• DOLAR
    5,7477
    %0,51
  • EURO
    6,3537
    %0,54
  • ALTIN
    280,36
    %1,73
  • BIST
    100.237
    %-0,10
Cemal Karabaş
Cemal  Karabaş
cemal.karabas@malatyasonsoz.com.tr
MALATYA… MALATYA…
  • 0
  • 213
  • 05 Eylül 2019 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Malatya’ya bayrama geldim.

Araç yoğunluğundan adım atılmaz hale gelen ağaçsız caddeler, sokaklar nemden sıcaktan güçlükle nefes alıyor. Çocukluğumda Malatya bir kayısısıyla değil, Bursa gibi yeşil bitki örtüsüyle de şöhret yapmıştı.

Çok değil; şöyle yirmi ya da otuz sene önce, bu ovada türlü meyve bahçeleri vardı. Bahçelerin arasına serpiştirilmiş en fazla iki da üç katlı evlerin,  konakların ayakuçlarındaki arkları dolduran sular coşarak,  koşarak avlulara girer, avlularda bulunan küçük havuzlardaki peynir küplerini, mevsimlik sebzeleri soğutarak,  aşağılara bahçelere doğru yoluna devam ederdi.

Büyüklerimizin de dediği gibi kanaat ve bereket vardı o zamanlar; şükür vardı; kurtla kuzu bir arada gezerdi o zamanlar…

Köroğlu’nun  “delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu” dediği gibi  topraklarımıza  medeniyet gelince ne mertlik, ne insanlık, ne hayır, ne bereket  ne de şükür kaldı !..

Medeniyetin en önemli aracı olan traktörler  topraklarımızı ucuza  defin defin edince, bir zamanlar barış içinde bir arada yaşayan büyük ailelerde  çözülme başladı. Kalanlar kaldı, diğerleri büyük şehirlere göç ettiler. Bu, eşyanın tabiatına uygundu. Kapitalizm için az maliyet, çok kâr gerekiyordu. Artık üretim için fazla adama ihtiyaç yoktu.  Herkes başının çaresine bakmalıydı!  Derken aile ve akrabalık ilişkileri zayıflamaya yüz tuttu.  Ihsan bir maliyet unsuruydu. Sermayeye göre insanın ruhsal, zihinsel önemi yoktu. Olaylar hep bu zihniyet üzerine inşa olundu. İhtiyaçlar artarak çeşitlenmişti.  Kapitalizm yaşamsal ihtiyaçlar dışında sanal ihtiyaçlar için insanların zihinlerini zorlamaya başlamıştı.  Bu ihtiyaçların karşılanması için paraya, daha çok paraya ihtiyaç vardı. Tarımda daha çok para demek ise mülkiyetin tek elde toplanıp verimin artırılmasıyla olacaktı. Sanayide daha çok para demek, patronun, işçinin ürettiği  artı değerden   daha fazla pay alması  demekti. Kısacası para yeni bir çağın çağrısıydı. Para, yolları dolduran araç kalabalığı, eğri büğrü daracık sokaklar, para faizlendirilmiş banka kredileriyle üst üste kondurulan apartman daireleri demekti. Miras yoluyla bölünmüş arazilerin daha fazla bölünmeye tahammülü yoktu. Toprağından kopmak zorunda kalan köylüler gecekondularla şehri kuşatma altına almışlardı.  Şehirlerdeki nüfus artışı, işsizlik, aş, iş, barınma, sağlık sorunlarını beraberinde getirdi. Şehirler buna hazırlıklı değildi. 2. Dünya Savaşının yarattığı travma, kapitalizmin sözde demokrasi çağrıları, yeteneksiz bürokrat ve siyasetçiler elinde daha da derinleşecekti.

Diğer şehirler gibi Malatya’da da öyle oldu. Topraksız köylülerin kuşatması altına giren Malatya ovasında altyapı kolaylığı nedeniyle bahçeler yok edilip yerlerine çok katlı binalar yapılmaya başlandı.  İmar planları geleceğe göre değil , siyasilerce  günü kurtarmaya yönelik yapılmaya başlandı.  Sağlıksız şehirleşme bir kere başlamıştı. Ne de olsa bir kere kervanı yolda düzmeye alışmışlardı! Üstüne üslük Atatürk barajı,  Fırat’ ın  önünü kesti. Binlerce yıllık alüvyonlu topraklarının su altında kaldı. Bir çok kayısı bahçesi de ya verimini  kaybetti ya da alıcı bulamadı. Makus talihini bir türlü kıramadı.  Baraj suları Güney’i sularken  Malatya kendi verimli  topraklarını sonsuza kadar kaybetti. Verimli bahçeler tarumar oldu. Eski konaklar harap oldu, viranelerde bepbük * öttü.  İklimler değişti. Atatürk Baraj gölünün sebep olduğu  rutubetle  sıcaklar  yapış yapış. İnsanlar  nefes alırken zorlanıyor. İnsanlar mutsuz.  Yağışlar eksik , tarlardaki ekinlerin boyu bir karışı bulmuyor. Bahçelerdeki ağaçlar susuzluktan  kırılıyor…  Yeşil Malatya diye bir yer vardı eskiden ;  bir Malatya türküsü söylenirdi  düğünlerde ; şenliklerde; Malatya Malatya bulunmaz eşin / Gönülleri doldurur ayla güneşin… Geceleri açıp bakıyorum gökyüzüne Malatya’da ;  ay gelinlik tüller içinde;  puslu bir resmin içinde bir gelin gibi  süzülüyor…

Günaydın  güzeller güzeli ;  güneşin ne kadar da puslu ve  yakıcı !..

*bepbük ; yerel dilde baykuş..

 

 

 

 

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber