• DOLAR
    7,8262
  • EURO
    9,4329
  • ALTIN
    458,87
  • BIST
    10,4227
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
MUSİBETLER YILI 2020
  • 0
  • 1881
  • 17 Kasım 2020 Salı
  • +
  • -

Her yeni yılbaşında birileri yeni yıla nasıl girersen öyle devam eder diyerek genellikle çılgınlık derecesinde güle oynaya eğlenceyle giriş yapmayı (batıl bir inanç olarak) alışkanlık haline getirmiştir.  Oysa insanlar bir yıl daha geride bırakıp yaşlandıklarını hesaplayarak ciddiyetle kendilerini bir iç muhasebeden geçirerek daha kârlı çıkabilirlerdi.

Evirip çevirip bunca doğal afeti, musibeti ve salgını tabiata veya oraya-buraya, ona-buna fatura ederek kendisi için ders çıkarmayıp inadına isyan ve inkârına devam edenler var.  O’nun izni olmadan bir tek yaprağın bile dalından kopmadığı yüce Allah(c.c.)’ı unutup ve olup bitenlerden O’nu habersiz sanarak ibret almadan hayatını gaflet içerisinde tüketenler var.

Adı kazadır, beladır, afettir vs. çoğu zaman kimse bunların ne zaman ne şekilde ve nerede olacağını bilemez. Ancak bazen de bangır bangır bağırarak geliyorum, geleceğim ve geldim diyen musibetler vardır ki, bunlar kişinin tedbir almasıyla bağlantılıdır. Her ne kadar oldu ile öldüye çare yoktur denilmişse de önlem almak kendi elimizde olan bir husustur ki, asla ihmal edilmemesi gerekir. Çünkü ağır bedellere yol açabilir ihmaller.

2020 yılına nasıl girdik, neler oldu, neler oluyor ve daha neler olacak bilemedik, bilemiyoruz. 30 Ekim günü İzmir’i vuran 6.6 şiddetindeki deprem hakkında birçok yorumlar yapıldı. Kim ne derse desin; bir bela, musibet ve afet başımıza geldiğinde din, cinsiyet, kadın-erkek, çocuk, genç ve yaşlı ayrımı yapmaz. Böyle durumlarda aklıselim ve kalbi selim devreye girerek fiili duaya kavli dua da eklenerek temkinli davranmakta azami fayda vardır.

İnsanların birbirilerine hesap sorarcasına veya hesabı kendisi alacakmış gibi meseleyi ifrat ve tefrit noktasına taşıyarak tahkir ve tezyif etmesi hiç mi hiç yakışık almaz. Yüce Allah(c.c.)’a ait olan bazı yetkileri kulların üstlenmesi haddini aşmaktan başka bir şey değildir.

Rabbimiz biz kullarını imtihan etmek için başta peygamberler olmak üzere bütün insanları farklı şekillerde kaza, bela, afet ve musibetlerle sınar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) böyle durumlarda şöyle dua etmiştir:

“Biz Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz. Allah’ım başıma gelen musibetin mükâfatını senden bekliyorum. Bundan dolay bana ecir(sevap) ihsan eyle ve benim için onu daha hayırlısıyla değiştir.” (Müslim, Cenaiz, 4)

Ayeti kerimelerde de:

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, ‘Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz’ derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.” (Bakara, 155-157) buyrularak musibet anında nasıl davranılması gerektiğini yüce Allah (c.c.) bizlere öğretmektedir.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber efendimiz (s.a.v.) Taif’te uğradığı saldırıdan(taşlanmaktan) kurtulduktan sonra ellerini semaya çevirip şu şekilde dua etmiştir:

“Ya Rabbi gerçekten benim üzerime çöken bu meziyet ve musibet eğer Senin bana karşı bir gazap ve öfkenden ileri gelmiyorsa ben buna aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim.” Bu olaydan sonra Ahkaf suresi 35. ayet nazil olmuştu: “(Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret.”

Oğlu İbrahim öldüğünde kendisinin ağladığına şaşıranlara Peygamberimiz şu cevabı vermiştir:

“Göz ağlar kalp mahzun olur. Biz Rabbimizi gazaplandıracak bir şey söylemeyiz. Eğer ölüm doğru söyleyen Allah’ın herkesi kapsayan bir vaadi olmasaydı ve arkada kalan önden gidene kavuşmayacak olsaydı ey İbrahim, biz şu ankinden daha büyük bir üzüntü duyacaktık. Biz senin için çok hüzünlüyüz.

Bizler de ölümle neticelenen bütün kaza, bela, afet ve musibetlerden ötürü vicdan ehli olarak hüzün duyuyoruz. Çünkü ölenler hayvan da olsa bir candır. Hele de insanın böylesi vakalardaki ölümü elbette ki hepimizi mahzun etmektedir. Burada en önemli olan husus; acılarımızı isyana ve haksızlığa dönüştürmemektir.

Allah u a’lem, bunca musibetten salgına kadar meydana gelen tüm can yakan olaylar dünyanın sonuna geldiğimize işaret etmektedir. Allah beterinden korusun inşallah.

Yaşadığımız son İzmir depreminden de anlamış olduk ki; deprem olmadan önce önlem almanın, deprem esnasında ve sonrasında nelerin yapılmasının gerektiğini iyice bilmek hayatta kalabilmemiz bakımından çok büyük bir önem taşımaktadır. Bir deprem ülkesi olduğumuzun bilinciyle hareket edilmesi halinde zarar, hasar ve ölümlerin en aza indirilebileceği apaçık bir gerçektir.

Hayatımızı tepeden tırnağa etkileyen 2020 yılı, galiba hiç unutulmayacak ve unutulmaması gereken bir yıl olarak kayıtlara geçecektir. Hâlâ biz hayatta olanlara bunca acı hadise ibret olmalı ve geleceğimiz olan çocuklarımızı ona göre yetiştirmemiz kaçınılmazdır.

Yurdumuzun ve tüm dünyanın üzerinde dolaşıp duran karabulutların bir an önce dağılmasını Rabbimizden niyaz ederek, ölmüşlerimize rahmet hasta ve yaralı olanlarımıza da acil şifalar diliyoruz.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber