• DOLAR
    5,8149
    %0,04
  • EURO
    6,4740
    %0,16
  • ALTIN
    275,81
    %-0,05
  • BIST
    7,7866
    %0,35
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
ÜNİVERSİTEYİ HERKES OKUMALI MI?
  • 0
  • 1013
  • 18 Haziran 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“Onlar üniversite bitirdikleri tarihte, ben 25 yaşında fabrika kurdum” demiş birileri.

Bu yıl üniversite sınavına TYT için 2.446.51, AYT için 1.985.689, YDT için de 134.323 kişinin başvurduğu açıklanırken sınavı 15, 16 Haziran 2019 günlerinde geçirmiş olduk.

Türkiye’de 2019 yılı itibari ile toplamda 203 üniversite ve akademi vardır. 130 devlet üniversitesi (on teknik üniversite, bir yüksek teknoloji enstitüsü ve iki güzel sanatlar üniversitesinin yanı sıra Millî Savunma Üniversitesi ve Polis Akademisi) ve 73 vakıf üniversitesi bulunmaktadır.

Yüksek öğrenim ilim, bilim üretme açısından elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Ancak her kente üniversite açıp seri bir şekilde mezun vererek piyasaya salmak ne kadar sağlıklı bir durumdur acaba, diye düşünmek gerekir. Sonra her öğrenci illa da bir üniversite okumak zorunda mıdır? Dünyada diğer ülkelerde üniversite okuma oranları nasıl, gençler iş hayatına genellikle yüksek tahsilden sonra mı başlıyor? Bu hususta basit bir araştırma yapıldığında durumun hiç de öyle olmadığı görülecektir. Örneğin Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan İsviçre’de Üniversite okuyanların oranı yüzde 38 civarında, Almanya’da da durum pek farklı değil.

Bu zengin ülkelerde her öğrenci, doktor, mühendis veya avukat olmak istemeyip yeteneklerine göre bir an önce ülke üretimine bir tarafından katılarak katkı vermektedir. Bu ve benzeri ülkelerin işçileri, çırak, kalfa ve ustaları işlerini severek ve hakkını vererek kazanç sağlayıp mutlu oluyorlar.  Bizde ise öğrenciler, özellikle sanayide kalifiye eleman sıkıntısının had safhada olduğu herkesin malumuyken oraları boş bırakıp yıllarca dershaneye gidip bilahare sınavı kazanıp zar zor üniversite okuyor. Sonra mezun olarak tekrar sınav maratonuna hazırlanıp otuzlu yaşlarında ancak iş bulabiliyor.

“Türkiye’de dört işsizden biri üniversitelidir.”

TÜİK’e göre, ülke genelinde işsizlik yüzde 12,3’e yükselirken üniversite mezunlarındaki işsizlik oranı genel oranı da aşarak yüzde 13,1’e çıktı. Üniversiteli işsizlerin yanı sıra mesleki ve teknik lise mezunlarındaki işsizlik oranı da geçen yıla göre 1,8 puan birden artarak üniversite mezunları seviyesine yükseldi.

Bugün teknik eleman yetersizliğinden dolayı ülke olarak çok sıkıntılar çektiğimiz acı bir gerçek. İşi hakkıyla bilen, icra eden ve kazancını helal eden esnaf, zanaatkâr sayısı ne kadar? Mesela, bir iş yaptıracaksınız eleman bulamıyorsunuz. Buluyorsunuz, yaptığı işten memnun olmuyorsunuz; usta evden ayrılır ayrılmaz arıza çıkıyor sonra gel-gitler başlıyor. Durum tıpkı şu fıkradaki gibi bir hal almış:

Adamın biri çok sıcak bir yaz gününde sokakta gel vatandaş gel! Elli yıl garantili yelpazeye gel diye bağırıyormuş. Bir müşteri de çok iyi, madem elli yıl garantili öyleyse bir tane alayım bari diyerek parasını vermiş ve almış. Yolda giderken serinlemek için iki, üç defa sallayınca yelpaze kırılmış ve hemen satan kişiye koşup: Hani bu yelpaze elli yıl garantiliydi, daha şuracıkta birkaç adım atmadan bile kırıldı deyince, yelpazeci olur mu efendim kullanım hatasından kırılmıştır ki, o da garanti kapsamına girmez demiş. Müşteri nasıl kullanım hatası yahu deyince, satıcı sen elinde yelpazeyi sabit tutup başını sağa-sola sallayarak serinlemeye çalışacaktın; ancak o şekilde elli yıl garanti veriyoruz diyerek müşteriyi savmış (?)

Şimdi hangi branşta kaç üniversiteli işsiz diye konuşmayalım da, şöyle bir soru soralım:

İşi olan başarılı bir teknik eleman olmak mı, yoksa işsiz bir üniversite mezunu olmak mı?

Peki her öğrenci üniversite okuyup yüksek memur, mühendis, doktor ve avukat olacaksa, diğer işleri kim yapacak, diye de düşünmek gerekir.

Kimi kompleksten,  kimi desinler diye, kimi gurur meselesi yaparak, kimisi çocuğunun dünyayla irtibatını kesip eve hapsederek illa ki, bir üniversite okuyacaksın şeklindeki dayatma, dershaneler furyası, sınav sorusu çıkmayan ders ve öğretmenlerinin hiç hesaba alınmamsı pek hayra alamet olmasa gerek. Testlere mahkûm olan öğrencilerin şirazesi bozulmuş bir vaziyette okuyup piyasaya çıkması da toplumsal sorunları beraberinde getirmektedir.

Öğrencilere yeterince ve gereğince bir yönlendirme hâlâ yapılamadığından bu tür garabetleri yaşamaya devam edeceğiz. Ayrıca zorunlu eğitimin 12 yıl olmaktan çıkartılması ve ortaokulundan sonra ciddi bir yönlendirme ve rehberlikle ülkemizin her alanında yetişmiş eleman sayısını arttırmanın yollarını aramalıyız ki bu konuda gerçekten çok geç kalınmıştır diye düşünüyoruz.

Sınava giren çocuklarımız için hayırlı sonuçlar dileyerek yazımızı noktalayalım.

”Yaşadığımız dönemin en büyük cahilleri, diploma almayı eğitim sananlardır.”

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber