• DOLAR
    4,6575
    % 1,80
  • EURO
    5,4894
    % 1,72
  • ALTIN
    193,5855
    % -0,00
  • BIST
    103.416,24
    % 1,13

Sinema Bir Yasam Biçimidir

Son Dönemlerde Festivaller sehri olma noktasinda iddiasini ortaya koyan ve Kültürel faaliyetlerine yogunluk veren Malatya, önemli bir festivali daha geride birakti. Birçok usta ismin agirlandigi ve ödüllere layik görüldügü festivalde degerli bir konuk da Türk sinema tarihine önemli eserler birakmis olan Emektar Sinema Yazari ve Tarihçisi Agah Özgüç'tü

Sinema Bir Yasam Biçimidir

 

 Türk basininda yer alan yayin organlarinin hemen hemen tümünde yazilari yayinlanan ve Türk sinema tarihini aydinlatan binlerce dokümani arsivleyen 83 yasindaki emektar sinema yazari Özgüç, 6’nci Malatya Uluslararasi Film Festivali’nde Emek ödülüne layik görüldü. Biz de hem usta Tarihçiyi daha yakindan tanimak hem de sinemanin günümüzde geldigi noktayi ve Malatya Film Festivali’nin degerlendirmesini yapmak adina kendisiyle bir söylesi gerçeklestirdik.

Sinemayi bir yasam biçimi olarak tanimlayan Usta Tarihçi, “Dünyada bütün sanatlari içinde barindiran böyle karizmatik bir sanat dali yok” diyor ve Malatya yönetimini de sinemaya verdigi deger yönünden takdir ediyor…

 

Sizi sizin agzinizdan dinleyelim kimdir Agah Özgüç, Sinemaya katkilari neler?

 

Ilk olarak siirle basladim, Türkiye’nin en büyük sairlerinden Atilla Ilhan’in etkisiyle siirler yazdim, Anadolu’da çikan bütün Edebiyat dergilerine siirler yaziyordum. Daha önce arkadasim Gazeteci Enis Olcayto bana bu edebiyatta siirde para yok gel gazeteci ol dedi. Enis Olcayto ses mecmuasinda çalisir motosikletle röportajlara giderdi ve beni de motoruyla röportajlara götürürdü. Onun vesilesi ile röportajlara basladim. Ilk röportajimi 1960’ta Türkan Soray ile yaptim. 1960’ta sözlesmeli gazeteci olarak ise basladim, yazi hayatim bu sekilde basladi. Sonradan setlere gide gele, filmleri notlayarak, fotograflari toplayarak, bir arsiv olusturdum. Çünkü amacim kitap yazmakti ve bunun için de muhakkak belge ve arsiv olusturmam gerekiyordu. Bu belgeler sayesinde suana kadar 50’ye yakin kitap yazdim.  2014’te Türk sinemasinin 100’üncü yilina basmasi vesilesi ile Kültür Bakanligi’na bin sayfalik bir kitap hazirladim.  5 kilo agirliginda 1100 sayfa ve Türkçe ve Ingilizce ansiklopedik Türk filmi ve sözlügü diye bir kitap hazirladim ki bu tür kitaplari Avrupa’da, Amerika’da, Fransa’da 20-30 kisilik bir ekip hazirlar. ben tek basima bunlari biriktire biriktire, notlastirarak tek yerde topladim bundan dolayi da birçok ödüle layik görüldüm. Emek Ödülü’nün almamda bu kitap büyük paya sahip.   Bes yüz kisi toplansa burada bu kitabi yapmasi mümkün degil. 6 bin 700 film var içerisinde… Bu filmlerin, notlari, hikayesi, elestirileri, fotograflari her sey var. Türk sinemasi ile ilgili arastirma yapmak isteyenler bu kitapta her seyi bulabilirler. Bu kitabi disarda yapsaydim servet sahibi olurdum, ama maalesef Türkiye’de bu mümkün degil.

 

Sinema sizin nasil bir anlam tasiyor?

 

Sinema bir yasam biçimidir, dünyada bütün sanatlari içine toplayan böyle karizmatik bir sanat dali yok, güzel kadinlar, güzel erkekler… muhtesem bir olay… Ne televizyon ne de baska bir sey sinemanin yerini tutmaz. Sinema filmleri ile televizyon dizilerinin ayrilmasi gerekiyor. Hiçbir televizyon dizisinin yarina kalici özelligi yoktur. Dallas bile sinema filminin yerini tutmaz, sinemanin kaliciligi var, 60 sene evvel yapilmis bir Susuz yaz dizisi bugün her yerde gösteriliyor.

 

Sinema filmlerinin diziye aktarilmasini, dizilerin de finalde sinema ile kapanis yapmalarini nasil degerlendiriyorsunuz?

Yapilmamali! Yanlis bir olay, klasik olmus bir Türk filminin dizisinin yapilmasi büyük bir hatadir. Gösterin bana ‘üç arkadas’ ve ‘gurbet kuslari’ yapildi, hangisi filminin yerini tuttu? Hiçbiri tutmadi… Seyircinin kafasinda büyü yapmis bir filmin dizisinin yapilmasi tehlikelidir. Memduh ün ‘üç Arkadas’i 1958’de çekti, zimba gibi bir film oldu. 15 sene sonra ayni filmi yeniden çekti, film yatti. Türk sinemasi eskiden tiplere dayaliydi, cilali Ibo, Turist Ömer, Adanali Tayfur gibi… bugün Türk sinemasina baktiginizda böyle tipler yok. Öztürk Serengil gibi, Hulisi Kentmen gibi bir adam ariyorsunuz bulamiyorsunuz… Onun için bugün artik bu sekilde bir yildiz yetismesi mümkün degil. Bu sartlarin getirdigi bir olay…

Sinemanin geldigi noktayi degerlendirecek olursak neler söylersiniz?

 

Türk sinemasinin altin yillari 1960’li yillardi. Bu yillarda kimler yetismedi. Baktiginiz zaman hepsi bir hazine. Bugünkü dizilere bakiyorsunuz hepsi bebek gibi kizlar, çok güzeller, ama burada önemli olan karizmadir ve bu karizma bir Türkan Soray’da bir Yilmaz Güney’de var, simdikilerde yok. Artik kurumlar da yozlasmaya basladi. Sinema çok kötü bir noktaya geldi. Teknoloji denen sey masumiyetin irzina geçti… 60’li yillarda masumiyet vardi, insanlar masum degil, simdi kimse masum degil, hepsi hikaye, içlerinde güzel filmler yapan yok mu? Elbette ki var, Zeki Demirkubuz, Reha Erdem gibi iyi filmler yapanlar da var ama dedigim gibi 60’li yillarin büyüsünü yakalamalari mümkün degil. Bugün bir Yilmaz Güney, Bir Türkan Soray çikiyor mu? mümkün degil, o karizma yok artik. Izleyicinin içine giriyorlardi onlar, ama bakiyorsunuz bugün bir Amerikan sinemasidir her seyi teknoloji ile götürüyor. Bugünkü ünlüleri sokakta görsen tanimazsin, kimse tanimiyor, eskiden ünlüler sokakta görüldügünde arabalariyla havaya kaldiriliyordu, ben bunlara sahidim. Onun için bugün bir iki oyuncu disinda taninan kimse yok. Onlar da film çektikleri sürece varlar, çekmedikleri sürece de unutulup gidiyorlar.

 

Yesilçam sinemasini yasatmak adina çesitli adimlar atiliyor, bu noktada ilimizde Oyuncu Bircan Kerem Baskanligi’nda Yesilçam Kültür Dernegi açildi ve güzel faaliyetlerde bulunuyor, bu konuda söylemek istediginiz bir sey var mi?

 

Evet duydum ancak ziyaret etmek kismet olmadi, bu tarz faaliyetler takdir edilmeli, desteklenmeli, sinemanin o eski ve kaliteli ruhunu olusturmak adina atilmis önemli bir adim olarak degerlendiriyorum, kendisini de bu girisiminden ötürü tebrik ediyorum.

 

Filmlerde bati kültürünün yansitildigina dair elestiriler çok, millilesmeye yönelik adimlar atiliyor mu?

 

Sinemayi biz icat etmedik, batidan geldigi için örneklerini de batililardan alacagiz… Zamaninda atildi, milli sinema yapildi. Bir ürünü kim ortaya koymussa onun etkisinde kalinir Ama etkisinde kalmak ayri bir olay, kopyalamak ayri bir olay Baktigimiz zaman 60’li yillardaki bütün o filmlerin çogu Amerikan salon filmlerinden kopyalanmistir. Burada önemli olan onu bizim toplumumuza uyarlayabilmek. Uyarlandiginda etkisinde de kalinir, bu isin gerçegi bu…

Peki hocam geçelim Malatya’ya… ilimize daha önce gelmis miydiniz?

 

Evet bu 3’ncü oluyor. Malatya baya kentlesmis, bugün Türkiye’de en önemli kentlerden bir tanesi muhakkak ki yapisal olarak Eskisehir’dir, Ama Malatya’ya da baktigimiz zaman yeni yeni mimari yapilar görüyoruz, kaldi ki bugün Malatya’da çok zengin is adamlari var. Esasinda zengin bir yer, gayet de güzel bir sehir, aferin festivalin bugün 6’ncisini da yapiyorlar, bugün bir film festivali yapmak öyle kolay degil, gayet zor bir is…

 

Malatya Uluslararasi Film Festivali’nin konugusunuz, ödüle layik görüldünüz, gözlemlediginiz kadariyla bu konuda basarili miyiz, festivalimizin eksileri ve artilari sizce neler?

 

Sadece Malatya ile ilgili degil genel olarak söylemek gerekirse bugün Türkiye’de uluslararasi özellige sahip tek festival var… o da Istanbul Film festivalidir.  Çünkü Istanbul Film festivali valilige dayanmaz, Belediyeler yapmaz, özel bir kurum tarafindan yapilir. Ve onlar da  istedigi gibi yapar, sadece 6 gün sürmez, 15 gün sürer ve organizasyonu yapanlar 1 sene boyunca çalisirlar ve bu 1 senede de maaslarini alirlar. Ama belediyeler yaptiginda belediyeler degiskendir, her belediye baskani degistikçe yeni bir ekip geliyor, o yeni ekip A’dan baslayip Z’ye dogru gidiyor, ekip degistiginde yeni gelen ekip de bastan basliyor, bu çok önemli bir nokta. Antalya film festivali buna en iyi örnek… Malatya’nin festivali daha gonca, yavas yavas büyüyor, ileride daha net bir sekilde kendini ortaya koyacaktir.  Bu 12 ay boyunca üzerinde çalisilmasi gereken bir is. Ayni ekip ve tek birime bagli olmasi gerekiyor, Iyi bir valiniz var, kentiniz de güzel ileride muhakkak ki bir yere varacak, degisecek ve güzel sonuçlar ortaya çikacak, simdiden 6’nciyi tebrik ederiz…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber