• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Tahir Sağır
Tahir  Sağır
tahir.sagir@malatyasonsoz.com.tr
KAYIP GİTMEDEN TUTMAK
  • 0
  • 368
  • 10 Şubat 2019 Pazar
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

”Bela, gam ve keder, Mevla’nın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır. Vurdukça kendine çeker… ” der İmam Rabbani. Sıkıntılardan uzak, dertsiz ve gamsız bir insanın yaşantısı rehavet içinde geçer. İmtihan olmayan insan hayatını düzene sokmadan , manevi lezzetlerden mahrum kalarak dünyevi ışıltılar içinde gününü gün eder. Dertli insan, gam sahibi, hüzünlü kişi ise yaşadığı bu dünyanın imtihan yurdu olduğunu bilerek tek çarenin Allah’a sığınmak olduğuna inanarak yaşar. Belalar arttıkça duaları da artar. İmtihan çetinleştikçe daha da bağlanır dinine, daha da çok yapışır maneviyata. Allah’a sığınır. Ondan bekler, ondan ümit eder. Darlık zamanlarında Allah’a sığınmayan yoktur. Genişlik döneminde ise Allah’a sığınan irfan sahibi insandır, hakiki Müslümandır.

Allah bizi imtihan eder. Yaşamımızın her karesinde bir imtihan ile deneniriz. Bolluk da  darlık da, sağlık da sıhhat de, gam da neşe de hepsi imtihanıdır Allah-u Teâlâ ‘nın. Allah bazı kullarına bu dünyada istedikleri her şeyi verir, böylece onların ahiretten bir alacağı kalmaz. Ancak müminler için ise esas mükafat ahiret yurdunda olandır. Bu dünyada çekilen cefalar, sıkıntılar da kendisine verilecek mükafatı hazırlar. ” Neden bu dert bana verildi, neden ben ? ” sorusu, isyana giden kapıdır. Hem de bilinçsizce söylenen bir sözdür. Bu dünyada imtihan edileceğimizi, sadece iman ettik diyerek  imtihan edilmeden bir yaşam yaşayamayacağımızı Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de bildiriyor. Allah bizleri  “candan”,  “maldan”,  “ürünlerden” eksilterek  “korku”,  “hüzün”,  “belalar” ile imtihan ederken dönüşün sadece kendisine olduğunu bildiriyor ve sabredenleri de müjdeliyor. Yaşadığımız acılar bizim kapasitemizin üstünde değildir. İlâhî İrade ile kaldırabileceğimiz kadar yük yüklenmektedir. Yani hiç  kimse kendisini aşan, üstesinden gelemeyeceği dertlere maruz kalmaz. Sadece bu hissiyata vesveselerle, nefsin fısıltıları ile kapılır. Çözümü basit bir şekilde bulmak yerine dolambaçlı düşüncelerde kaybolup gider. Günden güne artan intiharlar, depresyonlar, psikolojik rahatsızlıklar, modern çağın insanları sürüklediği uçurumlardır. Sekülerizm tehdidi günden güne büyürken  manevi dünyası tamamen örselenen insanlar boşluklarda kaybolup gidiyor.

Kendi içine kapanan, toplumdan soyutlanan, inzivalarda hayatları kararan insanların sayısı rakamsal olarak artıyor korkunç bir şekilde. Konuşamıyoruz, iletişim kuramıyoruz, insanları anlayamıyoruz. Yargılanmak, kınanmak, önemsenmeyen telkinlerle baştan sağılmak istemiyor insanlar. Dinlenmek, ferahlatılmak, anlaşılabilmek istiyor. İnsanlar aç. Bu bedensel bir açlık değil, manevi bir açlık. Kayıp giden insanların vebali hepimize değil midir? Sadece ibadetlerin, fıkhın anlatıldığı bir dini mi istiyor Allah? İnsanlar eriyip gidiyor günden güne. Onları maneviyata doyuramıyoruz. Onları elimizden kayıp giderken sadece ( kuru bir üzüntü ile) izliyoruz. Konuşmuyoruz, anlayamıyoruz, sadece yargılıyoruz. İletişim kuramıyoruz. Yapmayın, etmeyin! İnsanların kayıp gitmesine göz yummayın. Başta din adamları, İslam’ı dava edinmiş tüm Müslümanların görevidir kayıp giden insanların ellerinden tutmak. Onların manevi dünyalarındaki lambaları yakmak, karanlıktan çıkarmak, onları yalnızlığa, çağın bireysel hırslarına, içe kapanık bir egoya sürüklenmekten kurtarmak hepimizin görevidir. Diploma hırsından, maddi kazanç çılgınlığından evlatlarınızı koruyun. ‘Para her şeydir ‘ diyen sekülerizme inat onları ‘para amaç değil araçtır ‘ anlayışı ile yetiştirin. Kazanmak uğruna birilerinin üzerine basmamayı, kaybetmek pahasına bile olsa iltimasa tevessül etmemeyi, harama bir saniye bile olsun meyletmemeyi onlara aşılamak anne ve babaların görevidir. “Çocuğum doktor olsun, mühendis olsun, mimar olsun ” demeyin. Mesleği ne olursa olsun  “iyi bir insan, iyi bir Müslüman ” olsun. Aksi takdirde cebini dolduran, kalbini aç bırakmış insanlar artıyor günden güne.

Ruhunu doyurduğunuz, Nebevî bir metodla terbiye ettiğiniz her insan belalar, gamlar karşısında  “Tevhid Bilinci” ile dağ gibi durur. ” İnnâ lillahi ve İnnâ İleyhi Raciûn ” diyerek karanlıklardan aydınlığa çıkarır yüreğini. Kimseyi kınamadan, incitmeden sadece anlayarak, dinleyerek ruhlarına dokunun. İnanın kazanılan bir hayat, uçurumdan çıkarılan bir insan demek iki cihan bahtiyarlığınıza vesile olacak bir saadet demektir biiznillah.

 

SEÇMELİ DERSLERİ UNUTMAYIN

Ortaokul ve lise talebeleri için seçmeli derslerde ” Kur’an-ı Kerim , Hz.Muhammed (sav) Efendimizin Hayatı , Temel Dini Bilgiler ” derslerini seçmeyi unutmayalım.19 şubata kadar okul idaresine başvurarak öğrencilerimiz için bu dersleri mutlaka seçelim . Çocuklarımızın bu eğitimlerden mahrum kalmaması için muhakkak her veli üzerine düşeni yapmalı , öğrencilerin bu dersleri alması sağlanmalıdır.

Rabbini , Kitabını , Peygamberini unutan nesillerin 90 yılı aşkın ne cefalar çektiğini gördük . Artık Rabbini tanıyan , adil düzen için çalışan, maneviyatı öncelik eden insanlar yetişsin.

Selam ve Dua İle…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber