• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Nedim Sağır
Nedim  Sağır
nedim.sagir@malatyasonsoz.com.tr
KALPLERDEKİ GİZLİ ŞİRK: RİYA
  • 0
  • 339
  • 21 Mart 2019 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Alemlerin şeriksiz Rabbi olan Allah`ın selam ve mağfireti her an üzerimize olsun..

Öyle bir illet ki riya, barınırsa bir kalpte, tahribat etmediği hiçbir âzâ ve amel bırakmaz…

Riyâ, arapça bir kelime olan “re`y” yani görmek kelimesinden türemiş olup “görmesini istemek, gösteriş yapmak” manasında kullanılmaktadır. Bizim kanaatimizde riya, kişinin yaptığı amellerinde çeşitli çıkar ve menfaat gayesi ile başkalarının rızasını kazanmak için şirk temeline dayanan hallere bürünmesidir.Bu hal ise Kelâmullah`da şöyle ifade edilir:

“Ey iman edenler! Allah´a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.”(Bakara Suresi 264. Ayet Meali)

Aslında bu hal, nifak dediğimiz ikiyüzlülük ile de tastamam yarenlik etmektedir.

Riyâ, mü’minde bulunan nebevî sıfat olan ihlasın tam zıddıdır.Çünkü, Allah’tan başkasının hoşnutluğunu kazanma düşüncesiyle amelde ihlâsı terketme, Allah’a itaat eder görünerek kulların takdirini kazanmayı isteme, ibadeti Allah’tan başkası için yapma, ibadetleri kullanarak dünyevî çıkar peşinde olma, Allah’ın emrini yerine getirmek maksadıyla değil insanlara gösteriş olsun diye iyilik yapma gibi niyette şirk oluşturan temellere dayalı  bütün ameller ve gayretler maalesef sahibine imanî ve uhrevî manada hiçbir şey  kazandırmadığı gibi kişiyi hüsrana götüren en zelil haldir.

Rasulullah (s.a.v.) Efendimizden rivayet edilen haberde, ümmeti için en kaygı duyduğu iki halden bahsedilirken bunlardan birincisi kalpte gizli şirk olarak yer alan riyanın, ikincisi ise şehevi duyguların ümmeti için oluşturduğu tehlikedir.

Halbuki bir kudsî hadiste Cenâb-ı Hakk: “İşlediği bir amelde benden başkasını bana ortak koşan kişiyi de onun şirkini de reddederim.” buyurmuştur .Rasulullah (s.a.v.), riyayı “küçük şirk” diye vasfetmiş, Allah’ın din (yani “ceza”) gününde insanlara amellerinin karşılığını verirken gösteriş için ibadet ve hayır yapanlara: “Ey riyakârlar! Dünyada amellerinizi gösteriş olsun diye kimin için yaptıysanız gidin onu arayın, bakalım bulabilecek misiniz?”şeklinde hitap ederek onları huzurundan kovacağını bildirmiştir.

Şüphesiz  bu gibi tehditler, Müslümanlar için korkutmanın en korkunç olanıdır. Gösteriş ve riyadan uzak olması ve Allah’a karşı ihlaslı bir kalp ile yönelmesi konusunda önemli bir unsurdur. Aksi takdirde dağlar kadar bile olsa, riya olsun diye yaptığı amelleri boş ve batıldır.

Hz.Ali (r.a.) buyurur ki: “Kendini beğenme! Yüzüne karşı seni övenlere îtibâr etme! Yaptığın iyilikleri insanların başına kakma, yaptığın işleri büyütme, verdiğin sözden dönme!

Başa kakmak, iyiliği bitirir; mübalâğa, hakîkati söndürür; sözünde durmamak ise Hâlık’ın da halkın da nefretini celbeder.”

Mü`minin dünyadaki gayesi, Rabbini razı edecek bir hayat yaşamak,niyet ve ameline bu rızanın dışında başka bir gayeyi sokmamaktır.

”Riya duygusunun dışa yansımasının beş şeklinden söz eden Muhâsibî bunları beden, dış görünüş, söz, amel ve sosyal çevreyle ilişkilere dindarlık süsü verme diye sıralamaktadır. Bir kimsenin âhiret endişesi taşıdığını göstermek için yüzüne kederli bir görüntü vermesi; oruçlu olduğu bilinsin diye sesi kısılmış, gözlerinin feri sönmüş bir hal takınması; âbidler ve zâhidler gibi saçı başı dağınık görünmesi; konuşmalarında hikmet sahibi, âlim ve zikir ehli bir kimse olduğu izlenimi uyandırmaya çalışması; rükû ve secde gibi rükünlerde uzun süre durarak namazı uzatması, kezâ oruç ve hac gibi ibadetlerinde titiz bir dindar görüntüsü sergilemesi; ilim ve din ehlinden olduğunu, ilimde ve dinde yüksek bir mertebede bulunduğunu hissettirmek amacıyla âlimler ve âbidlerle düşüp kalkması bu beş şeklin örnekleri arasında yer alır. Muhâsibî dünya hayatına düşkün kişilerde sayılan beş yolla gösteriş yaptığını ancak dindarlık süsü verilerek yapılan riyakârlığın bundan daha kötü olduğunu belirtir “(Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi)

Riyanın bir kişideki en adi ve suflî şekli, kalbî hissiyatla Allah’a gösterilmesi icap eden hürmet, muhabbet ve haşyeti Allah’tan başkasına göstermektir.Çünkü bu, itaatin şirk halidir.

Rabbim cümlemizi riyanın her türlüsünden ve şehevi duyguların esaretinden muhafaza eylesin…

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber