• DOLAR
    5,7811
    %-0,14
  • EURO
    6,4733
    %0,37
  • ALTIN
    272,37
    %-0,45
  • BIST
    7,7934
    %2,10
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
MODERN CAHİLLERİN ÇOK BİLMİŞLİĞİ
  • 0
  • 1392
  • 29 Ocak 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“Cehalet ne güzel şey, her şeyi biliyorsun(!)” (Albert Einstein)

Çok ciddi konularda bile ağzına geleni söyleyip ahkâm kesenler günbegün çoğalmaktadır. En rahatsız edici olanı şüphesiz din eksenli yorum, tahlil ve yargılardır. Kimi hâşâ işkembeden atarken, kimi müçtehit kesilip direkt Kur’an’dan hüküm çıkarmakta, kimi de dinin peygamberini görmezden gelerek; hatta kendisini onun yerine koyarak birçok kirli bilgi üretmeye devam etmektedir. Ne de olsa cahiller cesur olurmuş(?)..

Çarşıda-pazarda, kaldırımda, toplu taşıma araçlarında, iş yerlerinde, banka ve hastane kuyruklarında, gençler, yetişkinler ve yaşlılar arasında fetvalar havada uçuşmaktadır. Bunun arka planına baktığımızda okullarda, TV ve medya organlarında sahih bir din eğitiminin verilmeyişi ve bu işin yeterince dikkate alınmayışından kaynaklandığını görüyoruz. Din sahası adeta sahipsiz bir görüntü verdiği için bilen-bilmeyen herkesin cirit attığı bir alana dönüşmüştür.

Dinî eğitim ve öğretimin yapıldığı okulların durumuna gelince, oralardan mezun olan öğrencilerin çok az bir kısmı meslekî alanla ilgili iken çoğu taliplerin istemeyip aile yönlendirmesiyle hasbelkader gelmiş oldukları bu yerlerden oldukça yetersiz ve donanımsız mezun olup gittiklerini biliyoruz.  Zira ekseriyetle yüksek öğrenim amaçlı motive edildiklerinden parası çok ve rahat meslekler gözetildiğinden branş kalitesi güdülmemektedir. Böyle olunca da yarın din adamı insan(lar)ı dinden edebilecek bir profile sahip olabiliyor.

Müslüman olan şu memleketin, camilerinde, cenaze ve taziyelerinde, düğünlerinde, kız-oğlan ilişkilerinde, aile düzenlerinde, ticari ahlaklarında, yolculuklarında, eğlence kültürlerinde şahit olduklarınız sizi gerçekten sarsarak burası neresi dedirtir bir vaziyete sokuyor.

Elbette okumamış cahillerin; niçin bilmedikleri ve neden öğrenmedikleri anlamında iki vebali vardır velâkin en çok problem olanlar ise genellikle okumuş cahillerdir denilse abartılmış olmaz.

İnsanoğlu beşikten mezara kadar eğitime tabi olması gereken eşref-i mahlûkat bir varlıktır. Her insan bilgi edinme ve yaşayarak tecrübe edinmede farklı gelişim gösterir.  Kimisi okumuş cahil olur, kimisi okumamış cahil kalır.

İnsanlık gelişirken(?); değişim ve dönüşümler de sürüp gidiyor. Belki hayat kolaylaşmıştır fakat köleleştirme, idare eden-edilen ilişkisi, sürü psikolojisi ve ayrıcalıklı kesimlerin mutlu ve rahat yaşama anlayışı değişmemiştir. Yani kölelik ve köleleştirme sadece şekil değiştirmiştir.

Bilgi ve bilişim çağında bu kadar cehalet ancak çok okumakla elde edilebilir vecizesi ayan beyan tezahür etmiştir.. Batının karanlığında aydınlanacağını zanneden komplekse belenmiş nice akademisyenlerin ötesinde yerli işbirlikçi rolünü gönüllü olarak üstlenenlere ne demelidir?..

Diğer taraftan sağlık üzerinde çokbilmişler aracılığıyla oynan oyunlar ve siyasî arenadaki akla ziyan manevralar!..

Ne kadar hastane ve doktor, o kadar çok hasta ve hastalık!..

Ne kadar siyasî bölünme o kadar tefrika!..

Bu arada doğruluk, dürüstlük, sadakat ve güvenirlik bitmiş de çoktan yerini yalancılığa, sahtekârlığa, hile-hurdaya ve güvensizliğe terk etmiş bulunuyor. Aşırı bilgi kirliliğinden dolayı kafalar oldukça karışık. Çağın gereği denilerek birçok şeyi sorgulamanıza da mahal verilmemektedir.  Bu da şu demektir: günümüzde muazzam bir modern cahiliye yaşanmaktadır. Malumdur ki, cahiliye denilince İslam öncesi ahval; kızların diri diri gömülmesi, şirk bataklığı, ahlakî çöküntü, ırkçılık, kabilecilik, sınırsız alkol tüketimi ve faizle insanlara uygulanan ekonomik zulüm vb. olumsuzlukların en modern halleri günümüzde uygulanmıyor mu?

Nedir kızlarımızın maruz kaldığı taciz ve tecavüzler? Nedir annelerin eşlerin katliamı? Nedir bu töre cinayetleri? Ne olacak bunca tekel bayileri? Faiz ve kredi mağdurları ne olacak? Nedir bu TV’lerdeki çarpık ilişkileri evladımıza empoze eden ahlaksız dizi furyaları? Neslimizi tahrip ve tahrif eden şu kontrolsüz medyanın hali nereye, ne zamana kadar sürecek? Bütün bunlar çağımızın olmazsa olmazları mı, bu şekilde kanıksamamız mı gerekiyor?

Yüce Rabbimiz: “Sakın cahillerden olma.” (En’am, 35), “Onların çoğu cahillik ediyorlar” (En’am, 111), “(İslam’a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.” (A’raf, 199), Dedi ki: “Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş (yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi Benden isteme. Gerçekten Ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” (Hud, 46), “O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler.” (Furkan, 63), “… O (insan), çok zalim, çok cahildir.” (Ahzab, 72), De ki: “Ey cahiller, bana Allah’ın dışında bir başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?” (Zümer, 64), “Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu ‘etraflıca araştırın’. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.” (Hucurat, 6) buyurarak cehalet ve cahillere karşı biz kullarını uyarmaktadır.

Konumuzu Sadi Şirazi’nin şu sözleriyle noktalıyoruz: “Ne kadar okursan oku, bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.”

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber