• DOLAR
    7,5575
  • EURO
    8,9826
  • ALTIN
    474,05
  • BIST
    1,1843
Prof. Dr. Taner Tatar
Prof. Dr. Taner  Tatar
tanertatar@malatyasonsoz.com.tr
MILLI KÜLTÜR UNSURU OLARAK BEKTASILIK
  • 0
  • 903
  • 20 Haziran 2014 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

 Bazi arastirmacilar Alevî-Bektasî topluluklarini bir alt kültür olarak görmektedirler. Burada alt kültür kavramindan ne anlasildigi önemlidir. Alt kültür, yörelere göre ana kültür kalibindan temel özellikler itibariyle fazla farklilik göstermeyen derece farklarini, çesitliliklerini kapsayan bir hayat tarzidir. Bu manada ele alindiginda Alevi-Bektasi topluluklarini alt kültür olarak görmek mümkün olabilir. Ancak kavramin mahiyet farkliliklarini vurgulayan tanimlari da oldugu düsünülecek olursa, bu tür nitelendirmeler yanlis degerlendirmelere yol açabilir. Bütün bunlari göz önünde bulundurarak Alevilik ve Bektasiligi “millî kültür içinde alt-kültür grubu” olarak nitelendirebiliriz. Zira, Türkiye’deki Alevî ve Bektasiler Islâm dinine baglidirlar ve Türk milletinin mensubudurlar. Töreleri, günlük yasayislari, deyisleri, nefesleri, sazlari ve sözleri ile Türk kültürünün en özlü yanlarini korumuslardir. Alevilik ve Bektasiligin dayandigi kaynaklar, Müslümanlik, Islâm Tasavvufu ve Türk Töresidir. Bunun disinda ortaya konulan anlayis ve iddialarin Alevilik ve Bektasilikle alakasinin olmadigi âsikârdir. Nitekim “Ali’siz Alevilik” gibi iddialar bunu dogrulamaktadir. Susuz denizden ne kadar söz edilebilirse, Hz. Ali’nin olmadigi bir Alevilikten de o kadar söz edilebilir. Bu evvela Aleviligin, dolayisiyla da millî bütünlügün bagrina saplanmak istenen hain hançerlerden biridir. Aleviligin bu gibi iddialarla gündeme gelmesi ise daha da esef vericidir. Bu hem Aleviligi kendi içerisinde bölmeye yönelik bir tavir, hem de Alevi-Sünni bütünlesmesinin önüne çekilmis bir settir. Elbette ki böyle bir iddia birdenbire ortaya çikmis degildir. Baslangiçta bu fikir daha sinsice islenmis, belirli bir asamaya geldikten sonra da “Alisiz Alevilik” olarak kendisini açiga vurmustur. Böyle bir sürecin varligini Mehmet Eröz yillar önce belirtmis ve ilk uyariyi yapmisti:  ”…kitleler üzerinde büyük sevgi ve nüfuz sahibi olan Âsik’lar (Alevi saz sairleri) birer birer ‘egitim’den geçirildi ve köylere gönderildi. Bu çalisma, üniversitede okuyan gençlerle Alevi ögretmenlerle tamamlandi. Marksist-Leninist  ideolojiyi benimsemis olan solcu aydinlar köylerine giderek, solculuk propagandasina basladilar. Bunu, Alevilik adina yaptilar. (…) Solcu Alevi gençleri, âsiklar bu propagandayi yaparken Muhammed-Ali’nin yolundan ayrilip, Marx-Lenin ve Mao’nun yoluna düstüklerini açiklamiyor, bundan sinsi bir sekilde kaçiniyorlardi. Saf köylüler onlari hâlâ Alevi sayiyordu. Maddeci felsefenin, diger dinler yaninda en çok Islâmiyete ve onun içinde Alevilige düsman oldugunu, olabilecegini nereden bilsinlerdi. Ufuklari dar, kendilerine açiklananlar çok azdi. Isin farkina varan bazi Alevi dedeleri, seyyidleri ve vatansever münevverleri ise çesitli karalamalarla gözden düsürüldü…”.
Alevisi ile sünnisi ile bu günkü gençlerimiz kaybettikleri mirasi aramaktadirlar. Gençlerimiz, hangi gruptan olursa olsunlar, kendi büyüklerinden ögrendikleri Islâm kurallari ile yetinmek istemiyorlar. Fakat yanlis bir laiklik anlayisi ile devletin millî egitim ve kültür politikalari, Islâmin öz degerlerini gençlerimize ögretici programlardan yoksun birakilmistir. Onlar Islâmin hakikatini kendi gruplarindaki aile büyüklerinden de ögrenemiyorlar. Çünkü o büyükler, hatali bir kültür politikasinin uygulandigi bir dönemin bu konuda cahil biraktigi ve derin bir gaflet uykusuna terk ettigi kisilerdir.
Bütün bu yasananlara ragmen Alevi-Sünni bütünlesmesi, karsilikli duvarlar yikildigi zaman kolaylikla gerçeklesebilecek bir noktadir. Islâm’in semsiyesi altinda yer alan Alevi-Sünni egilimler, daha ziyade birbirini anlamaya, bilgilenmeye yöneldikleri takdirde köklü anlasmazliklar ortadan kalkacaktir. Ancak bunun için herseyden öne kendimizi anlamamiz gerekmektedir. Kendimizi anlamamiz ise milli kültürümüzün temel sahsiyet ve kaynaklarina inmemizle mümkündür. Haci Bektas Veli o sultanlardan biridir. O, hepimizin Hünkâridir
Bizi her zaman birlik ve beraberlige davet eden Hünkâr Haci Bektas Velî’ye gönül vermek zamanidir:”Iri olalim, diri olalim / Kutsal inancin piri olalim, / Gönül verelim Hak gerçegine / Her zaman Bir’in biri olalim.”
Nihayet artik Hz. Ali’ye baglanmak zamanidir. Nitekim Allah’in Arslani söyle buyurmaktadir:”Ey insanlar! Fitne dalgalarini kurtulus gemisiyle asin, nefret yolundan ayrilip, gurur tacini basinizdan atin”.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber