• DOLAR
    5,8147
    %0,44
  • EURO
    6,4658
    %0,25
  • ALTIN
    276,05
    %0,90
  • BIST
    7,7627
    %1,70
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
MANEVİYATI ETKİLEYEN MADDİ KRİZLER
  • 0
  • 1282
  • 01 Ocak 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

İnsanoğlu maddi ve manevi boyutuyla yahut bedeni ve ruhsal yönüyle diğer canlılardan ayrı, farklı ve de üstün olması gereken bir varlıktır. Bunlardan her hangi birini ihmal eden insanlığından fire vermiş olur veya en azından eksik bir yapı görünümünde olur.

Biz inanmışların Yüce Yaratıcıdan, her son tahiyyata oturuşumuzda dünya ve ahiretimizi dengede tutacak talebimizi özellikle dile getiririz. Buna rağmen birçoğumuz ebedi yurdun bizim için daha hayırlı ve kalıcı olduğunu bildiğimiz halde (acil) olarak geçici dünya güzelliklerini ve menfaatini tercih ettiğimizi de Rabbimiz açıkça bildirmektedir. (A’lâ suresi, 16, 17)

Kapitalist ve emperyalist ideolojilerin iliğimize kadar nüfuz ederek paçavraya çevirmek üzere sürekli silkeleyip dururken maddi imkânlarımızla birlikte maneviyatımız da sarsıntı geçirmektedir. İhtiyaç olsun-olmasın tüketime dayalı uygulanan ekonomi programlar, iki yakamızı bir araya getirmeye fırsat vermediğinden ‘isar’ (kardeşini kendine tercih etme) ve ‘karzı hasen’ (hiçbir maddi çıkar gözetmeksizin, sırf Allah’ın rızasını kazanmak ve din kardeşinin sıkıntısını gidermek amacıyla borç vermek ) toplumumuzda neredeyse hiç rastla(ya)madığımız acı bir gerçektir. Veren ve alan tarafların da hem haklı ve hem de haksız olduğu durumlar da söz konusudur. Şöyle ki, veren açısından yardımcı olduğunuz kişiden ‘iyilikten maraz doğar’ kabilinden zarar görüyorsunuz veya enayi yerine konuluyorsunuz. Karzı hasen açısından meseleye bakıldığında ise, diyelim ki, bir yıl sonrasına geri ödenmek üzere verdiğiniz borcun aynısını geri almanız halinde enflasyon ve diğer maddi krizler sonucu büyük bir zarara uğruyorsunuz. Borçlu, enflasyon ve devalüasyona göre ödeme yapacak olsa meblağ arttığından dolayı zorlanmaktadır. Böylece her iki taraf için maneviyatı, psikolojiyi bozan maddi sıkıntılar toplumda hızla baş göstermekte ve sapma açısı giderek büyümektedir.

Diğer taraftan lanetli faiz belası da insanları kasıp kavurmaktadır. Çektiği krediyi ödeyemediğinden emekliye ayrılıp tazminatını da alıp bankaya verdiği halde yine borcunu kapatamayıp başka bir iş arayışına gidenlerin sayısı da günbegün çoğalmaktadır. Kimse kimsenin elinden tutmadığı için birçok insanımız bankaların kucağına düşerek maddi-manevi perişan olmaktadır.

Zalimce dönen zamane çarkları sırayla bizleri öğütmeye devam etmektedir. Umut tacirleri, simsarlar, aracılar, komisyoncular, üçkâğıtçılar hepsi iş başındalar. Bunlar bir tek sağlam kişi kalmayacak derecede pisliklerini, şerlerini herkese bulaştırmanın azami gayreti içerisindeler.

Çocuklarımız, eğlence, oyun ve modanın vazgeçilmez figürleri; biz büyükler de temel ihtiyaçları doğal yoldan karşılayamaz hale gelince bankalar arası mekik dokuyarak haramı sıradanlaştırıp mubah sayınca gaflet içre kıldığımız namazlar bile gösterişten öteye geçmediği için kalben müsterih olamayıp vahşi kapitalizmin oyuncağı derekesine düşürülmüş gibiyiz.

2019 yılının ilk haftası piyango milyarderlerinin muhabbetiyle geçeceğe benziyor. Kazananların(?) şaşkınlığı, taşkınlığı ile kaybedenlerin yıkılmış ve bitkin halleri de içler acısı bir durum olarak karşımıza çıkacaktır. Bu yılki yeni yıla geçiş daha bol iştirakli ve Hıristiyan âlemini kıskandıracak cinstendi. Aslında doğrusunu söylemek gerekirse bizler onları çoktan geçerek geri bıraktık bile.

Ertesi günü tatil olan yılbaşı gecesindeki fütursuzca, müsrifçe harcamaların yanı sıra işlenen büyük günahlar, aşırılıklar, ahlaki erozyon ve ruhsal çöküntünün etkisi belki uzun bir süre devam ederek, yaşadığı gibi inanmaya başlayan insanların da sayısını da arttıracaktır.

Siyonist ve haçlı müttefiki petrol zengini İslam ülkeleri(?)nin izahı çok zor tavırları bir yana, mağdur ve mazlum yapılarıyla fakr-u zaruret içerisinde kıvrananların maddi-manevi nasıl bir psikoloji içerisinde olduklarını anlatmaya da gerek yoktur. Bu anlamda Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Fakirlik neredeyse küfre denk olacaktı” (Beyhakî), derken; “Allah’ım, yoksulluk fitnesinin şerrinden, küfür ve yoksulluktan Sana sığınırım.” (Nesaî, Sehv, 90) diye dua etmiştir. İşte bu Nebevî mesajlar da meselenin ciddiyetini ortaya koymaktadır.

Konumuza birkaç hadisi şerif mealiyle daha nokta koyalım:

“Mallarınızı zekâtla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Belâya dua ile karşı koyun.” (Kütüb-i Sitte, c. 7, s. 322)

“Sizden biri, mal ve yaratılış itibariyle kendinden üstün bir kimseyi gördüğünde, kendinden daha aşağı olanına baksın (Kendisini onunla mukayese etsin).” (Buhâri, Askalâni Şerhi, 11, s. 322)

“Dünya, Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar değerli olsaydı, hiçbir kâfire asla ondan su içirmezdi.”
(Tirmizî; Kütüb-i Sitte, 17/565)

“Kim dünyaya çok önem verirse, Allah onun işini dağıtır (zorlaştırır). İki gözünün arasına fakirliği (aç gözlülüğü) koyar. (Hâlbuki) dünyadan ona ulaşacak olan kendisi için yazılandan başkası olamaz. Kimin de niyeti ahireti (kazanma) ise Allah onun işini toparlar (kolaylaştırır). Onun kalbine zenginliği koyar. Ona dünyadan da ihtiyaç duyduğu şey ulaşır.” (Tirmizî, Kıyâmet 31, hadis no: 2467)

“Veren el, alan elden daha hayırlıdır. Yardım etmeye, geçimini üstlendiğin kimselerden başla! Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir. Kim insanlardan bir şey istemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez. Kim de tokgözlü olursa, Allah onu zengin kılar.” (Buhârî, Zekât 18)

“Sizin için korktuğum şeylerden biri, dünyanın süs ve güzelliklerinin size açılmasıdır…” (Buhârî, Zekât 47)

“Kıyâmet gününde cehennem ehlinden olan kimseye denilir ki: Dünya dolusu malın olsaydı (şu azaptan kurtulmak için) o malını fidye olarak verir miydin?’  O kimse, azabın şiddetini gördüğü için: ‘Evet, muhakkak verirdim’ der. Yüce Allah şöyle buyurur: Ben (dünyada)  senden,  bundan  daha kolay bir şey istemiştim.  Henüz   ruhlar  âleminde  iken, Bana hiçbir şeyi şirk koşmaman hakkında senden misak almıştım. Sen ise sözünden döndün. Bana ortak koşmaktan başka bir şey kabul etmedin.” (Buhârî, Rikak 49)

Akıbet hayrola, selam ve dua ile.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber