• DOLAR
    5,7758
    %-0,86
  • EURO
    6,4401
    %-0,74
  • ALTIN
    276,59
    %-1,02
  • BIST
    98.403
    %3,69
Nedim Sağır
Nedim  Sağır
nedim.sagir@malatyasonsoz.com.tr
TÖVBE GEREK HER DAİM…
  • 0
  • 891
  • 04 Nisan 2019 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Bağışlayan, merhamet eden, şerlerimizi hayra tebdil eden Rabbul Âlemin’in selamı ve ikramı üzerimizden eksik olmasın ebediyyen…

Kişinin işlediği kötülükler, tuğyanlar, asilikler, edepsizlikler ve fikrî, kavlî, fiilî çirkinlikler onun, Allah-u Teâlâ ile olan bağını, imanını zedelemekte, yaratılışındaki tertemiz fıtratı nisyan ve gafleti ile kirletmektedir. Tövbe de bu uzaklaşmaya ve kirlenmeye son verme çabasıdır. Dolayısıyla tövbe, ruhun Allah’a açılışını ve yücelişini hedefleyen duaya benzemektedir. Esasen Kur’an’da ve hadislerde yer alan tövbe ve istiğfar ifadelerinin çoğu dua ve niyaz üslûbundadır. Kur`an-ı Kerim tövbe etmeyi ve Resullerin tövbe ederken kalplerinin tam bir umut ve ihlas ile nasıl dua ettiklerini çeşitli ayetlerde beyan etmektedir. Mesela Hz. Adem (a.s.)’ın mevzusu  Bakara Suresi 37. Ayet’te mealen şöyle geçmektedir:

“Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.”

Yine Hz. Musa (a.s.)’dan bahseden A’raf Suresi 143.Ayet Meali şöyledir:

“Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.”

Bu ve benzeri ayetler de yukarıda izah ettiğimiz, yaklaşma ve yüceliş içeren dua mahiyetinde olduğunu beyan etmektedir.

İbadetin yani kulluğun özü olan dua, işlenmiş olan hata, günah ve kirliliklerden kurtulmanın yolu olarak tövbe ile hayata geçirilip, esasta Yaratan ile olan bağlılığı diri tutmanın gayret ve çabasıdır. Yaradılışında iyiliği ve kötülüğü tercih etme kabiliyeti ile muttasıf olan insanın hatadan korunmuşluğu neredeyse imkânsız iken hatadan dönmemesi ise ne iman ne ahd ne de kullukla bağdaştırılamaz. Çünkü tövbe imanın bir tezahürüdür; Bezm-i Elest’te Allah’a verilen sözün hatırlanması ve yapılan ahdin tazelenmesidir. Nefsi, kir ve pisliklerden arındırma gayretidir. Bedenin yönetim merkezi olan kalb-i maneviyi işlediğimiz her bir hata ile nokta nokta kaplayan karanlıktan, idrak ve ferasetini körelten buğu ve pastan, pişmanlık ve bir daha yapmama ahdini kulluk çaresizliği ile duaya dökmektir.

Mü’min, işlediği küçük bir günahı bile tepesinde dikilip üzerine düşeceğinden korktuğu bir dağ gibi görür,hiçbir günahı hafife almaz. Nitekim İbn Mâce, Resûlullah (s.a.v.)’in Hz.Âişe’ye:

“Küçümsenen yanlış davranışlardan uzak durmaya bak, zira Allah bu tür davranışların da hesabını soracaktır.” buyurduğunu rivayet etmektedir.

Rabbine kulluk etmek üzere yaratılan insan,terbiye edilmemiş nefsinin azgın arzu ve isteklerinden, fısıltı ve vesveseleri ile yoluna hep engel koymaya çalışan insî ve cinnî iblislerden, dünyanın cazibesi ile doymak bilmeyen hırs, tamah ve tûl-i emellerinden sürekli taarruz ve saldırı halinde çepeçevre kuşatılmış iken, Rabbi o insana tövbe ve istiğfar ile unutmamasını ve unutulmamasını hatırlatır…Gerçekten pişmanlık ve bir daha işlememe niyeti ile yapacağı tövbe ile kaybettiklerini kazanca dönüştürebileceğini, affedileceğini vaad etmiştir. Resûlullah (s.a.v.)’de :“Günahtan tam dönen ve tövbe eden, o günahı hiç işlememiş gibidir.” (İbn Mace, Zühd 30) buyurmuştur.

İşte tövbe, yapılan kötülüğün, işlenen günahın veya kabahatin günah olduğunu bilip, onu bırakıp terk ederek Allah’a dönmek, O’ndan affetmesini, bağışlamasını dilemek, yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek yalnız Allah’a yalvarmak demektir. Kullar ne kadar günah işlemiş olurlarsa olsunlar, umutsuzluğa kapılmadan Allah’a yönelip tövbe ederlerse Allah onları affeder.

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah´ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zumer Suresi 53.Ayet Meali)

Ne muhteşemdir ki Kur`an’da tövbe kavramı seksen sekiz yerde zikredilirken yine aynı ebced değeri ile El Halîm esması karşımıza çıkmaktadır ki bu esma, Rabbimizin ceza vermede aceleci olmamasını, yumuşak davranışını, kullarının işlemiş oldukları günahlardan dolayı hemen gazaba gelmediğini ve isterse affedeceğini beyan etmektedir. Öyle ise bütün dünyevî ve uhrevî sıkıntı ,darlık, hüzün, keder, huzursuzluk ve zafiyetten kurtulmak için, tövbe istiğfar ile temizlenmeyi, yakınlaşmayı ve yücelmeyi arzulamalı; ahdimizi tazelemeli, kulluğumuzu sahibimiz olan Sultanımıza (c.c.) arz etmeliyiz.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber