• DOLAR
    7,5575
  • EURO
    8,9826
  • ALTIN
    474,07
  • BIST
    1,1843

KABRİSTAN ZİYARETLERİ

KABRİSTAN ZİYARETLERİ

Kabristana sık sık gitmek, tefekkür etmek için çok önemlidir. Tefekkür etmek de dünyevileşen kalbimizin ilacıdır. Mezarlarda yatan merhumları düşünüp, onların elinde olmayan ama bizim elimizde olan , ancak bizim de elimizden kayıp gidecek olan şeyin farkına varmak birkaç dakikalığına bile olsa güzel. Düşünün… Bir ölüye 1 saatlik süre verilse, ne mi yapar? Allah’tan yaptığı tüm günahlar için af diler , ‘TEVBE’ fırsatını kullanır. Çünkü tevbe, can bedenden çıkana dek her insanın elinde olan fırsattır. Yani günahın büyüklüğü değil tevbe edememek insanların en büyük sorunu. Evet elimizde fırsat var ancak tevbe edip af dilemiyoruz Allah’tan. Tıpkı ders çalışma fırsatı olan öğrencinin zamanı boşa heba edip, sınavı kaybettikten sonra ah vah çekmesi gibi. Bizlerde elimizde olan fırsatın önemini kavrayamıyoruz. Kabristanda vefat edenlerin bana hep bunu söylemek istediklerini düşünüyorum. Bir uçurum kenarında olan adamı düşmek üzere görüyorsunuz ama konuşamıyorsunuz… Ne zor değil mi ? “Aman tevbe edin, aman” feryatları bizim kulağımıza değmiyor belki ama bunu yüreğimizle hissedelim en azından.

Eskiden kabristanlar şehrin içinde olurmuş. Şimdi dünyevileşen toplumlar mezarlıkları da şehrin uzak yerlerine götürür ölümü bir nebze olsun unutmak için. Paşaköşkü ve Sancaktar mezarlığını görmek için yürümek yeterken Şehir Mezarlığına vasıta ile gitmeniz gerekiyor. Bunu insan sayısına bağlayanlar da var elbette ama ölümden kaçtığımız gerçeği de  yalan değil! Ölümden kaçmak için dünyaya bağlandıkça, dünyanın stresi ile ölüme daha çok yaklaşıyoruz. Ölümü kabullenebilmek, ölüm korkusunu kaldırır. Ölümden değil, günahlarınızdan korkarsınız ancak. Onun içinde Allah-u Teâlâ’nın mağfiretine sığınırsınız. Her şeyin çaresi İslam’ın eczanesinde aslında. Ölümü Şeb-i Arus olarak gören Mü’minleri yetiştiren İslam değil midir? “Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil” diyen düşünce, ölümü hoş bir ikram görebilmek, Allah’a olan sadakat ve tevekkülden başka ne ile açıklanabilir ki? Kabristanda sevdiği bir yakını meftun bulunmadığı için ziyarete  gitmeyen kardeşlerim hata ediyorlar. Sık sık ziyaret edip, ibret alıp, tefekkür etmek öyle iyi geliyor ki kalbe…

Ne yapsak da kalbimizi, nefsimizi bu dünyadan çekemeyiz. Ancak hiç olmazsa gem vuralım, dizginleyelim. “İşte sonun bu mekan, ibret al ey nefis” diyebilelim kendimize. Her çeşit mezar var. Küçücük bebek mezarları, gencecik fidanların çiçeklerle süslü evleri… Sık sık ıslanır gözyaşıyla topraklar. Gelip gidenleri daha çok olur genç merhumların. Bir de sahipsiz mezarlar var. Onları da ziyaret edip dua okuyun ara sıra. Hatta bir yakınınızın mezarı gibi kabullenin bazılarını. Unutulup gidecek mezarlar var bir de … Sahi ne kadar sağlam da yapsak 200 sene sonraya hangimizin mezarı kalacak? Mezarlarımız bile kaybolup gidecek. Dünya işte böyle vefasız…

Üstad Necip Fazıl’ın şu beyiti beni çok etkiliyor:

“Mezarlarda susarken dilsizler, dudaksızlar;

Üstlerinde ot biter, kuş öter, arı vızlar.”

Bu dünyadan ayrılırken bizi öteki alemde yalnız bırakmayacak amellerle gitmek, bize kabirde nur olacak amelleri alarak göçmek, kısacık dünya hayatının süsüne kapılıp ah vah etmemek Rabbimizden tek muradımız.

Dünya’yı ahirete tercih etmeyenlerden olmamız duası ile…

— Mezarlara ekilen çiçekleri sulayıp, kuşlar için buğday bırakalım… Su kaselerini doldurup, Allah’ın yaşayan kullarını da unutmayalım. —

Ölmüşlerinize rahmet, yaşayanlarınıza selamet dilerim. Dünya hayatını imanla tamamlayanlardan olmamız duasıyla.

Selam ile…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber