• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Nedim Sağır
Nedim  Sağır
nedim.sagir@malatyasonsoz.com.tr
NAFİLE İBADETLERİN EHEMMİYETİ
  • 0
  • 352
  • 10 Ocak 2019 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerimize olsun.

Kıymetli okuyucularım, geçen haftaki yazımızda ibadetlerimizde ki ihmal ve üşengeçlikten bahsederken yazımızın başında ibadetlerin iki kısma ayrıldığını, bunlardan birincisinin farzlar (emirler) ve haramlar (yasaklar) olduğunu ifade etmiştik.

Bu hafta da inşaAllah ibadetlerin ikinci kısmı olan genel anlamda “ nafilelerden” bahsedeceğiz.Nafile, fazladan yapılan demekle beraber bu fazlalığın kişiye kazandırdıkları ve hangi ruh haliyle bu fazlalıkla yapılan ibadetlerin zevke ve huzura kavuşturduğunu anlatmaya gayret göstereceğim (inşaAllah).

Ebu Hureyre (ra.)’dan rivayet edilen hadisi kudside;

“Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu:

“Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü’min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem.”(Buhârî, Rikak 38.)

 

Abd yani kul, Rabbinin emir ve yasaklarına riayet etmekle emre itaat etmesinden dolayı,Rabbinin rızasına ve vâdine nail olur.Razı edebilmek ve söz verilen güzel akibete erişmek, her müminin asli görevidir.Çünkü yaratılış gayesi kulluk olan insan, bu gayeye uygun yaşamak zorundadır.Bu zorunluluğu zevke ve yakîn olmaya dönüştürmek,rıza ile beraber Allah’ın sevgisine mazhar olmak işte bu nafile dediğimiz ekstra fedakarlık ve samimiyet ile gerçekleştirilen ibadetlerle mümkündür.

Nafile ibadetlerin öncüsü,  Rasulullah (s.a.v.)’in farzlarla beraber yapmış olduğu sünnet dediğimiz ibadetlerdir.Farzların önünde ve ardında eda edilenlerle birlikte ayrıca ara ara yapmış olduğu ibadetler,tavsiye ettiği tesbihat, tefekkür, zikirler vb.  hep nafile olarak adlandırılmıştır.İşte kul, bu nafile ibadetlerle muhabbet-i İlâhiyye’ye mazhar olur.

Seven sevdiğiyle beraber olmak için nasıl sürekli bir çaba ve kararlılık içinde bulunuyorsa,Allah’a yakın olmak,O’nun rahmet nazarına ve muhabbetine vasıl olmak,hayatın merkezine O’nu yerleştirmek için nafile olan kulluğun çok büyük bir önemi var.

Başta Resul ve Nebiler olmak üzere velayet ve velilik yolunun erbabları, farzı kavileştiren nafileleri edada gayet özen göstermişlerdir.Ayakları şişinceye kadar kıyam, rüku ve secdelerle gecelerini nurlandıran,ehl-i şükür olabilmenin huzurunu yaşayan Rasulullah (s.a.v.), Müslim’in rivayet ettiği bir hadisi şerifte, mahşer günü kulun hesabı görülürken farz ibadetlerde eksiği olan kişiler hakkında :

“…Bakın araştırın, kulumun, farzdaki eksikliğini tamamlayacak nafilesi var mı?..” buyurarak nafile ibadetlerin önemini dile getirmiştir.

Nafile ibadetler sevmeye ve sevilmeye,bağışlanıp hayal bile edilemeyecek ecirlere vasıl olmaya,ruhun kemaline ermesinde en etkili vasıta olmasına,farzı ikame eden bedeni dolduran ruhun her zerresiyle Rabbine yönelmesine,Rabbimizin ifadesiyle;

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.”(Maide-35) işaret edilmiştir.

Aslında bu ayette belirtilen dört ana esası nafile ibadetler en güzel biçimde ihya etmektedir ki bunlar takva,kurbiyyet(yakınlaşma),cihad ve felaha kavuşmadır.

Ancak unutulmaması gereken husus şudur; Farz eda edilmedikçe nafile hasıl olmaz. Kim farzı eda eder, üzerine nafileyi de ziyade kılar ve bunu da devam ettirirse, işte bundan (Allah’a) yaklaşma iradesi tahakkuk eder. İbnu Hacer ilave eder: “Nitekim, câri adete göre, yakınlaşmalar çoğu kere, yakınlaşmayı sağlayanın üzerine vacip olmayan şeylerle hasıl olmaktadır; hediye, bağış gibi. Üzerindeki haraç veya bir para borcunu ödeyen kimse, kalplerde, hediye kadar yakınlık sağlayamaz. Keza Resûlullah’a teşri edilen şeyler arasında, farzları ikmal etmek üzere nafileler de var. Velayet sahibi mümini kamillerden bazıları ”Kim nafile yerine farzla meşgul ise mazurdur, kim de farz yerine nafile ile meşgulse mağrur (şeytan tarafından aldatılmış)tır.”diye hakikati belirtmişlerdir.

Yazımızı tamamlarken şunu ifade etmekte fayda görüyorum; Nebi (a.s.)’ın sünnetleri ile birlikte nafile ibadetlere özen gösterip ihya etmek, dini muhafaza ve ikame etmenin en güzel yoludur.

Nafile ibadetlerin neler olduğunu inşaAllah bir başka yazımızda anlatmaya çalışacağız..

Rabbimin hıfz u emânı üzere olun…

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber