• DOLAR
    7,6684
  • EURO
    8,9895
  • ALTIN
    468,09
  • BIST
    1,1708

MUTLAKA KONTROLLÜ SOSYAL MEDYA

MUTLAKA KONTROLLÜ SOSYAL MEDYA

Uzun süredir sosyal medya kullanmıyorum. Sosyal medyanın birkaç yararı varsa binlerce zararı olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Sosyal medya ile ilgili düzenlemeleri desteklemekle beraber yetersiz de buluyorum. Bu iş bu kadar basit olmamalı! İnsanlar bir klavye ile şahsiyet cellatlığına soyunamamalı, İslamî değerlere fütursuzca saldıramamalı, kişilik haklarını tacize varan yorumlar yazamamalı. Bu özgürlük değildir. Özgürlük birilerine rahatça hakaret edebilmek midir? Kendi put haline getirdiği bireylere eleştiriye dahi tahammül edemeyip insanların manevi değerlerine kontrolsüzce saldırmak özgürlük müdür? Sosyal medya insanların bilinçaltında biriken en menfi duyguları bile açığa çıkarttıkları yer haline geldi. Yüz yüze iletişimde kullanılması mümkün olmayan ifadelerin sosyal medya ile yaygınlaşması maalesef gelinen noktayı gösteriyor.

Meseleye sosyal medya bağlamında bakmayacağım çünkü daha önce sosyal medyaya bakışımı yazdım. Bugün bir şiir aramak için internete girdiğimde Twitter’da ekranın sağ köşesinde gündemde olan taglar vardı. “Nisa 34” tagını görünce dikkatimi çekti. Yazılan yorumlara bakayım dedim ve maalesef ülkemizde dine karşı ne kadar öfkeli  kindar bir yığının olduğu gerçeği beni hayli üzdü. İslam’a öyle büyük bir kin ve öfkeleri var ki. İslam düşmanlığını adeta kendilerine görev edinmişler. İslamî değerlere saldıranlara uygulanan cezaların maalesef çok yetersiz olması pek çok İslam düşmanını da cesaretlendiriyor. Kur’an ayetlerine, Hz.Muhammed’e (sav) hatta Allah-u Teâlâ’ya hakaret edenlerin sosyal platformlarda cirit atması genç nesil için, tablet başında sabahlayan çocuklar için de büyük tehlike arz ediyor!

Bu iş böyle gitmez…!

Sosyal medyada çok küçük çocukların bile hesapları olduğu gerçeğini göz önüne alınca yapılacak çok ciddi düzenlemeler olduğu gerçektir. Özgürlük kılıfı altında İslam’ın kutsallarına saldıranlara fırsat verilmemelidir.

Gelelim meselenin diğer boyutuna. Kur’an’ın ayetlerini kimseye izah etmek zorunda olmamakla beraber ‘Müslümanım’ diyenlerin bile kendilerini savunmaya çalışıp eziklik içerisine girmeleri oldukça üzücüdür. Kur’an kusursuz Hakk kelamıdır. Başından sonuna kadar iman ettik. Allah-u Teâlâ’nın emirlerini beğenmeyenlerin, toplumları  getirdikleri ahval net bir biçimde ortadadır. Eğer sorgulanması gereken şey varsa o da budur. Bize, Kur’an’ı en iyi yaşayan Hz.Peygamber (sav) dönemi “Saadet Asrı” olarak örnek olmuştur. Modern seküler çağın yalnızlığında boğulan, mutlu olamayıp mutsuzluğunu insanlara ve değerlerine sataşmakla kamufle etmeye çalışanların hali gün gibi ortadadır.

Bugün İstanbul Sözleşmesiyle sorunları çözmeye çalışanlar yanlış adrese başvurmaktadırlar. Eğer Avrupa tarzı normlar çözüm olsaydı bu ülke bugünkü ahvalde olmazdı. Eşitlik ile adalet sağlanmaz. Eşitlik adalet değildir.

Şunu ilan etmekten korkmamalıyız ki biz çözümü Batı’da yahut Batılı mantalitede değil Allah’ın dininde görüyoruz ve buna inanıyoruz. Elimizde buna kesin delil olarak Asr-ı Saadet  dönemini gösterebiliyoruz.

Eğer aile mefhumunu kaybetmek istemiyorsak İslam’ın gösterdiği toplumsal huzura dönüş yapmak zorundayız. Aksi halde medyanın karanlık yüzü ile kaybolan aile trajedilerini izlemeye devam ederiz.

Bize savunduğumuz bu kusursuz anlayış yüzünden ‘gerici’ diyenlere, Üstad Necip Fazıl’ın muhteşem kelamıyla cevap veriyoruz:

“Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana;

Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.

Zaman, korkunç daire; ilk ve son nokta nerde?

Bazı geriden gelen, yüzbin devir ilerde!”

Cemil Meriç’te şöyle ifade ediyor: “Murdan bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.”

Çare ve çözüm İslam’ın ta kendisidir.  Ailelerin yıkılmasını İslam’ın adil anlayışı ile çözebiliriz. Toplumsal refahı yine İslam’ın ekonomik strüktürü ile sağlayabiliriz. Faizin olmadığı toplum huzur getirir. Ekonomi düzelirse aileler de huzurlu olur. Bugün maddiyat toplumu haline gelen dünyamızda huzursuzlukların çoğu da maddi sebeplerden kaynaklanıyor. Bütün sorunları çözen İslam varken çareyi başka yerlerde aramak sizce mantıklı mı?

Bence değil…

Selam ve Dua İle.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber