• DOLAR
    7,6718
  • EURO
    8,9870
  • ALTIN
    469,24
  • BIST
    1,1710

Şahabiyye-i Kübra İhya Edilebilecek mi?

İbn-i Arabi, Sadreddin Konevi, Mevlana gibi büyük mutasavvıfların yetiştiği, ancak günümüze ulaşan kalıntılarının yok olmaya yüz tuttuğu Şahabiyye-i Kübra Medresesi’nin geleceği hakkında konuşan Vakıflar Bölge Müdürü Kenan Doğan; Kurum olarak aciliyet esasıyla hareket ettiklerini ancak medresenin yeniden ihyası için yapılacak çalışmalara 2020’de başlamayı planladıklarını söyledi

Şahabiyye-i Kübra İhya Edilebilecek mi?

İbn-i Arabi, Sadreddin Konevi, Mevlana gibi büyük mutasavvıfların yetiştiği, ancak günümüze ulaşan kalıntılarının yok olmaya yüz tuttuğu Şahabiyye-i Kübra Medresesi’nin geleceği hakkında konuşan Vakıflar Bölge Müdürü Kenan Doğan; Kurum olarak aciliyet esasıyla hareket ettiklerini ancak medresenin yeniden ihyası için yapılacak çalışmalara 2020’de başlamayı planladıklarını söyledi

Battalgazi ilçesindeki Selçuklu dönemi eserleri arasında yer alan ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tahrir Defteri kayıtlarına göre; Emir Sahabettin Hızır tarafından yaptırıldığı bilinen Şahabiyye-i Kübra Medresesi, son yıllarda birçok kez; restorasyon, kazı ve kurtarma konularıyla gündeme gelmişti.

Gün yüzüne çıkartıldığında, Malatya kültür turizminin önemli duraklarından biri olması beklenen eserde, 2011 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından temizlik ve kazı çalışmaları yapılmıştı. 2017’de dönemin Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan tarafından medresenin ayağa kaldırılması için, yanında bulunan lisenin yıkılarak kazı alanına dahil edileceğini açıklanmıştı.

Bahse konu okulun yıkılmasının ardından, eserin ihyasına yönelik bir çalışma gözlenmemesi, ihmal ihtimalini akılara getirdi. Konu hakkında bilgisine başvurduğumuz Vakıflar Bölge Müdürü Kenan Doğan, tarihi medresenin geleceği ve kurumun güncel çalışmaları hakkında hakkında önemli bilgiler paylaştı. Son yıllarda medrese ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında konuşan Doğan; 2018 yılında medrese etrafındaki 7-8 dönüm alana denk gelen 3 parsel kurumumuz tarafından kamulaştırıldı. Bunun için de 1 milyon TL’den fazla harcama yapıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak ilgili alanda bir sondaj çalışması yaptık. Bu çalışmada; ortaya çıkan temel izlerinden hareketle, medresenin dikdörtgen bir yapıda olduğu, tek eyvanlı ve avlulu bir plana sahip olacağı düşünüldü. Ayrıca yapının batı kısmında türbe ve türbe içindeki kabirlere ait toprak yükseltileri ve önceden varlığı bilinen mukarnas dolgu, trampa parçaları da ortaya çıkarıldı. Ardından belli bir süre herhangi bir çalışma olmadı. Sonrasında Müze Müdürlüğü denetiminde, Halfeti Minaresi ile medrese arasında kalan alanda 7 sondaj kuyusu açıldı ve Selçuklu, Osmanlı gibi farklı dönemlere ait bazı arkeolojik parçalara rastlandı. Hatta kazı yönünün okula doğru gittiği görülünce, Medresesi’nin batı yönündeki araziler de kamulaştırılıp burada bulunan okul kaldırıldı” dedi

“KOLAY BİR İŞ DEĞİL“

Şahabiyye-i Kübra Medresesi’nin yeniden ayağa kaldırılabilmesinin kolay bir iş olmadığına dikkat çeken Doğan; Ayakta olan yapıların restorasyonları dahi 3-4 yıl sürebilirken, Şahabiyye-i Kübra Medresesi projesinin hızla tamamlanabilmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Mevcut ekonomik koşullar ve sorumluluk alanlarındaki diğer eserlerin statik durumlarının, mecburi bir aciliyet sıralaması oluşturulmasına neden olduğunu söyleyen Doğan;  2019 yılında yaşanan ekonomik sıkıntılar, öncelikle aciliyet gerektiren yapılara yönelmemize neden oldu. Çünkü ayakta olan yapılar içerisinde statik açıdan çok sorunlu bazı yapılarımız var. Bu nedenle öncelik onlara verildi. Ancak yakınlarda belediyemizle de yaptığımız görüşmeler neticesinde, 2020 yılı için bir kazı çalışması düşünmekteyiz, onun için arkadaşlarımız bir alt zemin çalışması yapıyorlar. Ödenekler de el verdiği takdirde kapsamlı bir kazı çalışmasına başlayacağız. Tabi bu kazıların ardından proje ihalesi olacak, sonrasında yapının ayağa kaldırılması için çalışılacaktır. Bunun önemli bir ekonomik maliyeti oluşacak elbet. Bu da genel müdürlüğümüze teklif edilecek ve uygun görülmesi halinde çalışmalarımız başlatılacaktır” ifadelerini kullandı.

“EN İYİ İHTİMALLE 5 YILDAN AZ SÜRMEYECEK”

Tarihi medresenin bir an önce Malatya’ya kazandırılmasını arzuladıklarını ancak sürecin kısa vadede tamamlanamayacağına vurgulayan Doğan; “Öncelikle kazı çalışması belki iki belki üç yıl sürecek, yapı kalıntıları bizi nereye kadar götürecek tam olarak bilmiyoruz. Şu an buranın önceliği ödenek değil kazı çalışmaları. Bu anlamda belediyeden de kazı çalışmaları için destek isteyeceğiz. Yağış döneminin ardından kapsamlı kazı çalışmalarına başlamayı düşünüyoruz. 1 metre kadar bir kazı ile temele ulaşılabileceğimizi düşünüyorum. Umarım tahrip edilmemiş olsun ve özgün yapısını ortaya çıkaracak temel izlerine rastlayabilelim. Bunun uzun bir süreç olacağı aşikâr. Kazı çalışmasının başlamasının ardından tahmin edilen alan dışında çok fazla bir genişleme olmaz ve yapı ortaya çıkarılırsa, proje ihalesine geçilir. Sonrasında ayağa kaldırılma süreci de göz önüne alındığında en iyi ihtimalle bu süreç 5 yıldan az sürmeyecektir” şeklinde konuştu.

“İLK ÖNCELİĞİMİZ AYAKTA OLAN YAPILARI KORUMAK”

Tarihi yapılara müdahale konusunda önceliğin, müdahale geciktiğinde neyin kaybedileceği olduğuna vurgu yapan Doğan; “Bahsettiğim öncelik sıralamamız, yapının değeriyle alakalı değil. Örneğin Şahabiyye-i Kübra Medresesi, mevcut durumundan daha kötü bir hale gelemez. Ama bugün Malatya’nın simgelerinden Ulu Camii’nin korunamayıp, zarar görmesi büyük bir kayıp oluşturacaktır. Önceliklerimiz bununla alakalı. Bir diğer örnek Arapgir Ulu Camii; duvarları, mihrabı, taç kapısı tamamen ayakta olan ancak yaşanan zemin kaymasından dolayı batı duvarının yıkıldığı bir yapı. Üst örtüsünün de yıkıldığını düşündüğümüzde sağlam olan bir eseri yok etmiş olacağız. Burada öncelikli durum, müdahale geciktiğinde neyin kaybedileceğidir. Şahabiyye-i Kübra Medresesi beklediğinde yaşayacağı kayıp yüzde 1 ise Ulu Camii’nin özgünlüğünden kaybedeceği oran yüzde 90’ları bulur. Medreseye baktığımızda, yıkılmış ve sadece temel seviyesinde taşları olan bir yapı göze çarpıyor. Ancak şu an ayakta olup büyük sorunlar yaşayan yapılarımız mevcut. Darende Hüseyin Paşa Camii, yine Arapgir’de Alaybey Camii, hatta tarihi Ulu Camii’nin yan payandalarında da statik açıdan sorun yaratan açılmalar var. Mevcut ayaktaki kültür varlıklarının sıkıntılarını giderebilirsek medreseyi de daha kapsamlı bir şekilde gündemimize alacağız inşallah. Buradaki öncelik meselemiz tamamen bununla alakalı.” dedi.

“BATTALGAZİ’DE NEREYİ KAZSANIZ FARKLI BİR TARİH ÇIKIYOR”

Battalgazi bölgesinin tarihi zenginliğine atıfta bulunan Doğan; “Burada nereyi kazsanız farklı dönemlere ait bazı temel izlerine rastlıyorsunuz. İnşallah yapılacak kazı çalışması, medresenin özgün mimarisini gün yüzüne çıkarabilecek bir sonuç verir. Medresenin ayakta olan mevcut kalıntıları; yapı ayağa kaldırılacak olduğunda, her bir taşı numaralandırılarak daha sonra yeniden eski haline getirilir. Tabii bunlar birbiriyle bağlantılı süreçler. Mesela Elazığ’da bir camii’nin restorasyon çalışmasına başladık, ön görülen süre 2 yıl ancak kazı çalışmalarında yeni yeni alanlar çıkıyor, hal böyle olunca hem süre uzuyor hem de öngörülen maliyet artıyor. Aslında geçmişten gelen iş yükünün bütçeye getirmiş olduğu bir ağırlık vardı bundan dolayı 2019’da büyük bir bekleme süreci geçti. 2020’de bir sorun olacağını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

Önder HANELÇİ (ÖZEL HABER)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber