• DOLAR
    5,3505
    % 0,01
  • EURO
    6,1024
    % 0,27
  • ALTIN
    214,3859
    % 0,01
  • BIST
    90.051,10
    % -1,91

 “Malatya Kabadayıları” Bu Kitapta Hayat Buldu

Çeşitli yönleriyle filmlere ve türkülere konu olan Malatya bu sefer geçmişte yaşayan kabadayılarıyla “Malatya Kabadayıları” kitabının ilham kaynağı oldu. Kapitalizm karşısında değerlerimizi yitirmemek için bu eseri kaleme aldığını vurgulayan Dinç,“ Kapitalizmin, dünyanın tüm yerel ve yerli değerlerini acımasızca yok ettiği bu çağda, Malatya’nın ve dünyadaki diğer kültürlerin yok olmamak, unutulmamak için mücadele etmesi gerekiyor. Buradan hareketle, Malatya yöresindeki kabadayıların ve eşkıyaların giyim-kuşamını, dilini, davranışını, değerlerini, kabadayılık yapma biçimlerini, Osmanlı’dan günümüze nasıl değişerek geldiğini de göz önüne alarak izlemeye çalıştım. “dedi

 “Malatya Kabadayıları” Bu Kitapta Hayat Buldu

Malatyalı Araştırmacı Gazeteci Yazar Ahmet Dinç ile son kitabı “Malatya Kabadayılarını” yazma nedenini, Malatya kabadayılarının dikkat çeken özelliklerini, kabadayıların en çok nereden çıktığını ve daha fazlasını konuştuk

Böyle bir kitabı yazma gereği nereden ortaya çıktı?

Birbiriyle bağlantılı iki önemli nedeni var. Biri, Anadolu şehri özelliğini bütünüyle yansıtan Malatya gibi bir kültür havzasının hiç işlenmemiş bir yönünü, tamamen kaybolmadan kayıt altına almak. Bununla bağlantılı ikincisi, bütün dünyayı insan, giyim, müzik vs. yönünden tek tipleştirici bir amaç güden küresel emperyalist hegemonların planlarına ve işlerine karşı, kendi kültürümüzün bir yönünü hem gözler önüne sermek hem unutulmasını önlemek için kayıt altına almaktı. Kendim de Malatyalı olduğumdan zevkle çalıştığım bir kitap oldu.

Malatya Kabadayıları kitabının içeriğinde neler var?

Malatyalı yaklaşık 100 kabadayı, külhanbeyi, çakkal, kopuk ve eşkıyanın hayatından kesitler sunuyoruz. Bunların bir bölümü sonradan İstanbul’a yerleşip orada “mesleğini” icra etmiş. Kabadayıların davranışı, halkla yani çevresiyle ilişkisinin çeşitli boyutları, giyim-kuşamı, konuşma biçimi yani dili kullanımı, devletle yani otoriteyle ve diğer kabadayılarla ilişkisi, vuruşmaları gibi konular işleniyor. Kabadayıların kendi aralarındaki vuruşmalarında bile Malatya’nın onlara verdiği terbiyeyi, davranış kodlarını görmek mümkün. Aslında bu kitapta ele alınan kabadayıların hemen tümünün hayatından en az birer film ya da roman çıkar. O denli ilginç ve sıra dışı tipler ve öyküler var yani.

Fakat kabadayılar dünyası denince akla bir yasadışılık ve şiddet geliyor. Bu ikisini nasıl bağdaştırdınız?

Özellikle İstanbul ve Ankara kabadayılığı denince evet, ilk akla gelen yasadışılık ve şiddet. Ancak Malatya kabadayılığının özgünlüğü işte bu noktada kendini gösteriyor. Elbet şiddet kabadayılar dünyasının temel unsurlarından biri. Ancak Malatya kabadayılarında, etkin olduğu mahallenin ya da şehrin güvenliğini ve namusunu gözetip korumak, fakir ve yetimlerini doyurup sünnet gibi gereklerini yerine getirmek, halkla iyi geçinmek, vatandaşın her türlü sıkıntı ve ihtiyacında yanında olmak esastır. Bu kitapta elbet kavgalara, kanlı vuruşmalara da yer verdik ancak önceliğimiz sosyo-kültürel renklerin öne çıkartılması oldu.

Malatya kabadayıları arasında kamuoyunun tanıdığı ünlü kimseler var mı?

Çok var. Hamido, Ömer Lütfü Topal, Fevzi Öz, Hüseyin Gencer, Muharrem Dündar, Hüseyin Uğurlu gibi ülke çapında tanınmış çok kimsenin yanı sıra, başka özellikler taşıyanlar da bulunuyor. Romanlara konu olanlar mesela. Kemal Tahir’in roman ve öykülerinin temel karakterlerini oluşturan Mazmanoğlu, İstipan gibi, Cahit Uçuk’un Değirmen Taşı romanının kahramanı Cüzüngütlü Fevzi gibi. Eşkıyalık ve şiddet yönüyle adeta küçük bir Celaliler çağı diyebileceğimiz Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş dönemindeki kargaşanın önemli aktörleri arasında kabadayılar ve eşkıyaları da görürüz. Devleti ya da o zamanki otoriteyi çok uğraştırmış bir Bozo ya da Bozan Ağa var ki, yüzlerce atlıyla koca bir Malatya şehrini basıp talan etmiş. Antep savunmasından bildiğimiz Karayılan ise dağda eşkıyalık yaparken devletin yanına geçip, bir türlü başedilemeyen Bozan Ağa’yı tepeliyor.

Malatya kabadayılarında sizin en çok dikkatinizi çeken özellikler ne oldu?

İnsancıllıkları ve sporcu olmaları. Bu iki sıfatı hemen hepsi taşımış. İnsani ve vicdani özellikleri öylesine öne çıkmış ki, kendisi aç gezip fakir-fukarayı doyuran çok kabadayı var. Kitapta beni etkileyen olaylardan biri de, Pehlivan Bayram’la Pehlivan Doğan’ın bir kavgasıydı. Lakaplarından anlaşılacağı gibi ikisi de ünlü birer güreşçi aslında. Bu ikisi kavga edecek ancak, “Rakibimi vurup yere düşürürsem çok acımasın” düşüncesiyle şehir merkezindeki İnönü Parkı’nın çimleri üzerinde dövüşüyorlar. Çevreden çoluk-çocuk birçok kişi kavgayı izliyor. Dövüş sırasında birinin pantolonu boydan boya yırtılınca, utanıp yere çömeliyor. Normal şartlarda rakibi bunu fırsata çevirip ona vurur ve yenmeye çalışır değil mi? Öyle olmuyor. Rakibi diyor ki; “Bu eşitsiz şartlarda seninle dövüşü sürdüremem. Git terzide pantolonunu diktirip gel. Burada bekliyorum, dövüşe ondan sonra devam edelim”. İşte bu, bir şehrin kabadayısından çobanına dek tüm insanlarının ruhuna sindirdiği inceliği, vicdanı, erdemidir.

Rahime Gül Erbaş’ın Röportajı

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber