve var oluşumuzu bir de buradan bakıp sorgulamak faydalı değil mi? ... Öyleyse, özgürlük karakterine sahip en değerli varlık olan insanın kişiliğinin çekirdeklerine bakıp; onun niçin yaratıldığını ve geriye neler bıraktığını düşünebiliriz... Sabır, azim, ihlas ve imanla...

HAFİFTEN BİR YAZ KEYFİ...

                Çayın demlenmesini bekleyelim, sallama çaylara veda ederken; yürüyüşe çıkalım, araçlarımızı park halinde bırakırken; yaşadığımız şehirde, şehrimizin ara sokaklarında, taş evlerin önlerinde sallana sallana gezelim, aceleci tavırlarımızdan vazgeçerken; bulutları, yıldızları, ağaçları  fark edelim,  doğanın geçmiş zamandan gelen hikayelerini dinlerken; balkondan, terastan bakarken rüzgarı saçımızda hissedelim; tarihi yapıların güzelliğini, derinliğini yerinde görelim,  gülümserken ve kadim köklerimizi düşünürken; bi' de çiçekleri düzenleyelim; esnerken ve terlik giymenin keyfini çıkarırken...  Bu arada, hepimizin aylak keyifleri de olmalı, (özellikle sarı sıcak yaz aylarında) öyle değil mi? ; )

SÖZ'LÜĞÜMDE BUGÜN: İnsan, Allah'a kalıbıyla değil kalbiyle ibadet eder / Sabır, hayrın temelidir / Allah'ı arayan, O'nu bulur / Yolculuk, kalbin yolculuğudur / Herşeyin ismi, O'nun ismindendir...  (Abdülkadir Geylani Hazretleri)

                Karıncaya: “Böyle gayretli, gayretli nereye gidiyorsun? diye sormuşlar. O da: “Kâbe’ye gidiyorum.” demiş. Tekrar sormuşlar. “Bu topal ve küçücük ayakla mı Kabe’ye gideceksin?” Karınca şöyle cevap vermiş: ” Evet bu küçük ve topal ayakla” ve devam etmiş. “Biliyorum! Oraya ulaşamam ama, hiç olmazsa O'nun yolun da ölürüm...”  ( Anonim )

Ulusal Gazeteler
20 Ekim 2017 Cuma 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar