• DOLAR
    7,2915
  • EURO
    8,5355
  • ALTIN
    477,20
  • BIST
    1,1787

Prof. Dr. Parlakpınar; “Yazılı Bilim Politikamız Yok”

Sağlık alanı için “Malzeme var ama bu malzemeyi işleyemiyoruz.” Diyen ve ülkenin bu sorunu ortadan kaldıracak potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Parlakpınar, “Küçük küçük çalışmalardan öte bunun devlet politikası haline gelmesi lazım. Yatırımlar kısmında da devlet desteğinin yeterli olduğunu düşünüyorum. İşlenecek cevher var, bunu işleyecek beyinler de bu ülkede yeterince var. Sorunun çıkış noktası olarak gecikmiş bir devlet politikası ve yazılı bilim politikamızın henüz olmayışı olarak görüyorum.” dedi 

Prof. Dr. Parlakpınar; “Yazılı Bilim Politikamız Yok”

Sağlık alanı için “Malzeme var ama bu malzemeyi işleyemiyoruz.” Diyen ve ülkenin bu sorunu ortadan kaldıracak potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Parlakpınar, “Küçük küçük çalışmalardan öte bunun devlet politikası haline gelmesi lazım. Yatırımlar kısmında da devlet desteğinin yeterli olduğunu düşünüyorum. İşlenecek cevher var, bunu işleyecek beyinler de bu ülkede yeterince var. Sorunun çıkış noktası olarak gecikmiş bir devlet politikası ve yazılı bilim politikamızın henüz olmayışı olarak görüyorum.” dedi

“Yerli ve milli kavramını bende çok önemsiyorum.” Diyen İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Parlakpınar sağlıktaki yerlilik ve millilik için görüşlerini, devlet tarafından sağlık alanına aktarılan desteğin yeterliliği için düşüncelerini şu şekilde sıraladı: “Benim alanım farmokoloji. Farmakoloji ilaç bilimi demek. Bir ilaç geliştirmek için harcanan yüksek maliyetleri ve dışa bağımlılığı ben çok iyi biliyorum. Bununla ilgili yürütülen milli aşı projesi var mesela. Çok önemsiyorum yerli ve milli ilacımız olsun. Hatta bu yerli ve milli ilacımız olsun derken bunların ham maddesini dışardan getirip Türkiye’de bunları bir araya getirmekte değil. Daha vizyoner düşünüp ham maddeyi de burada üretip hepsini burada yapalım. F16’ daki veya savunma sanayisindeki parçaları biz yaptığımız gibi ilaçta da bunu yapalım. Özellikle bunu bu alanda istiyorum. Yerli ve milli olsun Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Uygulamaları içinde bunlar geçerli. Bunlardan bir tanesini örnek olarak söyleyeyim. Fitoterapi bitkisel ürünler ile yapılan tedavi demektir. Biz Türkiye coğrafyasına baktığımızda o kadar çok bitkisel zenginliğimiz var ki özellikle bir Karadeniz’e baktığınızda bir Artvin’e baktığınızda bu coğrafyada bulunan endemik bitkisel ürün çeşitleri sadece bir Karadeniz bölgesi Almanya’dan fazla. Türkiye’deki bu tıbbi bitki çeşitleri dünyada çok az bulunan ülkeler içerisinde fakat böyle bir ham madde rezervi olmasına rağmen onların işlenip tıbbi anlamda pazara kazandırılıp oradan ülke ekonomisine girdisine baktığınızda bu çok çok düşük bir rakam. Bir yerde sorun var demek ki. Malzeme var ama bu malzemeyi işleyemiyoruz. Akademisyenlerimiz, üniversitelerimiz var ziraat, eczacılık, tıp fakültelerimiz var. Bunlar bir araya gelip bunu rahatlıkla yapabilir. Dolayısıyla yerli ve mili kavramı için ben Fitoterapi alanında bitkisel çeşitliliğinin çok iyi işlenerek rahatlıkla tıbbi ürünlerin kazandırılacağına inancım sonsuz. Bu alanda ben de küçük adımlarda olsa çalışmalar yapıyorum ama küçük küçük çalışmalardan öte devlet politikası haline gelmesi lazım. Devlet politikası olduğu zaman tüm ülkeyi kapsadığı zaman hayata geçecek faaliyetler. Tıbbi bitkinin diyelim ki bir kilosunu biz ham madde olarak çok ucuz fiyata satıyoruz onu satın alan ülke onu çok güzel bir şekilde standartlara göre işleyip yasal süreçlerini tamamlayıp ticari ambalajı üzerine etiketleyip içeriğini tam olarak yazıp gerekli onayını aldıktan sonra bize gram gram satıyor. Bizden kilo ile alıyor ama satarken gram gram ve çok pahalı bir şekilde satıyor. Maalesef bu acınacak bir durum. Bir tarafta kötü örnekler var ve kötü örnekleri gördükleri için kapıyı hiç açmayalım diye düşünüyorlar bu da yanlış. Evet, kötü örnekler var bunlardan ibret alalım bunları yapmayalım yanlışa yanlış diyelim ama burayı da ihmal etmeyelim. Bu sefer bizim yapmamız gereken şeyleri başkaları yapıyor onlar işliyor bizim temel zenginliklerimizi kullanıyorlar oysa.

“SORUNUN ÇIKIŞ NOKTASI GECİKMİŞ BİR DEVLET POLİTİKASI”

Yatırımlar kısmında da devlet desteğinin yeterli olduğunu düşünüyorum. Hele hele üniversitelerde TEKNOKENT gibi oluşumlar var ki TEKNOKENT’lerin sunmuş olduğu çok güzel avantajlar var. Yine TEKNOKENT’lerin haricinde devletin fonlama kuruluşları var, TÜBİTAK, TÜSEB gibi, KOSGEB gibi. Siz uygun projeleri hazırlayıp buralara sunabilirsiniz. Buralardan destek alabilirsiniz ben fonlama kuruluşlarının desteklerin az ve yetersiz olduğunu düşünmüyorum. Ham maddenin işlenecek cevherin var olduğunu düşünüyorum bunu işleyecek beyinlerin de bu ülkede yeterince var olduklarını düşünüyorum.  Sorunun çıkış noktası olarak gecikmiş bir devlet politikası ve yazılı bilim politikamızın henüz olmayışı olarak görüyorum. Bunu bir suçlayıcı cümle olarak kullanmıyorum. Yönlendirici yapılması gereken eleştirel bir bakış açısı olarak söylüyorum devlet politikası olduğu zaman bu işler standardize bir şekilde rayında gider çünkü.”

Hanife Sarı (Özel Haber)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber