• DOLAR
    5,7977
    %-0,04
  • EURO
    6,4577
    %-0,07
  • ALTIN
    274,91
    %-0,07
  • BIST
    7,6551
    %-0,09
Arzu Bozdağ Tulum
Arzu  Bozdağ Tulum
arzubozdagtulum@malatyasonsoz.com.tr
Türk Milletinin Mankurtlaşma İmtihanı (2)
  • 0
  • 213
  • 02 Aralık 2019 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Kaplan’ın 2008 yılında yazdığı eserine göre bir mankurt kim odluğunu, hangi soydan, hangi kabileden geldiğini, anasını, babasını, çocukluğunu bilmezmiş. İnsan olduğunun bile farkında değilmiş. Bilinci, benliği olmadığı için efendisine büyük avantaj sağlarmış. Ağzı var, dili yok, itaatli bir hayvandan farksız, kaçmayı düşünmeyen, bu yüzden de hiç tehlike arz etmeyen bir köle imiş. Köle sahibi için en büyük tehlike, kölenin başkaldırması, kaçmasıdır. Ama mankurt isyanı, itaatsizliği düşünemeyen tek varlıkmış. Efendisine köpek gibi sadık, onun sözünden asla çıkmayan, başkalarını dinlemeyen, karnını doyurmaktan başka bir şey düşünemeyen bir yaratık.. En pis, en güç işleri, büyük sabır isteyen çekilmez işleri gık demeden yaparlarmış. Keçe’nin 2015 yılında yazdığı eserde mankurt kavramı şöyle ifade edilmektedir: Tarihte adları en barbar kavimler arasında anılan Orta Asyalı Juan Juanlar’ın yaptığı işkencelerle dayanılamaz acılar çekerek akıllarını kaybeden ve her isteneni bilinçsizce yapan kölelere verilen ad olan mankurt, günlük dilde kullandığımız “mankafa” sözcüğünün de kaynağıdır. Kim olduğunu ve geçmişini unutan, düşünme ve sorgulama yeteneğini kaybeden mankurt, sadece kendisinden istenileni yapan bir köleye dönüşür.

Mankurt tekniği asıl uygulandığı şekli ile geçmişte kalmış olmasına rağmen, günümüzde modern zihin kontrol yöntemleri kullanılarak son hızla devam etmektedir. Meselenin asıl önemli noktası da burasıdır.

Günümüzde Türk kimliği, kişiliği, onuru değişik araçlarla dejenere ediliyor, aşağılanıyor ve unutturuluyor.

İkram Çınar 2006 yılında yazdığı “Mankurtlaştırma Süreci” eseri ile mankurtlaştırma konusuna en çok dikkat çeken bilim adamıdır. Ona göre Türk milleti, Uygarlıkların beşiği olmuş bu ülkenin insanları azar azar, alıştıra alıştıra, şiddeti zamana yayarak mankurtlaştırılıyor! Topluma “geçmişi unut, kim olduğunu unut, geleceği düşünme, anı yaşa” düşüncesi genel geçer yapılarak mankurtlaştırılıyor. Başta artık bizim olmaktan çıkmış ulusal (?) kitle iletişim araçları olmak üzere her türlü araç bu amaçla kullanılıyor. Bir daha kendimizi toparlayamayacak biçimde zihnimiz yeniden inşa ediliyor! Böylece ulusal refleksimiz ve direncimiz kırılıyor. Görünüşe bakıldığında epey yol aldıkları anlaşılıyor.

Çınar’a göre nasıl mankurtlaştırılıyoruz?  O na göre Mankurtlaştırılma da değişik yöntemler kullanılmakla birlikte bunların tamamı “Ateş suyu” olarak adlandırılabilir.

Birinci “Ateş suyu” alkol ve uyuşturucu bağımlılığıdır.

İkinci Ateş Suyu: Kültürsüzleştirmek, ödlek tavşanlar yetiştirmek.

Üçüncü Ateş Suyu: Yabancı dilde eğitim.

Dördüncü ateş suyu: Cinselliğin yozlaştırılması cinsellik teşvik ediliyor.

Beşinci Ateş Suyu: İdeolojilerin saptırılması ve içeriksiz kavramlar.

Altıncı Ateş Suyu: Bilimsel bilgiden uzaklaştırma

Yedinci Ateş Suyu: Dincilik ve sahte din anlayışı.. Afganistan ve Arabistan’da şeyh kılıklı Amerikan ve İngiliz ajanları yüzyıldır faaliyetlerine devam ediyorlar.  Dinsizleştirmecilik de bir ateş suyu haline gelmektedir.

Sekizinci Ateş Suyu: Yapay gündem. “Bir kısım” medya toplumu bilgilendirme değil, biçimlendirme görevi üstlenmiş, böylelikle görevinin dışına çıkmışlardır.

Başka ateş suyu etkisi yapan şeyleri de sıralayabiliriz. Dikkat edilirse, bütün bunlar toplumu belleksizleştirmek, kimliksizleştirmek ve kişiliksizleştirmek sonucuna yol açmaktadır. Küresel sömürge haline getirmek istedikleri ülkemizde, zihnimiz yeniden inşa ediliyor. Oluşturulmaya çalışılan zihin, bizim olmayan, yapay, emperyalizmle dost ve onun uşağı bir zihindir.

Topluma “geçmişi unut, kim olduğunu unut, geleceği düşünme, anı yaşa” düşüncesi genel geçer yapılarak mankurtlaştırılıyor. Başta artık bizim olmaktan çıkmış ulusal kitle iletişim araçları olmak üzere her türlü araç bu amaçla kullanılıyor. Bir daha kendimizi toparlayamayacak biçimde zihnimiz yeniden inşa ediliyor! Böylece ulusal refleksimiz ve direncimiz kırılıyor. Görünüşe bakıldığında epey yol aldıkları anlaşılıyor. 7’den 70’e hayatımızdan yer alan televizyon, radyo, bilgisayar, tablet, akıllı telefonlar en tehlikelisi de sosyal medya hayatımızı çok olumsuz etkiliyor. Sosyal medya diyorum çünkü geri bildirimi anında alabiliyorsunuz. (Devam Edecek)

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber