• DOLAR
    6,7120
    %0,10
  • EURO
    7,4961
    %-0,07
  • ALTIN
    372,94
    %0,13
  • BIST
    8,4280
    %0,13

“Sevmeyi Bilmişlerin Yürek Dibacesidir”

Araştırmacı Yazar Nurdan Damla’nın son kitabı “Sev Dedi Mevla” okuyucuyla buluştu. “Sev Dedi Mevla” kitabını değerlendiren Araştırmacı- Yazar Nurdan Damla, kitabın; insani yanlarımızı ve yaralarımızı görüp tamir etme çabasını hissettirdiğine dikkati çekerek, “Bu yönüyle Sev Dedi Mevla sevmeyi bilmişlerin yürek dibacesidir. “ifadelerine yer verdi

“Sevmeyi Bilmişlerin Yürek Dibacesidir”

Araştırmacı Yazar Nurdan Damla’nın son kitabı “Sev Dedi Mevla” okuyucuyla buluştu. “Sev Dedi Mevla” kitabını değerlendiren Araştırmacı- Yazar Nurdan Damla, kitabın; insani yanlarımızı ve yaralarımızı görüp tamir etme çabasını hissettirdiğine dikkati çekerek, “Bu yönüyle Sev Dedi Mevla sevmeyi bilmişlerin yürek dibacesidir. “ifadelerine yer verdi

Türkiye Yazarlar Birliği’nin Çocuk Edebiyat Ödülü’nü alan, Çocuk Edebiyatçılar Birliği kurucuları ile Hz. Muhammed’i Tanıma ve Tanıtma Uluslararası Derneği kurucuları arasında yer alan, Gönüllü Eğitimciler Derneği’nin Yayın Kurulu Başkanlığını yapan ve  ‘’365 Günde Sevgili Peygamberim’’ adlı eserinin on bir dile çevrildiği Araştırmacı- Yazar Nurdan Damla son eseri Sev Dedi Mevla ‘yı ve daha fazlasını konuştuk…

Sev Dedi Mevla adlı çalışmanız bitti okuyucuyla buluştu peki geri dönüt nasıldı?  

“Sev Dedi Mevla her zaman her yerde yanınızda taşıyabileceğiniz, sizi yormayacak ya da sehpanıza, masanıza rahatlıkla koyabileceğiniz, elinizin altında bir çalışma oldu çok şükür. Çerez niteliğinde soft ve komplike bir kitap oluşu okuyucu memnuniyetini artırdı. Bu sebeple de yayına girdiği ilk günden beri okuyucu tarafından büyük ilgi gördü. En çok tıklananalar listesine girdi. Sanırım ismin kısalığı ve hoşluğu okuyucunun dikkatini çekti. Kısa oluşu ve kadim şahsiyetlerin hayat çizgilerinden nokta atışlar yapılması okuyucun dikkatini çekti. Bana gelen geri dönütler bu minvalde. Okuyucum memnun, yayıncım memnun, umarım yazarı da memnun kalır bu sonuçtan inşallah.”

Son zamanlarda anlamını yitiren sevgi üzerinde durdunuz bu konuda neler kaydedersiniz?

“Rabbimiz Şura Suresi, 23. Ayette: “İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: “Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir,” buyuruyor. Rabbimiz bizatihi efendimizden sevgi üzerine bir bağlılık istiyor. Çünkü var oluşun temel kuramı sevgi üzerine kurulu. Bu sebeple Allah’ı çok sevenler ve Habibini (sav) canından çok sevenler sevgi yolunun adanmışlarıdırlar. “ Sev,” demişti Mevla. Biz de sevecektik ve sevgimizin önüne hiçbir engel koymayacaktık. Onlar bunu yaptılar. Kitapta anlatılan kadim şahsiyetlerin hayat kareleri bu gerçeklik üzerinden var oldu. Aç kaldılar, kovuldular, dışlandılar yine de sevmekten vazgeçmediler. Karıncayı, çiçeği, tohumu kelebeği, yıldızı, damlayı, güneşi, insanı sevmenin erdemini kuşandılar. Çünkü yaratılan her şeyi Yaratan adına sevmeyi başardılar.  Aşkın hakiki kıvamını onlar tattı, onlar yudumladı, onlar yaşadılar. En kutsal bir meta iken aşk, yeryüzünde bir tek insana takdim edildi. Çağlar boyu akılları kurcalayan o tutkuyu onlar kucakladı. Aşk büyüktü çünkü. Aşk güçlüydü ve bitimsizdi. Aşk uğruna yıllarca yürünür, aç susuz kalınır, sabahlara dek uyunmazdı. Aşk uğruna can özünden vazgeçerdi. Aşk uğruna krallar kul, kullar kral kesilirdi. Öyle bir temaydı ki aşk onun için ser verilir sır verilmezdi. Kimi Mecnun’du kimi Leyla. Kimi Yusuf’tu kimi Züleyha. Kimi Âdemdi kimi Havva. Onlar aşkı en derininden yakalayan ve kuralına göre  yaşayanlardı. Onlar aşkı ele, ayağa, dile, dudağa düşürmeyendi. Aşkın gerçek kimliğini bilenlerdi onlar. Aşkın öz cevherini yakalayanlardı. Kadim yürüyüşlerinde bir yanı dünya öte yanı sonsuzluk olan bir ince sıratın yürüyenleriydiler. Onu gerçek anlamıyla bilip koruyanlar ve uğruna canını adayanlar insanlık tarihinin vazgeçilmez şahsiyetleri oldular ki başta peygamberler, salihler, erenler ve iyi kullar o silsilenin halkasıydılar. Mevla bizleri de o silsileye dâhil eylesin inşallah. Söz buraya gelmişken Necip Fazılın mısralarını nazara vermek isterim.

Sonsuzluk Kervanı peşinizde ben,
Üçayakla seken topal köpeğim!
Bastığınız yeri taş taş öpeyim.
Bir kırıntı yeter kereminizden!
Sonsuzluk Kervanı, peşinizde ben…”

Eserlerinize karşı en çok ne konuda övgü ne konuda eleştiri alıyorsunuz bunlara cevaplarınız nedir?

“Duygusal anlatım konusunda okuyucudan bire bir hissettirebilmekle ilgili güzel dönüşler alıyorum çok şükür. Betimlemelerin çok uzadığı konusunda mesajlar da almıyor değilim. Konu kapsamlı ve kelimelerin yetersiz kaldığı noktada tıkanıyorum.  O büyük zatları ne kadar anlatsak ve ne tarif etsek yetersiz gibi geliyor bana. Bazen daha uzun yazın hiç bitmesin kitaplarınız diyorlar. Son eserim Sev Dedi Mevla vakti olmayanlar için ya da okumaktan üşenenler için hazırlandı. Uzun betimlemeleri sevenler romanları kısa ve öz bilgiyle yetinmek isteyenler ise Sev Dedi Mevla’ya yönelmeleri tavsiyemdir.”

Sev Dedi Mevla’yı yazarken hangi süreçlerden geçtiniz yaşadığınız zorluklar nelerdi? 

“O büyük şahsiyetleri yazarken titriyorum. Hayâ ediyorum hallerini dile almaktan. Her hangi bir nakıs anlatış ya da yanlış tarif ediş beraberinde en büyük vebali getiriyor çünkü. En zorlandığım nokta bu.  Herhangi bir şahsı tarif etmiyorsunuz siz. Yeryüzünün en seçilmişlerini, en özellerini, en sevilenlerini anlatıyorsunuz. Araya zamanlar, örfler, gelenekler, yüzlerce ve binlerce medeniyet girmiş. Zamanların isi, tozu, buğusu arasından seçip almakta zorlanıyorsunuz. Bütün bunların içinden sıyrılıp onları buraya taşıma gayreti takdir edersiniz ki hem çok zor hem de veballi olsa gerek. Niyetimde onları çok sevmek ve yâd etmek çabası var. Mevla o sevgi hürmetine kusurlarımızı affetsin. O en güzel kulları olan seçkinleri bizden incitmesin. Sev Dedi Mevla isimli eserimin hepimizin hayatına ve yüreğine dokunan bir yanı var. İnsani yanlarımızı ve yaralarımızı görüp tamir etme çabasını hissettiren bir çalışma oldu. Umudun her zaman var olmasına dair hayatları okuyup der hatır ettiğinizde beşeri kusurlarınızın arkasında yitip giden yanlarınızı gün yüzüne çıkarıp tamir etme çabasına giriyorsunuz. Hz. Âdemden tövbeyi öğreniyoruz mesela. Nuh as gayreti, Hacer annemizden vazgeçmeyişi, Yusuf Nebiden iffeti, Meryem anneden asaletin suskunluğunu, Hz. İbrahim’den direnişi, Hz. İsmail’den Allah’a itaati, Hz Asiye’den kavl-i leyyini, Hz. Musa’dan sadakati, Hz. İsa’dan heybeti, Hz. Süleyman’dan saltanatın gerçek sahibini, Hz. Fatıma’dan evlatlığı, Hz. Aişe’den ilmin güzelliğini, Hz. Ali’den cesareti.  İnsanlık; Hz Safura’dan edebin, Hz Sade’den hayretin, Hz. Amine’den zarafeti inceliği… Hz. Halime’den bereketin, Ümmü Eymen’den emanetin, Hz. Züleyha’dan aşkın, Hz. Zeyneb’ten bekleyişin, Hz. Hatice’den adanışın,  Hz Havadan hasretin ve pişmanlığın, Hz İdris’ten yeniliğin, Hz Davut’tan sanatın, Hz. Yakup’tan saffetin, Hz Eyyüp’dan sabrın, Hz Yunus’tan yakarışın öğretisini yakalıyorsunuz.  Bu yönüyle Sev Dedi Mevla sevmeyi bilmişlerin yürek dibacesidir.”

Hanife Sarı’nın Röportajı

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber