• DOLAR
    5,7577
    %0,13
  • EURO
    6,3924
    %0,03
  • ALTIN
    273,21
    %0,12
  • BIST
    7,5719
    %-0,03
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
YARATMA EYLEMİ ÜZERİNE
  • 0
  • 1306
  • 18 Aralık 2018 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Olay yaratmak, panik yaratmak, korku yaratmak, eser yaratmak, terör yaratmak, herhangi bir cihazı, alet edevatı yaratmak gibi ifadeler son zamanlarda mütemadiyen insanlar için çok rahat bir şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca yaratıcı zekâ, yaratıcı bilim adamı veya yaratıcı çocuk gibi ifadeleri de sıklıkla duymaktayız. Peki, bu ifadeler ne derece doğrudur; inancımıza ve kültürümüze ne kadar uygundur?

Yıllar önce beş günlük eğitim amaçlı akademik bir platformda, sunumunda yaratıcı kavramını tamamen insanlarla özdeşleştirerek kullanan profesör payeli ilahiyatçı hocaya, “kim neyi yaratmıştır, bana bir tek örnek verebilir misiniz?” diye sorduğumda sunumunu bırakarak dışarı çıkıp sigaraya sarılmıştı. Gerçi kimileri bazı ayetlere müracaatla “yaratmak” anlamında kullanılan Arapça birçok Kur’anî kavramı tevil ederek insanlar için de kullanılabileceğini ifade etseler de bu var olanı keşfetmek, icat etmek ve yeni bir şekil vermek şeklinde anlaşılması gerektiği üzerinde durularak yoktan var etmek anlamında asla kullanılamayacağı belirtilmiştir.

Sözgelimi: “Kopyalama yaratma değildir! Yaratma, yoktan var etmedir. Allah canlı ve cansız bütün varlıkları yoktan ve önceden mevcut bir örneğe bakmadan, ondan yararlanmadan yaratmıştır. Genetik kopyalama ise mevcut yaratılmış genler üzerinde işlemler yaparak gerçekleştirilmektedir. Bunun yaratma ile bir ilgisi olmadığına göre ortada bir “ikinci yaratıcı” da yoktur.” (Prof. Dr. Hayreddin KARAMAN)

Yaratma kelimesi(ha-le-ka) insanlar için sadece iki anlamda kullanılabilir: Birisi takdir etmek diğeri de yalan uydurmak için kullanılır denilmiştir. (Müfredat, Kur’an Kavramları Sözlüğü, Trc, A. Güneş, M. Yolcu, S. 359)

Yaratma kavramının Hz. İsa için kullanıldığına gelince, (Al-i İmran suresi, 49): “Şüphesiz ben çamurdan bir kuş yaratırım” ibaresindeki “ahluku” kelimesinin buradaki anlamının, “çamuru ölçüp biçer, şekil verir ve takdir ederim” demek olduğunu müfessirlerimiz dile getirmiştir. “Allah yaratıp takdir edenlerin en güzelidir.” (Müminûn suresi, 14) ayetine göre, kulun yaratma ve icat etme manasında “hâlık, yaratıcı” olamayacağı sabittir. Dolayısıyla kula atfen, “takdir etti, ölçüp biçti, inceden inceye şekil verip düzenledi ve tesviye etti” anlamında ele alınması gerekir, denilmiştir. (Fahreddin Razi, Tefsiri Kebir, C. 6, S. 326)  Çünkü: “Allah her şeyin yaratıcısıdır.) (Zümer suresi, 62)

Ayrıca birilerinin bilahare çıkıp kendisinin de bir şeyleri yarattığını iddia edeceklerin çıkabileceğini bilen Yüce Allah: “Gördünüz mü o akıttığınız meniyi? Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?” (Vakıa suresi, 58, 59) ayetiyle de var edip yaratmanın kendisine ait olduğunu biz kullarına soru formatında ifade ederek bildirirken aynı zamanda uyarmaktadır. İnsanlar, dilimizde yaptı, imal etti, keşfetti, icat etti, buldu, ortaya çıkardı, tespit etti, şekillendirdi, tasvir etti gibi sözcüklerle işlerini, yapıtlarını, mamullerini, keşiflerini, eserlerini izah etmeye çalışıp da Yüce Yaratıcı Allah’a ait olan “tekvin” sıfatını kul olarak kendilerine hasretmeseler çok daha isabetli bir şey yapmış olmazlar mı?

Yaratmak anlamına gelen diğer Kur’anî kavramlar da şunlardır:

  • Be-ra-e: Yaratmak”, Allah’ın bir şeyi yaratması; el-Bari: Yaratan Allah
  • Be-de-a: İlk kez yaratmak”, Bediu’s-semavati ve’l-ard: Yeri ve gökleri ilk yaratan Allah.
  • Fe-ta-ra: Eşsiz, benzersiz, örneksiz ilk yaratmak” Fâtır: Eşsiz yaratan Allah.
  • Ze-ra-e: Yaratmak”, Allah’ın bir şeyi yaratması. “Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.” (A’raf suresi, 179)
  • En-şe-e, ne-şe-e: Yaratmak, Allah’ın bir şeyi yaratması.” “De ki: ‘Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!’” (Mülk suresi, 23)
  • Kev-ve-ne, tek-vin: Yaratmak, oluşturmak meydana getirmek.” “Kâinât: Yaratıklar.” “Mükevvin: Yaratıcı, meydana getiren Allah” “Tekvin: Subutî sıfatlardan Allah’ın yaratma sıfatı”
  • Ce-a-le: Yapmak, bir şeyi yaratmak, Allah’ın bir şeyi yaratması.” (Bak! Mülk suresi, 23)
  • Sa-ne-a, sun’: Yaratmak, imal etmek, yapmak, üretmek.” “… Bu, her şeyi sapasağlam yaratan Allah’ın yaratmasıdır…” (Neml suresi, 88)

Yaratılmışlara yaratma kavramını izafe ederken elbette ki niyet çok önemlidir, velâkin yukarıdaki Kur’anî kavramları da göz önünde bulundurarak hem haddini bilmek hem de yanlış anlaşılmamak üzere mümkün mertebe kullanılmaması gerektiği ortadır. Diğer taraftan Yüce Allah, külli sıfatlarının bir kısmını insana da yansıttığı doğrudur, ancak sınırlı olması nedeniyle bunu ifrat noktasına taşımanın da izahı yoktur.

Kısaca, Âlemin yaratıcısı olan, çokça ve sürekli olarak yaratan “Hallâk-ı âlem” Yüce Allah iken, mahlûk yapısıyla hiçbir zaman kuldan (yoktan var etmek anlamında) hâlık, yani yaratıcı ol(a)maz, zira bu kadar yaratıcı pek hayra alamet değildir vesselam.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber