• DOLAR
    5,7884
    %0,66
  • EURO
    6,4038
    %0,20
  • ALTIN
    271,88
    %-0,36
  • BIST
    7,6090
    %0,46
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
“KAZA”LAR
  • 0
  • 612
  • 20 Ağustos 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Allah, kaza bela vermesin. Kazaya dönüşen kaderimiz hayrolsun. Kulluğumuz kalmasın kazaya. İçinde yaşadığımız kazamız sakin ve huzurlu olsun inşallah.

Hafta değil, gün değil saat geçmiyor ki ölümcül veya yaralayan bir kaza haberi almayalım, tanık olmayalım. İşte bu olup bitenler dilimizde kullandığımız diğer “kaza” kavramlarını da çağrıştırınca böyle bir yazıyı kaleme almış olduk.

Kurban Bayramı tatilinin başladığı 9 Ağustos- 2019 Cuma günü mesai bitimi ile tatilin son günü olan 14 Ağustos 2019 Çarşamba saat 17.00 arasında meydana gelen trafik kazalarında 52 kişi öldü, 427 kişi yaralandı. Yollar her ne kadar yenilenip genişletilse de, uykusuzluk, yorgunluk ve sabırsızlık ile birlikte kurallara uyulmaması neticesinde kazaların ardı arkası kesilmiyor. Savaştan daha beter bir görüntü düşmektedir ajanslara sürekli. Bu trafik kazalarında nice ocaklar söndü. Bu tür kaza: Kasıt söz konusu olmaksızın, beklenmedik bir zamanda ve şekilde, yaralanmalara, can ve mal kayıplarına neden olan olay şeklinde tanımlanmıştır. Yapılması gereken şeyler belli: trafik ve hız kurallarına uymak, uykusuz olmamak, aracı bakımdan geçirmiş olmak gibi… Gerisi artık takdir-i ilahi.

Kazanın gündeme geldiği diğer bir husus da, bilhassa vaktinde kılınmayan namazların kazaya kalması meselesidir. Elbette ki sadece kaza namazla sınırlı değildir. Yerine getirmek ve bir görevin vakti çıktıktan veya geçtikten sonra yapılması anlamında fıkıh kitaplarında bolca malumat vardır.

İslâm’da namaz, oruç ve hac gibi ibadetler için belirli ifa vakitleri konulmuştur. Bu vakitlerin kaçırılması hâlinde artık eda değil, kaza söz konusu olur. Farz namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Özürsüz olarak bir namazın vaktini geçirmek büyük günahlardan sayılmıştır. Soyut olarak namazın kazası ile bu kimsenin üzerinden namaz borcu düşerse de, geciktirmekten dolay meydana gelen günah devam eder. Bunun için, namazı kaza eden kimsenin, ayrıca Allah’a tevbe etmesi gerekir. Bir de mebrûr hac büyük günahlara keffâret olduğu için hac yapanların, daha önce namazı özürsüz olarak vaktinde kılamamaktan doğan günahlarının da affedileceği umulur. Düşman korkusu ve hamile kadının çocuğunun ölümünden korkması gibi ciddi özürlerle farz namaz kazaya bırakılabilir. Yolcunun, hırsız ve yol kesicilerden korkması da düşman korkusu kapsamına girer. Ancak günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuklar namazın geriye bırakılması için özür sayılmaz.

Hüküm vermek anlamında gelen kaza (kada) kelimesi, hukuk ile ilgili bir kavram olması hasebiyle de eskiden hüküm veren hukuk görevlisine “kadı” denirdi. Osmanlıca üzerinden dilimize geçen ve içerisinde “dat” harfi bulunan birçok kelimede (razı, rıza raziye, ramazan, hızır, huzur, arz, ırz, farz, karz, maraz) “z” sesiyle telaffuz edilmiştir.

Kaza, Osmanlı’nın son, Cumhuriyeti’n ilk yıllarında merkezi yönetimin taşra örgütlenmesinde yer alan bir yönetim birimi. Sıralama şöyledir: vilayet (il), kaza (ilçe), nahiye (bucak), kariye (köy). Oralara kaza denilmesinin sebebi de orada hukuk işlerini yürüten kadı (yargıç) ve ilçeyi idare eden bir “kaimu’l-Makam: Kaymakam” bulunduğundandır.

Kader bağlamındaki kazaya gelince: Öncelikle en popüler tanımıyla kader, Yüce Allah’ın, ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün şeylerin yerini ve zamanını, özelliğini ve niteliğini sonsuz ilmiyle bilip takdir etmesi ve bununla birlikte sınırlaması anlamına gelmektedir. İslam’a göre kader ile birlikte diğer şartını gerektiren, kaderin yaşanmasını, hayata geçmesini ifade eden kavram ise kazadır.  İmanın şartlarından biri olan kaza ve kadere inanmak, hayrı ve şerri, iyiyi, kötüyü, canlı, cansız, faydalı ve fayda vermeyen ne varsa bunların hepsinin Allah’ın bilgisi dâhilinde dilemesi, azameti takdiri ve yaratması ile gerçekleştiğine ve Allah’tan başka ilahın olmadığına ve başka bir yaratıcının bulunmadığına inanmak demektir. Aslında kaderin dışında hiçbir şey cereyan etmez doğrusu.

Konumuzu yine bir temenniyle bitirelim: Yüce rabbimiz, cümlemizin kazaya dönüşecek olan kaderini güzel ve hayırla takdir etmiş ola inşallah. Bizi, evladımızı, ülkemizi, milletimizi ve diğer kardeşlerimizi her türlü doğal afetlerden, kaza ve belalardan korusun Allah’ımız.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber