• DOLAR
    5,7925
    %0,06
  • EURO
    6,4777
    %0,44
  • ALTIN
    274,01
    %0,15
  • BIST
    7,7555
    %1,60

“Şiddet Değiştirilebilir Bir Yazgıdır”

Himayeye Muhtaç Yaşlılar Çocuklar ve Kadınlar Sosyal Yardım ve Dayanışma Derneği (HİMYAÇDER) Başkanı Ayşe Ece Budan ile bireye yapılan şiddeti, şiddete karşı alınması gereken önlemleri, geri dönütünü, şiddetin yasal boyutunu,  konu ile ilgili kanunlardaki boşlukları ve daha fazlasını bu röportajımızda ele aldık. Önemli açıklamalarda bulunan Budan “Şiddet değiştirilebilir bir yazgıdır.” dedi

“Şiddet Değiştirilebilir Bir Yazgıdır”

Himayeye Muhtaç Yaşlılar Çocuklar ve Kadınlar Sosyal Yardım ve Dayanışma Derneği (HİMYAÇDER) Başkanı Ayşe Ece Budan ile bireye yapılan şiddeti, şiddete karşı alınması gereken önlemleri, geri dönütünü, şiddetin yasal boyutunu,  konu ile ilgili kanunlardaki boşlukları ve daha fazlasını bu röportajımızda ele aldık. Önemli açıklamalarda bulunan Budan “Şiddet değiştirilebilir bir yazgıdır.” dedi

İlde, ülkede artan şiddet olaylarını değerlendirirseniz neler dersiniz, bu noktada kanunlar ve uluslararası yapılan anlaşmalar yeterli geliyor mu?

“Her kesimden, sınıftan, kültürden, ekonomik, psikolojik, sosyal yönden olsun şiddet olayı hızla yayılmaya başladı. Kadına yönelik şiddetle birlikte erkeğe, çocuğa hayvana yönelik şiddet hızla artmaya başladı. Bu konunun artık çok ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum.  Çok boyutlu bir toplumsal sorun olan şiddet toplumun tüm kesimin ortak kararı, mücadelesi ve bütüncül bir yaklaşımı ile çözülmesi gerekir. Bu, bugüne kadar çok sağlanamadı.  Herkes bir yorum yaptı, kınadı fakat bu yeterli değil alınan yasal tedbirler oldukça yetersiz. Kanunlarımızdaki yetersizlikle birlikte getirilen yanlış uygulamalar uluslararası bir konu olduğu için bu konu ile ilgili imzalanan birçok anlaşma var bu sözleşmeler yenileniyor sürekli ama Türk toplumumun kendi yapısını temel taşlarına aykırı olan birçok konu olduğunu düşünüyorum. Toplum bilinci geliştirilmeli bununla birlikte Türk Ceza Kanununda düzenlenen belirli suçlara yönelik belirli cezalarda uygulanan haksız tahrik indirimlerimiz var.  Bu indirimlerden kadına yönelik şiddet suçlarında cezalandırılma uygulamalarının kaldırılması lazım. Hafifletici nedenlerle bu kanun veya göz önüne alınarak bu insanlar ki biz bu insanlara hasta insanlar, halk sağlığı sorunu diyoruz bu insanların psikolojik yönden destek almaları lazım cezalarını çektikleri süreç içinde yani ceza vermeniz o kadar büyük bir sorunu çözmüyor.  Belli bir süre sonra çıkıyor geliyor aynı şiddeti bir başkasına uyguluyor.  Bu ceza kanunlarıyla ilgili düzenlemelerin çok ciddi anlamda gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. Tüm dünyada bu konu ile ilgili çok yol kat edilmiyor. Aslında bunun diğer boyutuna bakarsanız Türkiye yüzde 99’ u Müslüman olan bir ülke bu ülkede kadına insana şiddetin yasak olması gerekir. Çünkü bizim dinimizde de insana şiddet yasaklanmış. Bu bir insanlık suçu. İnsanlık bunun insanlık suçu olduğunu kabullenmediği sürece ki kabullenemediğimiz görüyorum kabullenmediğimiz sürece ne toplum bilinci geliştirebilir ne de yasalarla bunu engelleyebiliriz.”

Kadınlarımız şiddete yönelik haklarını biliyor mu gözlemlerinizden yola çıkarak neler kaydedersiniz?

“Kadınlar haklarını bilmiyor ya da yanlış anlıyor. Öğrendiği haklarını da doğru kullanmıyor. Önemli sorunlarımızdan biri de bu. Verilmiş olan bir hakkı sırf kullanmış olmak için kullanan kadınlarımız var.   Kadın da erkek te gerçekten haklarını iyi kullanmak zorunda.  Tabiki insan hakları diyoruz. Toplumun bilinçlenmesi gerekir diyoruz ama en temel eğitim vermemiz gereken yine kadın.  Çünkü tüm insanları kadın yetiştiriyor. Kadın ne verirse onu alıyor. Erkek veya kız çocuk ilk şiddeti anneden öğreniyor.  Çocuk yetiştirirken annelerimiz daha dikkatli olmalıdır. Türkiye genelinde genç annelerimiz inanılmaz sabırsız çocuklarına karşı inanılmaz derecede tahammülsüz olduklarını tespit ettik. Kadınların en büyük özelliği annelik vasfı. Biz bunu iyi kullanamıyoruz.  Çocuğun sesine bile tahammülümüz kalmadı. Bu konuda kendimiz geliştirmemiz lazım.  Bir bebek dünyaya gelmeden önce 9 ay boyunca annelerimizin eğitim alması gerek diye düşünüyorum. Gerçekten hızla bu tahammülsüz anne sayımız artıyor bu da şiddet in artmasına çok önemli bir katkıda bulunuyor.  Şiddeti sadece fiziksel şiddet olarak algılamamamız gerek. Cinsel, fiziksel bunların hepsini kadınlarımızın çoğu aynı günde ayrı ayrı yaşıyor.  İş yerinde, okulda, dışarda, evde yaşıyor hatta öyle bir boyuta geldik ki çocuktan bile yaşayan anneleri biliyoruz. Hepsi bir eğitim sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Kadına şiddet değiştirilebilir bir yazgıdır. Kader dememeliyiz bu yazgıyı toplumun bütün bireyleri bir araya gelerek el birliğiyle en azından çok aza indirebiliriz.”

Çocuk hakları konusunu ayrı bir pencereden incelersek neler söylersiniz? 

“Kadına yönelik şiddet diyoruz çocuğa yönelik şiddet diyoruz ama geleceğimizle ilgili tek bir doğru adım atmıyoruz.  Çocuğa yönelik şiddet çok daha önemli çünkü onlar bizim geleceğimiz. Biz geleceğimiz tehlike altına attığımız sürece bu konuda ülkenin dibine dinamik koymuş oluruz.  Burada da gene bir halk sağlığı problemi ile karşı karşıyayız.  Gene anne ile başlıyor bu sorun annenin kadının yetiştirdiği erkek modeli çocuğa şiddet kadar uzanıyor. Temelinde yine eğitim psikolojik sorunlar yatıyor. Geleceğimiz için önemli olan çocuklarımız konusunda çok eksikliğimiz var. Aile zaten kendi derdine düşmüş çocuğunun eğitimi ile ilgili çocuğun psikolojisi ile ilgilenecek aile yapımız kalmadı. Aileyi kaybettiğimiz zaman geleceğimizi zaten kaybediyoruz. Çocuklarımız geleceğimiz diyorum geleceğimiz ile ilgili bütün çalışmalarımızda geride kaldık. Çocukların yaşamaya, eğitime, sağlıklı olmaya, seslerinin duyulmasında kendilerine adil davranılma hakları var.   Bir kere biz çocukların bu haklarını ellerinden aldık. Toplumda yetiştirilen çocuk modeli çok uç, ya mutlu azınlık kesimin dünyadan bir haber yetiştirdiği bir çocuk modeli var yada her türlü eziyete maruz kalan çocuk modeli var ikisi de tehlikeli. Onun için çocukların çocuk olmaya hakları olduğunu geleceğimiz olan çocuklara bunu geri vermek gibi bir sorumluluğumuz var.”

Peki siz şiddet konusunda dernek olarak neler yapıyorsunuz?  

“Kadın geliyor şikâyetçi oluyor koruma kararı aldırıyor ama koruma kararının arkası boş doldurulmamış.  Evet, herkesin başına bir polis dikemeyiz ama bu koruma kararı alınmadan önce kadını da eğitmemiz lazım. Biz bu doğrultuda kadını bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Kadınlarımızın yasal haklarını koruma da onlara destek olmaya çalışıyoruz. Evet, her türlü şiddetin karşısındayız ama bu şiddetin boyutlarına göre kadınlarımızın da daha temkinli ve daha aile yapısını kurtarıcı bir şekilde çalışmalar ve bilinçlendirme yönünde çalışmalarımız var.”

Hanife Sarı’ nın Röportajı

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber