• DOLAR
    5,8898
    %-0,63
  • EURO
    6,4973
    %-0,65
  • ALTIN
    280,20
    %-1,52
  • BIST
    95.258
    %1,36
Yağmur Yüksel
Yağmur  Yüksel
yagmuryuksel@malatyasonsoz.com.tr
YAŞAYAMAMAK
  • 0
  • 315
  • 30 Eylül 2019 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Bir şehir düştü bugün tam içimde

Yollar uzadıkça uzadı, günler kısaldı

Takvimler sonbaharı gösteriyor

Yazık, serinlik eskisi gibi ısıtmıyor artık

Akrep umutsuzluğun üzerinde

Sanki ağır aksak ilerliyor bugünlerde

Serin sonbahar akşamlarında

Bu şehir kadar mutsuz insanlar

Sokakları çaresizliğe

Caddeleri ölüme çıkıyor

Doğan güneş yırtmıyor puslu geceyi

Öyle soğuk

Öylesine karanlık…

Zaman geçiyor; mevsimler değişiyor, insanlar doğuyor, insanlar ölüyor. Bu kısır döngü içinde her birimiz kendi hikâyemizi yazıyoruz. Her birimiz apayrı kulvarlarda farklı amaçlar uğruna çalışıyor, farklı idealler uğruna çarpışıyoruz. Hayat sahnesinden ayrılanlar için bu yaşam savaşı ebedi olarak son buluyor. Fakat geride kalanlar için aşılması gereken zorluklar, verilmesi  gereken öyle zorlu mücadeleler var ki insanı çoğu zaman karanlığa ve koca bir boşluğa itiyor. Hayata veda edenlerin hikâyeleri bitiyor ama hayata katılan her bir birey doğduğu andan itibaren kendi kulvarında zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor çünkü her insan doğduğu andan itibaren çeşitli sorumluluklarla  doğuyor. Yaş ilerledikçe sorumluluklar, zorundalıklar artıyor. İstekler ve yaşama ait hırslar, insanın kendine koyduğu kurallar fazlalaşıyor. Bu öyle bir hâl alıyor ki bir süre sonra, yaşamımızın ana karakteri bizken bir anda kendi yaşamımızın ikinci planında kalıyoruz. Kendimize ayırdığımız vakitler azalıyor, isteyerek yaptığımız herhangi bir şeyin olmadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz, insanlarla sohbet etmek yalnızca sıkıntı haline geliyor. En nihayetinde yaşamıyoruz, yaşayamıyoruz.

Hayatın sonsuz telaşı ve hüznü ile mutluluğun ve yaşamın çakıştığı noktada çoğu zaman ıskalanan şey “yaşamak” oluyor. İnsan bir müddet sonra eline bir çiçek alıp koklamaktan, gökyüzünün maviliğini seyretmekten zevk almadığını anlıyor. Hırslarımız ve isteklerimiz uğruna bugünü yani yaşamı kaçırıyoruz dahası yaşamın tam da bugün de olduğu gerçeğini fark edemiyor, yaşamı yarınlara saklamak itiyadına kapılıp yaşayabileceğimizin teminatını kendimize verebiliyoruz aslında  yarını yaşayamayacağımız gibi bir ihtimali yok sayarak. Bu ihtimal bazen gerçekleşiyor. Ya ölüm denen acı gerçek kapımızı çalıyor ya da yarınlarda gördüğümüz yaşamın başka bir zaman diliminde, farklı bir yerde olduğu düşüncesi. Hülasa hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor(!) hiç yaşamamış gibi ölüyoruz. Öldükten sonra bizimle birlikte gömdükleri tek şey; gözümüzde kalanlar, bir yaşamak hayali ve asla gerçekleştiremediklerimiz. Bütün bunlar biz öldükten sonra toprağa karışıyor, ancak orada huzura erebiliyoruz. Geride  acı hikayeler, hiç yaşanamamış bir hayat, boynu bükük hayaller kalıyor.

Yaşamak uğruna feda ettiğimiz günlerin her biri ölümün soğukluğunda sona eriyor. Hiç yapılamayanlar ve bütün gözümüzde kalanlar el sallıyor arkamızdan. İçimizde yaşamak isteği kalarak sonsuzluğa gidiyoruz. Gitmelerin en acısı…

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber