• DOLAR
    5,8147
    %0,44
  • EURO
    6,4658
    %0,25
  • ALTIN
    276,05
    %0,90
  • BIST
    7,7627
    %1,70
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
MİSAFİR/LİK BİTTİ (Mİ?)!
  • 0
  • 318
  • 29 Ekim 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“Makbul olduğunda şüphe bulunmayan üç dua vardır: Mazlumun duası, misafirin duası, babanın çocuğuna duası.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 29; Tirmizî, Birr, 7)

Yolcu ve yolculuk esnasında birinin evine konuk olarak giden kimse demek olan misafir ve misafirlik meselesi günümüzde gerçek özelliğini kaybetme noktasına gelmiş bulunmaktadır.

İnancımız ve kültürümüzde misafire ikrama büyük bir önem arz etmektedir. Bunun en güzel ve canlı örneklerini sahabei kiramın hayatında görmekteyiz. Nitekim Mekke’den Medine’ye hicret eden Muhacir’lere Ensar’ın gösterdiği misafirperverlik, tarihte eşine pek rastlanmayacak bir fazilet timsalidir. Çünkü Ensar, Medine’ye daha ilk geldikleri gün bu çok özel misafirlerini evlerinde ağırlamak için birbirleri ile yarışa girmişler, hatta bu misafirleri paylaşamayarak aralarında kur’a çekmek zorunda kalmışlardır. (Buhârî, Cenâiz 3, Menâkıbu’l-Ensâr 46)

Efendimiz (a.s.) bir gün:

“−Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine caizesini versin!” buyurmuştu. Ashabı kiram:

“−Yâ Resulallah! Misafirin caizesi nedir?” diye sordular. Hazreti Peygamber de:

“−Onu bir gün ve bir gece ağırlamaktır. Misafirlik üç gündür. Misafiri üç günden fazla ağırlamak ise sadakadır.”  buyurdular. (Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Lukata, 14)

“Misafir rızkını getirir ve (evdeki) topluluğun günahını (bağışlatıp) götürür.” (Feyzü’l-Kadîr, IV, S, 261)”

Bu rivayetler ekseninde ecdadımız da: “Misafir on kısmetle gelir; birini yer dokuzunu bırakır” vecizesiyle misafirliğin önemi ve misafire ikram konusundaki hassasiyetini ortaya koymuştur.  Yeni yapılan dairelerde en büyük ve geniş oda misafir odası diye adlandırılıp ona göre tasarlanarak sürekli temiz tutulmak suretiyle misafir için hazır bekletilmektedir. Bu özellik milletimizin en bariz niteliklerinden biridir. Ancak günler, haftalar, aylar belki yıllar geçip de hiç misafir yüzü görmeyip işlevsiz bir vaziyette bekletilen ve neredeyse hiç kullanılmayan misafir salonlarımız da yok değildir. O kadar ki bazı ev hanımları eve misafir almasa bile o odaları ne olur ne olmaz temiz kalsın kabilinden evdeki kimselere de kullandırtmamaktadır. Daha önce hanımlar arasında evlerde yapılan ev oturmaları ve gün toplantıları şimdilerde kafeteryalarda veya restaurantlarda yapılmaya başladı.

Bu duruma gelmemizin ne gibi nedenleri olabilir diye düşündüğümüzde:

  • Ev işinin yoğunluğu,
  • Takip edilen bazı diziler,
  • Ekonomik sıkıntı ve krizler,
  • Çocukların sınavlara hazırlanması,
  • Misafir sevmeme,
  • Boş verme ve ilgilenmek istememe,
  • Çalışan anne-babaların meşguliyetleri ve zaman yokluğu,
  • Şimdiki gençlerin birçok akrabasını yeterince tanımadıkları gibi bahane ve gerekçeler karşımıza çıkmaktadır.

İster istemez insan, evlerimizdeki bereketsizlik, huzursuzluk ve alabildiğine aile içi yalnızlaşma ve sosyal

hayattan kopukluğun sebebi misafir ağırlamayıp özellikle de sıla-i rahmi terk etmek mi, diye düşünüyor.

Ciddi bir bireyselleşme söz konusu günümüzde. Bunun da sebebi ebeveynler olarak yarınlarımızı ve

geleceğimizi teslim edeceğimiz çocuklarımıza yönelik yanlış bir eğitim ve öğretim sisteminin dayatması sonucu

emsallerimizden etkilenerek onların maddi geliri yüksek bir meslek kazanmaları için birçok değerimizi günbegün

yitirmenin eşiğindeyiz.

Bu arada bir şeyi unutuyoruz: Bu her dediğini ve her istediğini yaptığımız çocuklarımız, bizim kaç isteğimizi yapıyor, yapmakta ve yapacaktır? Zira insanlığın ve hayatın bin bir hali vardır. Başka bir ifadeyle mevcut eğitim ve öğretim içerisinde çocuklarımızın akademik başarılarını hesapladığımız ve ilgilendiğimiz kadar kalp ve gönül eğitimi ile adabı muaşeret konusunda yeteri kadar özen gösterdiğimiz söylenebilir mi? İleride sakın karşımıza duygusuz, idealsiz, ruhsuz robotik bir yapı çıkmasın! Böyle bir nesille hangi temel değerlerinizi yaşatıp sürdürebileceksiniz?

Şartların çok değiştiği doğrudur velâkin maddi, özellikle manevi ve ahlaki açıdan vaziyetin iyiye doğru gittiğini söylemek mümkün değildir.

Herkes her şeyi bildiği için(!) dolayısıyla hiç kimseye de bir şey denilemediğinden susup nasıl bir akıbete uğrayacağımızı merakla bekler hâle geldik. Akıbet hayrolsun diyeceğiz de hayra doğru bir gidişe insanların çoğu talip olmadığından görünen manzara şerrin ağırlığını koruduğu şeklinde tezahür etmektedir.

Bütün bunları söylerken de meselenin tamamen umutsuz bir vaka olduğunu söylemek istemiyoruz. Çözüm bağlamında bunun yolunun, batı taklitçisi ve tercüme sistemlerle değil de kendi özümüze; inancımıza, tarih ve kültürümüze en uygun olan maddi ve manevi değerlerimizin verildiği yerli bir MİLLÎ eğitim ve öğretimin uygulanmasından geçmektedir.

Misafirlik gibi öz değerlerimizi, amele yansıyan inancımızı, kulluğumuzu ve adabımızı kaybedeceksek akademik başarıların bizleri kurtar(a)mayacağı açıktır.

“Misafir ağırlamayanda hayır yoktur” (İmam Ahmed, Müsned, IV, 155)

”Misafir gelecekmiş gibi evini, ölüm gelecekmiş gibi kalbini temiz tut.” (Mevlana)

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber