• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Tahir Sağır
Tahir  Sağır
tahir.sagir@malatyasonsoz.com.tr
NÜFUS ARTARKEN
  • 0
  • 359
  • 03 Şubat 2019 Pazar
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Türkiye’de nüfus resmi verilere göre 82 milyonu aştı. Bunun 15 milyondan fazlası İstanbul’dayken geriye kalan nüfus ise ülkenin geneline yayılıyor. Nüfusu en az olan il 80 bini aşkın Bayburt.

Nüfus günden güne hız geçmeden artıyor. Erkek nüfus oranı ile kadın nüfus oranı arasında ki fark %1. Bunlar resmi verilerin elde ettiği neticeler. Nüfusun bu denli artması da hiç şüphesiz sosyolojik ve psikolojik problemleri de beraberinde getiriyor. Tüketim artıyor, üretim azalıyor. Okuyan sayısı artarken iş bulan sayısı günden güne eriyor. Sadece şehrimiz Malatya’da resmi rakamlara göre 30 bini aşkın insan işsiz. İşsizler içinde lisans mezunundan ilkokul mezununa kadar her eğitim seviyesinden insan var. Üniversitelerin günden güne artarken eğitim kalitesinin düşmesi, işsiz ama eğitimli insan sayısını da arttırdı. Gençlerin devlet dairelerinde iş bulma azmi, özel sektörün işçi alımında kıtlığı , işe alımlarda yaşanan torpiller artık işi tahammül edilemeyecek noktaya götürdü.Yazın başvurmuş olduğum bir belediye işinde görüşülmeye dahi çağrılmadan internet üzerinden evraklarımı yollamamın yeterli olduğu söylendi.Ancak daha sonra aradığımda “biz gereken kişiyi alıp haber verdik” dediler. İşte bu şartlarda iş arıyor, işe girmeye çalışıyor gençler. Nüfusun artması ile övünürken  nitelikli nüfusun azalması , işsiz , mutsuz insanlarla dolu bir toplum haline geldiğimizi gözardı ediyoruz. Nüfus artıyor ancak köylerde (kırsalda ) yaşayan nüfus sadece %7. Yani %7’lik bir nüfusun yaptığı üretimi %93 tüketiyor. Böyle olunca da ithalat kaçınılmaz hale geliyor elbette. Nüfusun artması kaçınılmaz bir olay.Ancak nüfusun doğru istihdam edilmesi, üretimin artması , kırsalda şartların düzeltilmesi Türkiye için en önemli meseleler.

Üniversite sayısını arttırmak yerine gençler mesleki eğitime yönlendirilmeli.İşsiz yığınlar ancak bu şekilde önlenebilir. 81 ilin tamamında sadece fen edebiyat fakültelerini doldurup sonra da işsiz kalan gençler yerine kendi seçtiği bir meslekte eğitim almış donanımlı gençlere ihtiyacımız var. Zanaatkarlık neredeyse can çekişiyor. Zorunlu eğitim yüzünden çocuk yaşta meslek edinemeyen kişiler, ileriki yaşlarda meslek öğrenemiyor.Memurda olamayınca kaçınılmaz bir stresin eşiğine giriyor gençler.Birde araya askerlik girince tamamen kayıplar yaşayan erkek genç nüfus, büyük bir bunalımın içine düşüyor.

Şartların günden güne zorlaşması , konut ,araç sahibi olmanın neredeyse imkansız hale gelmesi, orta ve alt tabakanın çökmesi ile sadece kaymak yiyen bir tabakanın refahı artıyor ülkede. Ekonomik olarak zaten çöküş yaşıyoruz. Birde fırsatçılar , karaborsacılar ile halk adeta perişan bir hale geldi. İnsanlar mutsuz , insanlar gergin . Geleceğe dair endişeleri var. Toplumsal ve ekonomik bir refah için her fırsatta önerdiğimiz faiz sömürüsünün kaldırılması , adil düzenin sağlanması ve refah içinde bir toplum en elzem mesele. Faiz olan bir toplumda ekonomi sittin sene düzelmez, düzelemez. Çünkü faiz, Allah ve Resulüne harp ilan etmektir. Ve bu harp hiç şüphesiz toplumu perişan etmektedir. Faizi kaldırarak ekonomik refahı sağlamak, ekonomiyi düzelterekte toplumsal huzuru elde etmek mümkündür.Bunun için azına çoğuna bakmadan faiz tamamen kaldırılmalı, ekonomik eşitsizlikler mutlaka çözüme kavuşturulmalıdır..

Çözüm İslam’da .

Çare İslam’da …

İSKİLİPLİ ATIF HOCA’YI RAHMETLE ANIYORUM

Tarihin her döneminde dar ağacı nice mazlumları ağırlamış, idam sehpaları cennet basamağı olmuştur Allah yolunun erlerine… Cumhuriyetle birlikte Türkiye seküler bir devlet haline getirilmeye çalışılırken  maneviyatçı insanlar en büyük tehlike kabul edilmiş, bu vesile ile nice insan sadece mukaddesatçı olması sebebi ile infaz edilmiştir. “Yunan harbinde öldürülen düşmandan çok kendi insanımızı astık” diye övünmüştür bir de dönemin siyasi gücü. İşte İskilipli Atıf Efendi’de bu zor yıllarda yazmış olduğu ‘Frenk Mukallitliği ve Şapka’ isimli risalesi yüzünden, Batı’nın fötrünü sevmediği , karşı çıktığı gerekçesiyle idam edilmiştir.İşin garibi İskilipli Atıf Hoca bu risaleyi daha şapka kanunu çıkmadan 1 buçuk sene önce yayınlamıştır. Ancak dönemin despot anlayışı bu risaleyi idam vesikası kabul etmiş ve mazlum bir insanın idamına hükmetmiştir. Zaten bu göstermelik mahkemelerin yegane amacı mütedeyyin insanları ortadan kaldırarak ateist, seküler düzene geçilmesini kolaylaştırmaktı.4 Şubat 1926’da idam edilen İskilipli Atıf Hoca’yı bugün hâlâ bazı -sözde- tarihçiler çeşitli iftiralar atarak mazlumluğunu örtbas etmeye çalışmaktadırlar.Ancak gerçekler elbet gün yüzüne çıkıyor ve çıkacaktır.İnsanlar mazlumluğunu biliyor ve İskilipli Atıf Efendi bugün siyaset nezdinde bile rahmetle anılıyor.

İskilipli Atıf Hoca Efendi idam sehpasına vakarla çıkmış ve “Zalimlerle elbet mahşerde hesaplaşacağız” diyerek bu dünyadan ayrılmıştır.

Rahmetle ve özlemle anıyor, hesapları gören Yüce Allah’ın adaletine sonsuz güvenimle hesapların sorulacağı günde  “Elhamdulillah” demeyi özlemle bekliyorum.

Selam ve Dua İle.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber