• DOLAR
    7,6750
  • EURO
    8,9495
  • ALTIN
    459,27
  • BIST
    1,1636
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
KUTSALLARA DİL UZATMA HASTALIĞI
  • 0
  • 255
  • 15 Eylül 2020 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Kendi inancımız açısından konuyu ele aldığımızda; başkalarının tanrılarına ve kutsallarına küfür, hakaret, tahkir ve tezyif yasaklanmıştır. Çünkü böyle bir davranış karşı tarafın da sizin kutsallarınıza aynı şekilde davranmasına kapı aralamış olur.

Bütün dünyayı kasıp kavuran pandemi sürecinde insanların olup bitenlerden ciddi dersler çıkarıp, daha tedbirli, temkinli, tutarlı ve dikkatli olmak yerine azgınlaşmalarından ve daha ileri giderek yüce Yaradan’a kafa tutup dikleneceklerine dair ciddi bir endişe duyuyordum nedense. Bunun sebebi de kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerimdeki anlatılan helak olan kavimlerin tutum ve davranışlarıydı. İnsanlar Allah’ın gazabını gerektirecek ne kadar menhiyat, fuhşiyat ve rezillik varsa kat be kat fazlasıyla üstelik daha çılgınca yapmaya başladılar. Zira Allah hiçbir kavmi suçsuz yere helak etmemişti.

İnsanlar arası ilişkiler büyük oranda zedelendi; uyum, insicam, sevgi, saygı, müsamaha, merhamet ve şefkat can çekişir hale geldi. Siyasi, ekonomik, bireysel ve kurumsal yozlaşmayla birlikte tüm dengeler altüst oldu.

Sahtekârlık, hile hurda, alavere dalavere, edepsizlik, hayâsızlık ve pişkinlik o kadar çok can sıkmaya başladı ki…

Canı sıkılan, kafası bozulan, işi rast gitmeyen, sevinen, kızan dinli-dinsiz kutsallara ve Allah’ın dinine dolayısıyla da yüce Yardan’a çatıyor. Kaldırımda yürürken bile rahatlıkla Allah’a, Kitab’a ve Allah’ın Dini’ne küfredenleri duyabiliyorsunuz. Ucu nereye varıyor diye baktığınızda insanların kendi Rableriyle, inançlarıyla barışık olmadığı ortaya çıkıyor. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de galiba kutsallarımızın sahipsiz sanılması düşüncesidir. Halbuki hayır-şer anlamında zerre miktarınca da olsa insanları hesaba çekeceğini bildiren bir Mevlâ’mız var.

Bir insanın, toplumun veya bir milletin kutsalları yoksa değer ve anlam ifade edecek olan başka neyi kalır ki geriye?

Özellikle nefis taşıyan ve şeytana muhatap olan Müslümanların hata, kusur ve yanlışlarını ısrarla Allah’ın dinine fatura etmeye çalışan oldukça sefih ve ruhsuz bir güruh var aramızda. Bunların sesleri bazı medyanın destek ve takviyesiyle seslerin en çirkini olan eşek sesi arızasında, anırtı makamında ve oldukça rahatsız edici düzeyde çıkmaktadır.

Neden bu böyle oluyor diye düşündüğünüzde insanlara asla huzur ve barışı getiremeyen sistemlerin kurucularının böylesi gündemlerden beslendiğini anlıyorsunuz.

Her fırsatta kutsallarımıza, mabetlerimize, muallim ve mürşitlerimize, âlim ve abidlerimize kendilerinin kurgulayıp, senaryosunu yazıp, yetiştirdikleri figüran aktörlerle çeşitli kritik anları gözeterek ve eş zamanlı harekete geçip yavuz hırsız kabilinden üste çıkmaya çalışan içimizdeki beyinsizlerin dayanağı, pervasızlıkları ve rahatlıkları nereden geliyor acaba? Bu insanlar Allah’ın dünyasında O’nun nimetleriyle hayatta kalıp kudururcasına yaşarken bunca isyan, fitne ve desiselerle geberip Hakk’ın huzuruna çıkmayacaklar mı?

Avrupa’nın bazı ülkelerinde adeta polis nezaretinde Kur’an-ı Kerimi yere atıp yakmalar, mabetlerimizi kundaklamalar, inananları tahkir etmeler hangi medeniyet anlayışıyla bağdaşabilir ki? Oysa bizim tarihimiz ortada; tabiri caizse bünyemizde yetmiş iki buçuk milletin varlığına müsamaha ile yaklaşmamız bir tarafa biz onların her türlü dinî, insanî ve kültürel açıdan hayatlarına hiçbir kısıtlama getirmediğimiz gibi aksine koruma altına aldığımız halde bize, dinimize, kitabımıza, peygamberimize reva görülen densizliğe, alçaklığa bilmem ki ne denir? Haydi bunlar gâvur, onlar vazifesini yapıyor diyelim. Peki içimizdeki kimi diplomalı cahil, kimi ukala, kimi karın ağrısından, kimi de çok bilmişliğinden cami duvarına seğirten bu serapa sefih olanlara ne demeli?

En acı olanı da inananların cephesinde görünüp hatta bazısı akademisyen olup da düşmanları, Siyonist ve Evangelist’leri bırakıp istisnasız ve mütemadiyen şu ya da bu sebepten ötürü sanki dinleri arızalıymış gibi hep Müslümanları suçlayan bir kitlenin varlığı son derece rahatsızlık veren ve izahı yapılamayan bir husustur. Biz bunların tamamını mülkün Malik’ine havale ediyoruz.

Bu konuda son söz yine Rabbimize (c.c.) aittir:

Onlar (ilâhî ışığa kucak açacakları yerde), Allah’ın nurunu ağızları(ndan çıkan iftiralar) ile söndürmek istiyorlar; oysa Allah, -inkârcılar istemese de- nurunu mutlaka tamamlayacak (Hz. Âdem’den bu yana Peygamberlerin insanlığa getirdikleri İslâm inancını tüm güzelliği ve ihtişamı ile cihana yayacak)tır!”

(Saff suresi, 8)

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber